Mad Men dizisindeki Don Draper rolüyle 2008 yılından beri her sene Drama dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterilen Jon Hamm, nihayet Emmy ödülünü kazandı.


     Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanını geçenlerde okuma fırsatı buldum. Romanın  isminin güzel olması bir yana roman boyunca böyle bir enstitütünün kurulması gerekliliğini o kadar güzel betimlenmiş ki insan bir işin gerekliliğine inana dursun çevresindeki kişileri de bunun gerekliliğine bir o kadar rahat inandırabilir. Mevzu bahis keza saatler olur, keza farklı bir olgu. Malum süreç boyunca aslolan işin gerekliliğine inanabilmek. Bilakis inanmayı bıraktığınız anda karşılaşılacak durum da roman içerisinde detaylıca işlenmiştir.
   Saatleri Ayarlama Enstitüsü bir yana, sinemanın doğuşu sayabileceğimiz dönemlerden (Metropolis 1927 ) bugüne saat ve zaman kavramı sinemanın vazgeçilmez detaylarından biri olmuştur. Bazen sembolik, bazen detay odaklı olarak yakın kadraja konu olan saatler de filmlerin bir parçası. Aşağıda aklıma ilk gelen duvar saatlerini paylaşıyorum. Hangi filmlere ait olduklarını bilen?

(1)
(2)
(3)
(4)




Yaklaşık 10 saatlik yolculuk sonrası dünyanın en iyi havaalanıyla karşılar sizi Seul. incheon havaalanı Seul'e yaklaşık 1 saat uzaklıkta. İstanbul'da Sabiha Gökçen'e uzak derdim ama bu incheon'u görünce uzaklık neymiş anlıyor insan. Havaalanından Seul'e otobüsle veya tren kullanarak gidebilirsiniz. Ama treni tavsiye etmem. İkide bir aktarma yapmak zorundasınız trenle giderseniz. Ancak otobüsle direk istediğiniz yere gidebilirsiniz. Otobüs fiyatı 10.000 wondur. yaklaşık 16 TL. Otobüsler pek konforlu değil Havataş'ın-Havaş'ın otobüsleri yanında. Otobüslerde ve metrolarda 4 dilde anons yapılıyor: Korece, Çince, Japonca, İngilizce. Durağınızı kaçırmamak için dikkatle dinlemeniz tavsiye edilir otobüsler içinde. Metrolarda ise LCD ekranlarla durak takibi yapabilirsiniz. Otobüs şoförleri pek İngilizce bilmez. Yardım istemeye çalışırsanız İngilizce bilmeyen türk abinin yardımcı olmaya çalışma yönteminin Kore versiyonunu görebilirsiniz. metro sistemini ciddi şekilde geliştirmişler. London Underground'u ile yarışır kesinlikle. Konforda ise Londra'nın eline verir. Metrolarda telefonlarınızı kullanabilirsiniz, genelde beleş wifi bulabilirsiniz. Yine metro duraklarındaki geniş LCD ekranlarda şehirle ilgili bilgi alabilirsiniz. T-Money kart kullanırsanız metro ile otobüs arasında aktarma yapabilirsiniz.

-Kore'de fiyatlar genel olarak Türkiye ile aynı. otobüsler 1100 won, metro aynı şekilde 1100 won. yaklaşık 1.7 TL.

-Sigara fiyatları bir Türk genci için çok cezbedici. En pahalı sigara 2700 won:) 4 TL civarında. Orada yaşayan, para kazanan için düşünürsek aşırı derecede ucuz sigara. He bir de sigaraların orasında burasında resim yok. Korece uyarılar yazıyor. Zaten bir şey anlamayacağınız için rahatça içebilirsiniz. Sigara ucuz olmasına ucuz ama öyle her yerde sigara içmezsiniz. Belirli caddelerde sigara içmek yasaktır. Kapalı alanlarda sigara içme yasağı yok. aksine açık alanlarında sigara içme yasağının olması biraz garip. misal havalimanında dışarı çıktınız açık alana, sigara içemezsin burada. sigara içme odalarına gitmeniz lazım. Ama güzellik şurada havalimanının içinde de sigara içme odaları var. Gir içeri iç sigaranı berbat sigara kokusuyla.

-Adamlar Seul'u han nehrinin iki yakasına kurmuşlar. Gariptir ki şehir yine nehrin kuzeyine kurulmuş diğer nehirli Avrupa şehirleri örneğinde olduğu gibi. Nehir dediğimde baya bir geniş. bir Boğaziçi kadar var. Ama nehir kenarını otoyollarla doldurmuşlar. Bizim boğaz gibi bir anlamı cazibesi yok. Sıfır cazibe. Nehrin üstüne kurulan köprülerde de bir cacık yok Avrupa şehirlerinde olduğu gibi. Bildiğin düz köprü yapmışlar genelde. He şehir merkezi demiştim. Şehir merkezi bu nehrin kuzeyine kurulmuş. Kuzeyde göreceğiniz 'N Seul' kulesinin etrafı şehrin merkezini oluşturuyor. bu tepeye çıkarsanız genel olarak Seul'u görürsünüz. göreceğiniz şey gökdelenler, yine gökdelen apartmanlardır. Şehirde yerleşim alanının fazla olmayışı ve şehir nüfusunun fazla oluşu bu büyük apartmanları gerekli kılmış. Var olan az katlı yerler de yıkılıp yerine büyük apartmanlar dikilmekte.

-Seul'u görünce Kore'yi görmüş olursunuz. Kore'nin tüm şehirleri Seul gibidir gelişmişlik olarak. Busan olsun, İncheon olsun Seul gibi ciddi şekilde gelişmiş şehirlerdir. Demem o ki bizdeki gibi sadece bir şehrin gelişmiş olduğu bir yapıya sahip değiller. İnsan bunları görünce kendi tarihini yadırgamaya başlıyor. Meğer diyorsun biz bir baltaya sap olamamışız. Şehirdeki arabaların 10da 4ü Kia, 10da 4ü Hyundai geri kalanı da yine Kore menşeili araba markaları. Adamlar zamanında bir değil onlarca babayiğit çıkarmışlar. Renault markası da bu Kore arabaları arasında iş yapmasının zor olduğunu anlamış olmalı ki ismini Samsung-Renault olarak değiştirmiş. Amblem olarak da Samsung'un amblemini kullanıyor arabalarda.

-Hediyelik eşya almak isterseniz İnseadong en iyi yerdir. Cadde boyunca bir çok dükkan bulabilirsiniz.

Soldaki fotoda gördüğünüz üzere DVD Roomlar - Cafe Roomlar şehrin bir çok yerinde var. Room kelimesinden anlaşılacağı üzere buralarda oda konsepti var. DVD romlarda izlemek istediğin filmi seçer odaya girersin. Kimse rahatsız etmez sizi. Sipariş falan isterseniz getirilir. Aynı konsept Cafe Roomlarda da var. Oda içinde bulunan bir butonla çalışan birini çağırıp siparişini verebilirsin. İki saat garson diye mi bağırsam usta mı desem kaptan mı desem tribine girmek yok burada.










Şehir genel olarak geniş caddelere ev sahipliği yapıyo. Buna rağmen akşam ve sabah trafiği İstanbul'la yarışır. Bu arada şehirdeki efsane metro sistemine rağmen trafik oluşunu görmek geleceğe yönelik karamsarlık yaratıyor insan. Malum halihazırda bir çok metro projesi veya yol köprü projesi ile İstanbul'un trafik sıkışıklığı düzelecek sanıyorsun ya!, sanma sakın. Şehirde 100 tane metro hattı da olsa şehirde yine trafik olacak. Buna alış canımcım.




 Şehrin bir çok yerinde Türkiye ile ilgili şeyler dikkatini çekebilir. Kore Savaşında, Güney Koreyi askeri olarak en çok destekleyen ülkelerden biri Türkiye imiş. En çok şehit asker sayısında Türkiye 3. sırada.











Bir şehirde yapılabilecek en güzel atraksiyon şehre özgü yemekleri tatmaktır benim için. Bunu seviyorsanız seul size onlarca çeşit yemek sunar:
-Pilav sevenlere bibimpab ve bulgogi tavsiye edilir. pilavın et ve çeşit çeşit yeşillik katılmış hali diyebiliriz buna. ama bu yemeklerin kişiye özel pişiyor olması yemeği daha bir tatlı kılıyor. Fiyatı 6000-7000 won arası. yaklaşık 10 tl.
-Et sevenler barbekü restoranlarına uğramadan dönmesinler. Bildiğin kendin pişir kendin ye restoranları. Ama onlarca çeşit et var. Ve açık büfe tarzında. Yiyebildiğin kadar ye. Ama artık bırakmaman lazım. Bırakırsan 5000 won cezası var. Açık büfenin fiyatı da 11,500 won akşam vakti. öğlen vakti 9000 won. Bir de sadece et yok menüde. Mezeler ve salatalar da açık büfeye dahil.
-Tavuk pilav sevenler dakgalbi'yi kesinlikle denesinler. Aşçılardan birinin alet edevatıyla masanıza gelip, masanızda canlı canlı yemeğinizi pişirmesi eminim hoşunuza gidecektir.
-Kore noodle'ı da denenebilir. marketten alıp otelinizde sıcak suyla noodle'ı yapmanız daha mantıklı. zira restoranlarda basit noodle'a yaklaşık 10 tl para vermek koyabilir.
-Her asya ülkesinde olduğu gibi Seul'de de mükemmel sokak yemekleri bulabilirsiniz. Myeong-dong caddesine bir uçtan girip, sokak yemeklerini deneye deneye bir uçtan çıkabilirsiniz. Cadde üzerindeki tavuk döneri tavsiye ederim. İçine kattıkları sos tavuk döneri sıradanlıktan çıkarıyor. yediğim en iyi tavuk dönerdir.
-Şehirde bütün restoranlarda su bedavadır. hava limanında içme suyu çeşmeleri bulabilirsiniz. genelde her metro istasyonunda tuvalet-lavabo vardır ve beleştir. şehir içinde de bazı yerlerde halk tuvaleti bulabilirsiniz ve bunlar da beleştir:)



Seul'den notlar bunlar. Akla geldikçe ekleme yapılacaktır.

 




Şurdan videoyu izleyip gaza gelebilirsiniz gitmek için http://youtu.be/i_sq7c4b_zu
Vidyo el emeği göz nurudur. Biline!!!




Aşağıda Belgrad(Sırbistan) gezisi sırasında aldığım notları sıraladım. Sıra sıra okuyasınız. Sıra atlamayınız lütfen!

-Havalimanında uçaktan iner inmez karşına bi polis dikilir. amacın ne, ne iş yapıyosun, nerde kalacan falan sorularını geçiştirmek için kalacağın yerin rezervasyon çıktısını almayı unutma. havalimanı çıkışında tourist information noktasından haritanı falan alabilirsin.

-Havalimanından şehre taksi, özel otobüs veya halk otobüsleri ile gidebilirsin. paran varsa 15 eurodan fazlasını vermemek koşulu ile taksi kullan derim. tabi bunu bi kaç kişi gideceğini varsayarak yazıyorum. teksen atla otobüse git. sittin saatte gidersin şehir merkezine. tam bi halk otobüsü. bizim çıktığımız vakit tıkış pıkıştı. direktoman taksiye atladık biz. biz üç kişiydik bu arada.

-Kalacak yeri airbnb'den ayarladık. reklamı da hakediyo burası.
( https://www.airbnb.com.tr/…eckout=17.10.2014&s=4tih ) 3 gece 3 kişi için 520 lira verdik. manzarası mükemmeldi. çift terası vardı. knez mihailova caddesinin dibinde sayılır. yürüyerek 4-5 dakika.

-'Tatil olsa da maçları kaçırmam abi ben' diyosan balkan bet adlı ultra gelişmiş iddaa bayilerine git. içeride maçını izler, içkini yudumlayabilir, sempatik çalışanları kesebilirsin. fiyatları yine on numara seviyesinde. en kalabalık ve en güzel:) balkan bet şubesi hotel moskova'dan knez mihailova caddesine giderken solda olan. tavsiye burası içindir. diğer yerlerde full erkek popülasyonu ile karşılaşabilirsiniz.

-Taze adlı zincir pastane tarzında dükkanlar var. her türlü hamur işini bulabilirsiniz. bu taze dükkanlarından birinde ismini öğrenemediğim büyük hamburgerler var. bildiğin kocaman hamburger. bizim kumpir muhabbetinde olduğu gibi hamburger etinin üstüne 10-15 çeşit nevaleden ne istersen koyduruyosun. fiyatı da tam bi şaka. sadece 200 dinar. 5 lira yani. bu mekanı knez mihailova caddesinin hotel moskova tarafındaki girişinden kendini soldaki sokağa bırakınca bulabilirsin. sokak girişinde bi büfe var. o büfenin arkasında taze yazısını göreceksin. sokakta coca cola sandalyeleri falan var.

-Knez mihailova caddesinin ortasında su içme yeri var. bildiğin çeşmelerden su akıyo işte. beleş. kalemegdan tarafına bakarken sağ tarafında fresco cafe var. yine dışarıda sandalye masaları var. buranın sandviçlerini çok beğendim. taze taze. bi de bu sandviç ekmekleri on numaraydı. içerde kendileri yapıyolarmış ekmekleri. bu da büyükçene. fiyatı 150 dinardı. 3-4 lira gibi bişi. yanına bi kahve ile keyfini sür. bu fresco kafenin az ilerisinde knez mihailova caddesi üzerinde siyah tasarımlı ismini unuttuğum pastaneler zincirinin bi şubesi var. bunlarında kruvasanları on numaraydı. fiyatı 57 dinar. 1-2 lira işte.

-Skadarlija sokağı veya diğer adıyla bohem sokak akşam üstü muhabbet etmelik güzel bi yer. burda da red bar'ı baya sevdim. sokağa hakim terasında kahveni içebilir veya içkini yudumlayabilirsin. bu sokaktaki türkçe menü-hoşgeldiniz afişleri asılı iki tane restoran var. onlardan birine girdik sırp yemekleri için. garson müthiş ilgisizdi. yemeklerin gelmesi yarım saati buldu. kolaları sıcaktı. bi restoranda yaşanabilcek her türlü aksiliği yaşattılar bize. asık suratlı garsonlar da cabasıydı. tavsiyem bunlara girmemeniz. sırpların yerli diyebileceğimiz yemeği sırp kebabı dedikleri bildiğiniz inegöl köftesinin sırp versiyonu. denemeseniz de olur.

-Sırplar için varsa yoksa tesla, djokovic, ve şu 1. dünya savaşını başlatan adam. her yerde bunları görebilirsiniz şehirde. tesla için müze kurmuşlar. müthiş derecede ufak. giriş 500 dinar. para vermeden de müzeyi gezmeniz mümkün bence. vermemek ayıp olur tabi. bu müzede teslanın buluşlarını deneyerek görebilirsiniz. elektrikle iletişim kurmak için mutlaka bu müzeye gidin.

-Kalemegdan dedikleri bildiğiniz park. içinde hayvanat bahçesi, türbe, kale duvarları falan var.

-Akşam 10dan sonra dükkanlarda içki satışı yok. evde içecem diyosan erkenden al.

-Mcdonaldsda ceaser classic diye bi menü var. içinde yoğurt roka olan bi hamburger. tadına bayıldım ben. hamburgere roka koymayı kim aklına getirdiyse bir an önce bize de getirsin please.. yerel bi tad babından denemelisiniz. menü fiyatı 570 dinar. 15 lira falan.

-Knez mihailovanın arka sokaklarından olan vuka karadzica sokağı bildiğiniz cihangir. daha bi elit mekan. fiyatlar da ona göre tabi. ona göre dediğim de yine pahalı değil.

-Tramvayla bi şehir turu atabilirsiniz. stari savski most köprüsünden karşıya novi beograda geçin. burda alışveriş merkezlerini de bulabilirsiniz. bu kısımda yani yeni belgradda bisikletle tur atmanız da mümkün. burası daha bi düz olduğu için bisiklet alanları fazlaca. bisiklet demişken nehir kenarında yaklaşık 5 km'lik bisiklet yolu var. bisikleti alıp baştan başa bi belgrad turu yapabilirsiniz.

-Aziz sava klisesi ayasofyadan hallice. ayasofyadan daha yüksek daha dar. gitmişken görmeden olmaz tabi. stadyum severler aziz savadan devam ederek partizanın stadını görebilirler. kızıl yıldızı da tabiki. partizan stadı karşısında yugoslavya müzesi var. yugoslavya tarihi anlatılıyor.

-Karı kız yardırmaya gelmiş türklerle karşılaşmaya hazırlıklı olun. şehirde gezilecek yerler kısıtlı olduğundan her an türklerle karşılaşabilrisiniz. ve bu türklerden bazıları, abazan olanları, etraftakilerin anlamadıklarını umarak karı kız muhabbeti
yapar. bunlardan uzaklaşmak en iyisi.

-Sırplar gayet canayakın insanlar. en azından bizim tanıştıklarımız bizle iyiydiler. türkçe kelime söylemeye çalışmaları ve tanıştıklarımızın hepsinin istanbula hayranlıkları dikkatimi çekti.

Velhasıl 3-4 arkadaşla haftasonu çok iyi vakit geçirmek için güzel bi yer. şehir olarak bi prag değil belki ama gitmesi kolay. uçak bileti ucuz, vize istemiyo, şehir ucuz. gidin görün efendim. tavsiye edilir.


Bu toprakların ezberlenen ağlamaklı ve bol entrikalı (aşk soslu elbette) dizilerinden artık gına geldi. Yok mu şöyle batılı tarzda çekilen bir polisiye dizi derken çıkageldi Filinta:Bir Osmanlı Polisiyesi.

Gerek Trt'de yayınlanıyor oluşundan (malum devlet kanalı) gerekse de polisiye dizilerin (tuhaf fenomen Arka Sokaklar'ı saymazsak) pek bizim halkı sarmaması gerçeği nedeniyle önyargıyla bakılıyor sanırım bu diziye.

Filinta dizisi Kudret Sabancı yönetmenliğinde çekiliyor. Devasa bir plato varmış Kocaeli'de. O günün muhitleri, dükkanları yani tamamıyla her şeyi en kanlı canlı haliyle ve de hiç sırıtmadan izleyicinin gözlerinin önüne getiriliyor. Ciddi bir maddi yükümlülük getiren, artı emek isteyen bir girişim bu. Takdir edilesi.



Lost'un yönetmeni Bobby Roth'un yapıma danışman olması yine ciddi bir artı. Dizideki o ülke dışı kokan görsellik ve profesyonelliği bu adamın rehberliğine de borçlu olmalılar. Roth, diziyle ilgili konuşurken "Amerika'da da izlenecek bir iş yapıyorlar ama başarılı olmak zorundalar" demiş. Bunu destek verdiği diziyi pohpohlama adına dediğini düşünebilirsiniz. Ancak bu çok doğru bir öngörü olmaz. Gerçekten gerek görsellik, gerekse de kurgu anlamında hayli batılı bir havası var dizinin. Ve her geçen gün ritmi daha da artırıyorlar.

Dizinin kahramanı, Galata müşiri Filinta Mustafa'yı Onur Tuna canlandırıyor. Öncelikle kendisi ilk gördüğümde sadece fiziğinden dolayı mı bu adamı başrole oturtmuşlar dedim. Lakin bölümler ilerledikçe oyuncu bu role iyice ısındı. Bu diziden sağ salim bir başarıyla çıkarsa ülke belki de iyi bir jön kazanabilir.

Filinta Mustafa'nın gönlünü kaptırdığı dilber portresinde karşımıza çıkan Lara'yı Damla Aslanalp oynuyor. Her hikayede bir aşk masalı olmasına alışığız. Dozunda karşımıza çıkıyor bu ikili dizi boyunca. Bu da güzel.

Bahsedilmesi gereken esas karakter ise kesinlikle Kadı Gıyaseddin rolündeki Mehmet Özgür. Hem duruşu hem de belki de rolü gereği hakim olduğu lisanıyla dizideki en Osmanlı karakter. Açık ara... Bu role cuk oturmuş. Kalabalıkları elini kaldırıp "sukunet" diye susturması oldukça karizmatik. Keza devlet işleri ve adli vakalardaki genel yaklaşımları da.



Son olarak hikayenin kötü adamı Boris Zaharyas'tan bahsetmeli. Gerçek hayattaki muadilinin Osmanlı'nın başına türlü türlü çoraplar ören Basi Zaharoff olduğunu tahmin etmek güç değil. Bu savaş tacirini ise Serhat Tutumluer canlandırıyor. Kadı Gıyaseddin rolündeki Mehmet Özgür'den sonra dizinin en iyisi kesinlikle. Bu karakter sebebiyle konuyu günümüzün meşhur devlet içi illegal yapılanmalara (veya en son tabirle paralel yapı) göndermeli bir dizi diyerekten Filinta dizisini hakir görenler var. Büyük bir hata yapıyorlar zira tarih boyunca devletlerin altını oymaya çalışan illegal oluşumlar hep olmuştur. Zaten Basil Zaharoff adlı gerçek kişi de bu tarz bir adamdır. Ve buna ek olarak diziyi hiç izlemeden, ortaya dökülen emeği ve kaliteli yapımı hiçe sayarak yapılan yorumlar çok boş. Hele bir iki bölüm izleyin, ondan sonra dizinin kalitesi üzerine üç beş kelam edin.

Uzun uzun yazmak yerine dizide yer alan meşhur bir kaç oyuncunun daha olduğunu isimlerini zikrederek yazalım. Yosi Mizrahi, Kayra Şenocak, Naz Elmas ve Kamil Güler de piyasanın iyi bilinen isimleri ve onlar da dizide önemli rollerdeler.

Dizinin batılı havasından Cumhuriyer gazetesi yazarı Mehmet Çoban da diziyi övdüğü bir yazısında bahsetmişti. Hemen ilk bölümün ardından yazılan bu yazıda bunca kaliteye ve ülkedeki çoğu işten üstün olan bir yapım olmasını rağmen bir türlü halkın diziye ısınamadığını güzelce anlatmış. İki önceki cümlede yazıya bir bağlantı koydum. Okumanızı tavsiye ederim. Kısa bir cümleyle yazıya değinmek gerekirse; Türk dizi izleyicisinin, Özcan Deniz'in modern ağa rollü dizilerine ve Muhteşem Yüzyıl gibi bol entrikalı (bol aşklı meşkli anlamında) dizilere aşina olması, çabuk kanının kaynaması en büyük etken diyor bu duruma. Yoksa henüz bu topraklar batı kalitesinde çekilen polisiyelere uzak mı? Veya en fazla Adanalı tarzı klişe işleri mi beğeniyoruz? Cevaplaması çetrefilli bir soru.

Filinta'nın avantajı devlet kanalında olması. Çok ciddi bir reyting kaygıları bu sebeple olmaz. Lakin bu dizi gerçekten izlenmeli. Hem ülke dizi sektörü bu kadar gelişti mi yahu diye şaşırmak ve takdir etmek için hem de yurt dışına tüm kalitesiyle pazarlanabilecek bir diziye destek vermek için.

İnternetten izlemesi daha keyifli elbette. Ancak dizinin 2 saate yakın süre boyunca reklamsız bir şekilde televizyondan da yayınlandığını hatırlatayım.


Alexandro Inarritu'nun yönettiği Birdman filmi ile Wes Anderson'un The Grand Budapest Hotel filmi dokuzar dalda aday gösterilen filmler oldu. 



Birdman




Best Picture
American Sniper
Birdman
Boyhood
The Grand Budapest Hotel
The Imitation Game
Selma
The Theory of Everything
Whiplash
Best Director
Alexandro G. Iñárritu, Birdman
Richard Linklater, BoyhoodBennett Miller, Foxcatcher
Wes Anderson, The Grand Budapest Hotel
Morten Tyldum, The Imitation Game
Best Actor
Steve Carell, Foxcatcher
Bradley Cooper, American Sniper
Benedict Cumberbatch, The Imitation Game
Michael Keaton, BirdmanEddie Redmayne, The Theory of Everything
Best Actress
Marion Cotillard, Two Days One NightFelicity Jones, The Theory of EverythingJulianne Moore, Still AliceRosamund Pike, Gone GirlReese Witherspoon, Wild
Best Supporting Actor
Robert Duvall, The Judge
Ethan Hawke, Boyhood
Edward Norton, Birdman
Mark Ruffalo, FoxcatcherJ.K. Simmons, Whiplash
Best Supporting Actress
Patricia Arquette, BoyhoodLaura Dern, WildKeira Knightley, The Imitation GameEmma Stone, BirdmanMeryl Streep, Into the Woods
Best Cinematography
Emmanuel Lubezki, BirdmanRobert Yeoman, The Grand Budapest HotelLukasz Zal and Ryszard Lenczewski, Ida
Dick Pope, Mr. TurnerRoger Deakins, Unbroken
Best Foreign Language Film
Ida, Poland
Leviathan
, Russia
Tangerines
, Estonia
Timbuktu
, Mauritania
Wild Tales
, Argentina
Best Adapted Screenplay
American Sniper, Jason Hall
The Imitation Game, Graham Moore
Inherent Vice
, Paul Thomas Anderson
The Theory of Everything
, Anthony McCarten
Whiplash
, Damien Chazelle
Best Original Screenplay
Birdman, Alejandro G. Iñárritu, Nicolás Giacobone, Alexander Dinelaris, Jr. & Armando Bo
Boyhood
, Richard Linklater
Foxcatcher
, E. Max Frye and Dan Futterman
The Grand Budapest Hotel
, Wes Anderson & Hugo Guinness
Nightcrawler
, Dan Gilroy
Best Makeup and Hairstyling
Bill Corso and Dennis Liddiard, FoxcatcherFrances Hannon and Mark Coulier, The Grand Budapest HotelElizabeth Yianni-Georgiou and David White, Guardians of the Galaxy
Best Original Score
The Grand Budapest Hotel
The Imitation Game
Interstellar
Mr. Turner
The Theory of Everything
Best Original Song
“Everything Is Awesome” from The Lego Movie; Music and Lyric by Shawn Patterson
“Glory” from Selma; Music and Lyric by John Stephens and Lonnie Lynn
“Grateful” from Beyond the Lights; Music and Lyric by Diane Warren
“I’m Not Gonna Miss You” from Glen Campbell…I’ll Be Me; Music and Lyric by Glen Campbell and Julian Raymond
“Lost Stars” from Begin Again; Music and Lyric by Gregg Alexander and Danielle Brisebois
Best Animated Feature
Big Hero 6
The Boxtrolls
How to Train Your Dragon 2
Song of the Sea
The Tale of Princess Kaguya
Best Documentary—Short
Crisis Hotline: Veterans Press 1
Joanna
Our Curse
The Reaper
White Earth
Best Film Editing
Joel Cox and Gary D. Roach, American Sniper
Sandra Adair, BoyhoodBarney Pilling, The Grand Budapest HotelWilliam Goldenberg, The Imitation GameTom Cross, Whiplash
Best Production Design
The Grand Budapest Hotel, Production Design: Adam Stockhausen; Set Decoration: Anna Pinnock
The Imitation Game
, Production Design: Maria Djurkovic; Set Decoration: Tatiana Macdonald
Interstellar
, Production Design: Nathan Crowley; Set Decoration: Gary Fettis
Into the Woods
, Production Design: Dennis Gassner; Set Decoration: Anna Pinnock
Mr. Turner
, Production Design: Suzie Davies; Set Decoration: Charlotte Watts
Best Animated Short
The Bigger Picture
The Dam Keeper
Feast
Me and My Moulton
A Single Life
Best Live Action Short
Aya
Boogaloo and Graham
Butter Lamp
Parvaneh
The Phone Call
Best Sound Editing
American Sniper, Alan Robert Murray and Bub Asman
Birdman, 
Martín Hernández and Aaron Glascock
The Hobbit: The Battle of the Five Armies, 
Brent Burge and Jason Canovas
Interstellar
, Richard King
Unbroken, 
Becky Sullivan and Andrew DeCristofaro
Best Sound Mixing
American Sniper, John Reitz, Gregg Rudloff and Walt Martin
Birdman, 
Jon Taylor, Frank A. Montaño and Thomas Varga
Interstellar
, Gary A. Rizzo, Gregg Landaker and Mark Weingarten
Unbroken
, Jon Taylor, Frank A. Montaño and David Lee
Whiplash
, Craig Mann, Ben Wilkins and Thomas Curley
Best Visual Effects
Captain America: The Winter Soldier, Dan DeLeeuw, Russell Earl, Bryan Grill and Dan Sudick
Dawn of the Planet of the Apes, Joe Letteri, Dan Lemmon, Daniel Barrett and Erik Winquist
Guardians of the Galaxy, Stephane Ceretti, Nicolas Aithadi, Jonathan Fawkner and Paul Corbould
Interstellar, Paul Franklin, Andrew Lockley, Ian Hunter and Scott Fisher
X-Men: Days of Future Past
, Richard Stammers, Lou Pecora, Tim Crosbie and Cameron Waldbauer
Best Documentary — Feature
Citizenfour
Finding Vivien Maier
Last Days of Vietnam
The Salt of the Earth
Virunga
Best Costume Design
Milena Canonero, The Grand Budapest Hotel
Mark Bridges, Inherent ViceColleen Atwood, Into the WoodsAnna B. Sheppard and Jane Clive, MaleficentJacqueline Durran, Mr. Turner


Cem Yılmaz ne zaman bir film çekse yorumlar standart oluyor. 3 grup var. Birinci grup; her koşulda Cem Yılmaz'ı savunan, çektiği her filmi koşulsuz seven, kabul eden. İkinci grup ise yine Cem Yılmaz'ı seven ama adamın filmlerinde GORA'daki gibi gülmekten kırılmak isteyen kişiler. Bu kişiler Cem Yılmaz filmlerinin stand-up tadında olmasını bekliyor ve ortalama 90 dakikalık bir filmde sinemadan karın kasları kasıla kasıl çıkmış olmayı arzu ediyorlar. Ve en sondaki üçüncü grup ise Cem Yılmaz sinemasına toptan karşı olanlar. Bu gruptaki önyargıda inanılmaz bu arada. Hadi GORA, AROG falan bunlara çocukça geldi peki ya Her Şey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz filmlerine ne diye bu kadar karşıtlar anlamak güç. 

Neyse Pek Yakında'ya dönelim. Öncelikle her film yazısında olduğu üzere izlemeyen ve izlemeye niyeti olanları uyaralım. Sonradan "spoiler" diye ağlaşılmasın. 

Cem Yılmaz'ın salt komedi tarzında çekmediği filmlerden biri Pek Yakında. Her Şey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz'dan sonra üçüncü farklı filmi yani. Artı bu filmde bir farklılık daha var. İlk kez tek başına film çekmiş. Yönetmenlik koltuğunda. Yönetmenliğini fazlaca eleştiremedim. Planlar, renkler hayli iyi seçilmiş. Senaryoda ise Cem Yılmaz, H.Ç.G.O'daki (mecburen kısaltacağım bundan sonra) gibi yine karısına bir şeyler ispatlamaya çalışan adam rolünde. Bunu bilerek mi yapıyor tesadüf mü emin değilim. Eşi için bir şeyler yapan, çabalayan, zaman zaman çuvallayan adam işi tuttu gözüyle bakıyordur belki de. Bir de oyunculuk yeteneğinin kısıtlı olduğu eleştirisine çok takılıyor olsa gerek genelde filmlerinde aynı anda birden fazla karakteri oynama çabasında sanki. Ben bu durumu buna yordum açıkçası. İmkan olsa sormak isterim hatta. 

Filmin geneli Türk sinemasına ironik bir saygı duruşu kıvamında. Gulyabani'den tut piyano başındaki zengin konak beyefendisinin fakir güzel kıza vurulma klişelerine kadar. Eski filmlerden kalma eşyalar üzerinden o günlere küçük özlem soslu saygı duymalar ve günümüz efekt tekonolijisi hatırlatmaları... Film çekilirken yaşanılan sıkıntılar da seyirciye anlayacağı dille anlatılırken ara ara sektöre ve sektörün malum isimlerine ayarlar da bolca mevcut tabii filmde. (sağlam para ödülü almak için düşük bütçeli filme kasan yönetmenler örneği gibi)

Filmde bolca mevcut olan şeylerden biriyse ürün yerleştirme. Ama ne yerleştirme tabii. Dükkanın tekindeki Turkcell tabelası Hollywood filmlerinde de benzerleri olduğundan çok göze batmıyor, fakat bir sahnede içecek ne var sorusuna elindeki Pepsi grubuna ait gazlı içecekleri gösterip sıralayan Cem Yılmaz tuhaf duruyor. Adamın filmin maliyetini buradan çıkarmasında sorun yok. Zekasına hayran olan da biriyim öte yandan.Hatta film içindeki ürün yerleştirme meselesine dair yapılan esprilere de güldüm. Lakin en sonunda "Turkcell ve her yerden çekme" repliğinin sponsorun zorlamasıyla senaryoya muhtemelen konmuş olduğu gerçeğini düşününce rahatsız oluyor insan. Reklamsız, sponsorsuz, ürün yerleştirmeksizin film yapsın da demiyoruz elbet ancak yapıyorsunuz bari gözümüze bu kadar çok sokmasanız daha iyi olur diye düşünüyoruz. Filmi sırf bu sebeple eleştiren kitle olacaktır. Onların da sesi olayım.

                       

Cem Yılmaz'ın kemik film kadrosuna bundan sonra eklenmesi gereken bir isim var. O da Çağlar Çorumlu. Filmin en iyisi. Almış götürmüş filmi. Umarım daha sonraki projelerde de yer alır. Ondan sonra da Zerrin Tekindor geliyor bana kalırsa. Bu iki isim filmdeki diğer tüm isimlerin önünde bir performans ortaya koymuş. 

Mazhar Alanson'un film için yaptığı müzikler de oldukça iyi. "Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz" şarkısı müthiş.

Cem Yılmaz'ın bu filminde de daha önceki filmlerinde olduğu gibi kendi eski filmlerine gönderme (replik olarak genelde) yapma özelliği devam ediyor. H.Ç.G.O'dan replikleri duyunca ister istemez keşke o film tadında filmler çekse Cem Yılmaz diyorum. Bu film de Cem Yılmaz'a çok önyargılı değilseniz ya da gideyim de kahkaha atayım her sahnede demiyorsanız, sizi tatmin edecek bir film. Sıkmıyor. Konusu sevimli. Sevimsiz olan ise yukarıda bahsettiğim gözümüze gözümüze sokulan reklamlar. Pepsi gelecek bu filmi her gördüğümde aklıma. Ürünü kafama tam yerleştirdiler yani. Tebrik ediyorum.

Twitter'da görmüştüm sanırım. Cem Yılmaz'ın dram-komedi filmleri arasında şöyle bir sıralama yapmış vatandaşın biri. Kesinlikle katılıyor ve paylaşıyorum.

Her Şey Çok Güzel Olacak > Hokkabaz > Pek Yakında



Emmy odulleri sahiplerini buldu. Gecenin karli dizi Breaking Bad oldu. 
En iyi Drama, En iyi Erkek Oyuncu, En iyi Yardimci Erkek Oyuncu, En iyi Yardimci Kadin Oyuncu gibi gecenin en en onemli odullerini giderayak yeniden almis oldular.





Winners:
Best Drama Series
“Breaking Bad” (WINNER)
“Downton Abbey”
“Game of Thrones”
“House of Cards”
“Mad Men”
“True Detective”
Best Comedy Series
“Modern Family” (WINNER)
“The Big Bang Theory”
“Louie”
“Orange is the New Black”
“Silicon Valley”
“Veep”
Lead Actor in a Drama Series
Bryan Cranston, “Breaking Bad” (WINNER)
Jeff Daniels, “The Newsroom”
Jon Hamm, “Mad Men”
Woody Harrelson, “True Detective”
Matthew McConaughey, “True Detective”
Kevin Spacey, “House of Cards”
Lead Actress in a Drama Series
Julianna Margulies, “The Good Wife” (WINNER)
Lizzy Caplan, “Masters of Sex”
Claire Danes, “Homeland”
Michelle Dockery, “Downton Abbey”
Kerry Washington, “Scandal”
Robin Wright, “House of Cards”
Lead Actor, Comedy
Jim Parsons, “The Big Bang Theory” (WINNER)
Ricky Gervais, “Derek”
Matt LeBlanc, “Episodes”
Don Cheadle, “House of Lies”
Louis C.K., “Louie”
William H. Macy, “Shameless”
Lead Actress, Comedy
Julia Louis Dreyfus, “Veep” (WINNER)
Lena Dunham, “Girls”
Edie Falco, “Nurse Jackie”
Melissa McCarthy, “Mike & Molly”
Amy Poehler, “Parks & Recreation”
Taylor Schilling, “Orange Is the New Black”
Lead Actor in a Miniseries or a Movie
Benedict Cumberbatch, “Sherlock: His Last Vow” (WINNER)
Chiwetel Ejiofor, “Dancing on the Edge”
Martin Freeman, “Fargo”
Billy Bob Thorton, “Fargo”
Idris Elba, “Luther”
Mark Ruffalo, “The Normal Heart”
Lead Actress in a Miniseries or a Movie
Jessica Lange, “American Horror Story: Coven” (WINNER)
Helena Bonham Carter, “Burton and Taylor”
Minnie Driver, “Return to Zero”
Sarah Paulson, “American Horror Story: Coven”
Cicely Tyson, “The Trip to Beautiful”
Kristen Wiig, “The Spoils of Babylon”
Supporting Actor, Drama
Aaron Paul, “Breaking Bad” (WINNER)
Jim Carter, “Downton Abbey”
Peter Dinklage, “Game of Thrones”
Josh Charles, “The Good Wife”
Mandy Patinkin, “Homeland”
Jon Voight, “Ray Donovan”
Supporting Actress, Drama
Anna Gunn, “Breaking Bad” (WINNER)
Maggie Smith, “Downton Abbey”
Joanne Froggatt, “Downton Abbey”
Lena Headey, “Game of Thrones”
Christine Baranski, “The Good Wife”
Christina Hendricks, “Mad Men”
Supporting Actor, Comedy
Ty Burrell, “Modern Family” (WINNER)
Andre Braugher, “Brooklyn Nine-Nine”
Adam Driver, “Girls”
Jesse Tyler Ferguson, “Modern Family”
Fred Armisen, “Portlandia”
Supporting Actress, Comedy
Allison Janney, “Mom” (WINNER)
Mayim Bialik, “The Big Bang Theory”
Julie Bowen, “Modern Family”
Kate Mulgrew, “Orange Is the New Black”
Kate McKinnon, “Saturday Night Live”
Anna Chlumsky, “Veep”
Reality-Competition Series
“The Amazing Race” (WINNER)
“Dancing with the Stars”
“Project Runway”
“So You Think You Can Dance”
“Top Chef”
“The Voice”

Ve beklenen gün geldi. Sinemanın en prestijli ödülü kabul edilen Oscar heykeycikleri sahiplerini buldu.
Oscar adaylarının açıklandığı tarihten itibaren akademiye eleştiriler hiç bitmedi. Ödüllere gelecek tepkilerin ne şekilde olacağı merak konusu.


Bu sene iki filmde de aday gösterilebilecek olan 2 oscar ödüllü Tom Hanks için ölü taklidi yapıldı ve kendisi iki film için de görmezden gelindi. Ödüllük performansa sahip değilse de adaylık ile taçlandırılabilirdi usta oyuncu. Tek başına koca bir filmi sırtında taşıyan ve bunu seyirciye izlettirebilen 78 yaşındaki Robert Redford'a en azından bir saygı duruşunda bulunulmalıydı görüşünde olanların da olduğunu belirteyim. Adayları belirlemede biraz garip davranılsa da kanımca gecenin en haklı Oscar'ı da bu dalda verildi. Matthew McConaghuey, Dallas Buyers Club'taki performansıyla benim favorimdi ve nitekim akademi ile ender olan görüş birlikteliğim sonucu ödül de ona gitti.

Bir diğer görmezden gelinen oyuncu ise Oprah Winfrey. The Butler filmiyle o da en azından adaylığa konmalıydı eleştirileri çıkmıştı. Ama bu dalda da  kimsenin Cate Blanchett'in heykelciği kaldırmasına lafı olamaz.
Daniel Brühl de yardımcı erkek oyuncu dalında Bafta ve Golden Globe'da aday gösterilmiş fakat kazanamamıştı. Akademi 'ne de olsa bizde de kazanamaz' diyip onu da es geçmiş, performansını görmezden gelmiş olabilir. Ve bu ödülü Dallas Buyers Club'taki  transgender woman performansıyla Jared Leto aldı. Barkhad Abdi biraz daha gözüme girmişti oysa.

Kategorilerde olması gerektiği düşünülen birkaç film de var. Bunların başında Coen Kardeşlerin filmi Inside Llewyn Davis geliyor. Bu sene böyle bir film çekilmemiş tavrı almış gibiydi akademi.  ki haksızlık olmasın diye aday gösterilen filmlerin sayıları bile çoğaltılmıştı. Demek  ki yeterli sayıya ulaşılamamış. En iyi film dalında gerilerden bangır bangır gelen Gravity vardı. Yavaş Yavaş tüm ödülleri toplamasına 12 Years a Slave filmi dur dedi ve en prestijli ödülün sahibi oldu. Filmde çok ufak bir sahnesi olasına rağmen bazı ülkelerde afişlere resmi en önden koyulan ve bu yüzden eleştiri alan Brad Pitt için iyi oldu bu ödül. Zira en iyi fil ödülü heykelciğinin verildiği yapımcılar listesinde onun da adı var. İlk Oscar'ını da bu sayede almış bulunuyor.

Uykusuz bir gecenin ardından daha fazla uzatmadan ödülleri yazayım ve aradan çekileyim. Belki ilerleyen zamanlarda önemli olan birkaç kategoriye yeniden değiniriz.


Best Director
David O. Russell – American Hustle
Alfonso Cuaron – Gravity
Alexander Payne – Nebraska
Steve McQueen – 12 Years A Slave
Martin Scorsese – The Wolf Of Wall Street

Best Picture
American Hustle
Captain Phillips
Dallas Buyers Club
Gravity
Her
Nebraska
Philomena
12 Years A Slave
The Wolf Of Wall Street
Best Actor
Christian Bale – American Hustle
Bruce Dern – Nebraska
Leonardo DiCaprio – The Wolf Of Wall Street
Chiwetel Ejiofor – 12 Years A Slave
Matthew McConaghuey – Dallas Buyers Club

Best Actress
Amy Adams – American Hustle
Cate Blanchett – Blue Jasmine
Sandra Bullock – Gravity
Judi Dench - Philomena
Meryl Streep – August: Osage County
Best Supporting Actor
Barkhad Abdi – Captain Phillips
Bradley Cooper – American Hustle
Michael Fassbender - 12 Years A Slave
Jonah Hill– The Wolf Of Wall Street
Jared Leto– Dallas Buyers Club

Best Supporting Actress
Sally Hawkins – Blue Jasmine
Jennifer Lawnrece - American Hustle
Lupita Nyong'o – 12 Years A Slave
Julia Roberts – August: Osage County
June Squibb – Nebraska
Best Animated Feature
The Croods
Despicable Me 2
Ernest & Celestine
Frozen
The Wind Rises


Best Documentary Feature
The Act Of Killing
Cutie And The Boxer
Dirty Wars
The Square
20 Feet From Stardom


Best Foreign Language Feature
The Broken Circle Breakdown
The Great Beauty
The Hunt
The Missing Picture
Omar
Best Original Song
Alone Yet Not Alone - Alone Yet Not Alone
Happy – Despicable Me 2
Let It Go – Frozen
The Moon Song – Her
Ordinary Love – Mandela: Long Walk To Freedom

Best Original Screenplay
Eric Singer & David O. Russell – American Hustle
Woody Allen – Blue Jasmine
Craig Borten & Melisa Wallack – Dallas Buyers Club
Spike Jonze – Her
Bob Nelson - Nebraska

Best Adapted Screenplay
Richard Linklater, Julie Delpy & Ethan Hawke – Before Midnight
Billy Ray – Captain Phillips
Steve Coogan & Jeff Pope – Philomena
John Ridley – 12 Years A Slave
Terence Winter – The Wolf Of Wall Street

86. Oscar adayları açıklandı. Listede 10 dalda aday gösterilen American Hustle ve Gravity filmlerini 9 dal ile 12 Years a Slave filmi takip ediyor. Ödüller 2 Mart'ta sahiplerini bulacak.




 David O. Russell geçen seneki filmi Silver Lining Playbook'tan sonra bu yıl da American Hustle filmi ile üstüste 2.kez Oscar'a aday gösterilirken; En İyi Kadın Oyuncu dalında Meryl Streep, 18.defa aday listesinde ismi gözüken oyuncu oldu. Geçmişte kazandığı 3 Oscar ödülü olduğunu da hatırlatalım.

En İyi Erkek Oyuncu dalında Tom Hanks'in olmaması ise şaşırtıcı gelen bir diğer nokta. Ödülü neyse de adaylığı hakeden bir oyunculuğu olduğu aşikardı.

Aday gösterilen filmlerdeki temaları ise ekonomi, terorizm, hayatta kalma mücadelesi olarak kategorize edebiliriz.

Adaylar ile Box Office (Gişe Hasılatı) arasında pek bir uyum yok. Adaylar arasında en fazla gelir getiren film 670milyon dolar ile Gravity filmi.

Best Director
David O. Russell – American Hustle
Alfonso Cuaron – Gravity
Alexander Payne – Nebraska
Steve McQueen – 12 Years A Slave
Martin Scorsese – The Wolf Of Wall Street

Best Picture
American Hustle
Captain Phillips
Dallas Buyers Club
Gravity
Her
Nebraska
Philomena
12 Years A Slave
The Wolf Of Wall Street
Best Actor
Christian Bale – American Hustle
Bruce Dern – Nebraska
Leonardo DiCaprio – The Wolf Of Wall Street
Chiwetel Ejiofor – 12 Years A Slave
Matthew McConaghuey – Dallas Buyers Club

Best Actress
Amy Adams – American Hustle
Cate Blanchett – Blue Jasmine
Sandra Bullock – Gravity
Judi Dench - Philomena
Meryl Streep – August: Osage County
Best Supporting Actor
Barkhad Abdi – Captain Phillips
Bradley Cooper – American Hustle
Michael Fassbender - 12 Years A Slave
Jonah Hill– The Wolf Of Wall Street
Jared Leto– Dallas Buyers Club

Best Supporting Actress
Sally Hawkins – Blue Jasmine
Jennifer Lawnrece - American Hustle
Lupita Nyong'o – 12 Years A Slave
Julia Roberts – August: Osage County
June Squibb – Nebraska
Best Animated Feature
The Croods
Despicable Me 2
Ernest & Celestine
Frozen
The Wind Rises


Best Documentary Feature
The Act Of Killing
Cutie And The Boxer
Dirty Wars
The Square
20 Feet From Stardom


Best Foreign Language Feature
The Broken Circle Breakdown
The Great Beauty
The Hunt
The Missing Picture
Omar
Best Original Song
Alone Yet Not Alone - Alone Yet Not Alone
Happy – Despicable Me 2
Let It Go – Frozen
The Moon Song – Her
Ordinary Love – Mandela: Long Walk To Freedom

Best Original Screenplay
Eric Singer & David O. Russell – American Hustle
Woody Allen – Blue Jasmine
Craig Borten & Melisa Wallack – Dallas Buyers Club
Spike Jonze – Her
Bob Nelson - Nebraska

Best Adapted Screenplay
Richard Linklater, Julie Delpy & Ethan Hawke – Before Midnight
Billy Ray – Captain Phillips
Steve Coogan & Jeff Pope – Philomena
John Ridley – 12 Years A Slave
Terence Winter – The Wolf Of Wall Street