82.Oscar ödül törenleri yaklaştıkca filmlerle ilgili daha detaylı bilgilere yer vermeye çalışıyoruz.Oscar töreninin benim için en önemli kısmı yabancı dilde filmler arasında kimin ödülü alacağıdır.Sinemanın sadece Hollywood demek olmadığını kanıtlarcasına birbirinden güzel filmlerin yarıştığı kategoride bu senede festivallerde ses getirmiş,ödüller kazanmış iddaalı yapımlar yer alıyor.Adaylar arasında yer alan M.Haneke'nin Das Weisse Band'ini ve Jacques Audiard'ın yönettiği Un Prophete hakkında daha önce bilgi vermeye çalıştık.Adaylar arasında kalan diğer filmlerede bir göz atmakta yarar var.


El Secreto De Sus Ojos

1999 yılında hayatını savcı yardımcısı olarak geçirmiş olan Benjamin Esposito görevinden emekli olmuş ve yeni düzenine uyum sağlamaya çalışmaktadır.Yaşamında bir takım uğraşlar olsun isteyen Esposito roman yazmaya karar verir ve devletteki görevi boyunca onun en çok üzerine düştüğü 1974 yılında ülkenin karanlık dönemlerinde meydana gelen bir cinayetin açığa çıkarılmasını yazmaya karar verir.Bu nedenle eski savcı dostu Irene Mendez'i ziyaret eder ve ondan romanla ilgili yardım ister.

Tutku'nun başrolü oynadığı yan rollerde aşkın ve intikamın sahne aldığı El Secreto De Sus Ojos 1974 ile 1999 arasında mekik dokuyarak aradaki farkı kapatıyor ve iki dönem aralığını kapsayan bir aşkı ve intikam arzusunu bizlere sunuyor. Benjamin'in Irene'e olan sevgisi,karısının tecavüz edilerek öldürülmesine alışamayan ve içinde her daim intikam ateşi yanan Morales ve saplantı haline gelmiş bir aşkın sahibi, tutkularına söz geçiremeyen bir katil olan Gomez.Birde unutmadan Esposito'nun en yakın arkadaşı Pablo.Filmin tamamına tesir eden karakterler bunlar.Aralarındaki ilişki ise karmaşıklık filmin hikayesinin geçtiği dönemler gibi çözülemez halde.Güney Amerika'da siyasal anlamda bir çok olayın olduğu dönemdir 70-80 arası.1968 sonrası esasında tüm dünyada baş gösteren siyasal olayların varlığı yadsınamaz.Bu dönem içinde Arjantinde de kontrgerilla-devlet ilişkisinin arttığı,devletin kendi eliyle adam öldürdüğü,adaleti sağlayanları susturduğu karmaşık derin devlet işleri.Görevini yapmaya çalışırken yaşamdan olmamak içinde uğraşan savcıların çektikleri sorunlara da hafifçe değiniliyor.

Filmde kullanılan müzikler,senaryonun kurgulanmasında dram filmi olmasına rağmen acıtasyona bağlamaması ve sahne çekimlerindeki ustalık yapımın değerini arttırıyor.Özellikle efsane olabilicek olan stadyum kovalamacasının çekimi oldukça muazzam.Arjantinde en seçkin sinema ödüllerinde de 12 ödül kazanan film yapılan tüm övgülere layık.


La Teta Asustada

El Secreto De Sus Ojos'ta 70-80li yıllarda G.Amerika'da ki siyasal sorunların çokluğundan dem vurmuştuk.1980 ile 1992 yılları arasında Peru'da yaşan iç savaş döneminde esir alınan,güvenlik güçleri tarafından tecavüze uğrayan kadınların dramı üzerine yoğunlaşıyor.Tecavüze uğrayan onca kadından birinin kızı Fausta ve annesinden kaptığı 'keder sütü' denilen hastalığın pençesinde olan onlarca genç kızdan biridir.Annesinin ölümü Fausta için herşeyin daha çok zorlaşması demektir.Fausta bu hastalıktan dolayı öleceğini zanneder ve bu yüzden herşeyden korkmaktadır.Annesinden kaptığı hastalık ise Peru'da ki terör olayları yüzünden devlet kontrolünde olan bir yerde ortaya çıktığı için halının altına süpürülmesi gereken sorunlardandır ve bu hastalık kendisi dışında kimsenin umurunda değildir.

Gerçeğe dayalı hikayeler dram öğesi taşıdığında ve sorunu göz önüne çıkarmaya çalışan bir yönetmenin elindeyse izleyiciler için iç burkucu bir hal alabilir.Yaşadığımız dünyada kişisel,çözümü olabilicek olan sorunlarla çevrilmişizdir ve bu bize yetiyordur lakin kaderin ellerinde kendi kaderlerini çizme şansı olmayan insanların dramına ekrandan da olsa şahit olmak halet-i ruhiye'yi perte çıkarır.Yönetmen Claudia Llosa yapımda dönem eleştirisi yaparak filminin üzerinde durduğu mevzuyu "çözümlenmemiş, vahşi, kişisel ve toplumsal hafıza hakkında" diyerek tanımlıyor.Sembol kullanımını üst düzeyde,film sorunun uzağında olan bizler içinse yabancı bir konu olduğu için herkese hitap etmeyebilir.Yapım ayrıca Altın ayı ödülünü kazanaran ilk Peru filmi olmuştur.


Ajami


Yabancı film dalında aday olan diğer film ise İsrail yapımı olan Ajami.Lakin filmi izlemediğim için pek fazla bilgi sahibi değilim ama konusuna bakıcak olursak Yafa şehrinde Ajami adlı mahalleden ismini alan yapım bu mahallede yaşayan müslüman araplar,hristiyan araplar,yahudiler arasındaki ilişkileri konu alan popüler bir anlatım.Özellikle son 3 yılda İsrailden 3 ayrı filmin Yabancı dilde Oscar adaylığını kazanması ve bu adaya layık olan filmlerin konusuna göz atıcak olursakta ülkenin konumu itibariyel savaşın hep varolduğunu benimseten yapımlar.2.Dünya savaşı konusundan sonra Yahudiler için coğrafyalarındaki etnik kökenlerin çeşitliliği yeni bir kapı gibi duruyor.Geçen sene Oscar'a aday olan Waltz With Bashir ile Ajami arasında da bu yüzden benzerlikler bulmak mümkün.İsrail lobisi mi etkilidir bu adaylıklarda yoksa filmleri seçen heyet Ortadoğu sorunlarını görünce basıyor mu adaylığı bilinmez tabi.



Filmlere şöyle bir göz attıktan sonra geriye kişisel tahmin kalıyor.Ajami'nin ve La Teta Asustada'nın ödülü kazanmasına ihtimal vermediğim gecede jüri eğer yanıltmazsa Haneke'nin Das Weisse Band'ini en iyi film seçecektir.Altın Küre'de ödül alan,2009 Cannes film festivalinde de Altın Palmiye'yi kazanan film sanatsal yapısıyla birlikte konunun işlenirliği açısından oldukça sağlamdı.Un Prophete ile El Secreto De Sus Ojos senenin süpriz filmleri olarak çok başarılı olsalar da (Un Prophete Bafta ödüllerinde en iyi yabancı film ödülünde aday gösterilen Das Weisse Band'i geçerek ödülü almıştır) jüri büyük yönetmenin bu filmini ödüle layık görecektir.

5 serzeniş:

hevesli bardak dedi ki...

çok güzel de neden "iddaa"?
doğru yazılışı "iddia"dır.

ealturk dedi ki...

devlet eliyle o kadar çok bahis oynuyorum ki herşey iddaa gelir bana.

Mert dedi ki...

Umarım El secreto de sus ojos Oscar'ı alır. Ödülü gerçekten hak eden bir yapım. Das Weisse Band'e gidecek gibi duruyor şu an için ancak o müthiş finali üyelerin aklına kazınacağı için ben oyu basarlar diye düşünüyorum o gazla:)

captainspaulding dedi ki...

Bence Beyaz Band ödülleri sonuna kadar hak ediyor umarım o kazanır tanıdığım en iyi yönetmen Michael Haneke'dir.

izlandik dedi ki...

Öncelikle yazı harika.
Gönül ister ki "El secreto de sus ojos" alsın oscar'ı. Sırf o stadyum sahnesi için bile Oscar verilir :D

Yalnız büyük ihtimal sizin de dediğini zgibi Das Weisse Band alacaktır. Bir sürprizde ödül Un Prophete'ye gider.

Bu yıl en zor kategori yabancı dilde film kategorisinde olacak. Ki Oscar'ın da en heyecanlı kategorisi.