"Bir insanın kafa tasını kırmak için yaklaşık 230 kiloluk baskı gerekir.Ama duygular daha hassas şeyler..."


Bir ayrılığın Ben'e düşündürdükleri bilgileriyle birleşince tam olarak yukarıdaki tanım oluyor.Hassas olduğuna kanaat getirdiği sevgisinin artık bir karşılığının olmaması ve daha iyisini arayan sevgilinin ardında nefes alamıyacak hale gelmek.Aşk,ayrılık gibi mevzuları derinlemesine incelemeye çalışıp Ben'in yaşadıklarından sosyal çıkarımlar yapma gibi bir niyetim yok.Zaten her biriniz bu olguların bir yerlerinden tutarak farklı yaşamlara ortak olmuş ve kişisel çıkarımlarınızı yapmışsınızdır.Bu nedenle Ben Willis'e ve zaman kavramına bakmak gerek.

Ayrılmanın suratta patlayan eşyalar olarak değer kazandığı noktada Ben'in hayatına dahil oluyoruz.Ayrılığın yaşamak ve zaman kısımlarını öldürdüğü nokta orası.Ben vücudun yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmekten aciz devresine giriş yapmıştır .Ayrılık sonrası yavaşta olsa zaman akar ama Ben durur.İnsomnia adı verilen illete yakalanmak ve her düşüncenin Suzy üzerinde yoğunlaşması bu yolda yanındadır.Yoğunlaşan düşünceler eski fotoğraflardaki o donuk suratların mutluluk ifadesiyle birleşince bir umut çıkarır illaki.Umudun bittiği an ise sevilenin hayatına yeni birinin girmesi değil,yeni kişinin sevilenin vücudunu elde etmesini öğrenmektir.Zamanın akması için yeni birşeylere ihtiyaç vardır ve geceleri uyuyamanında verdiği etkiyle Ben süpermarkette gece vardiyasında çalışmaya başlar.Kendi deyimiyle zaman ile parayı takas etmiştir.Zamanın akması Ben'in bu ayrılığı geride bırakması için elinde olan tek şeydir.İşe alışmak,yeni insanları tanımak ve ayrılıkla ilgili kişisel çıkarımları yaptıktan sonra ise Ben zamanı durdurur kendisi akar.Zaman durduğunda ise en büyük tutkusunu ve sanatını konuşturur.Resim yapmak özelliklede kadın vücudunu kağıda dökmek Ben'in ustalığını en güzel şekilde yansıttığı bölümdür.Gözönündeki değerlerin anlam kazanması da masumiyetin getirmiş olduğu samimiyetten kaynaklanır.Geçmiş zaman ile şimdiki zaman arasında gel git yaparak laçkalaşan düşünceler yeni bir yöne kaymıştır.Ayrılık ve Suzy'i düşünmek geçmiş zaman ise Suzy'i unutmak ve Sharon'ı düşünmek şimdiki zamandır.Ben için yaşam durdurulan yerden yeniden başlayabilir.Tabi yaşama dönüldüğü anda uyku ile zaman takası yeniden yapılır.Ben için yapılan takaslar önemlidir.

Zamanı baz alan ve akan zamanda yaşanılan bir takım sorunlara Ben Willis üzerinden çözüm üreten yönetmen takas unsurunu da filme yedirerek bazı çıkarımlar yapmaktadır.Öncelikle ayrılık sonrası yaşanılan duygusal buhranda zamanın kişi için ızdırap verici bir rol oynadığına,gene mecburi bir işte çalışıyor olmanın verdiği sıkıntıları yansıttığı saat bantlama sahnesiyle kişi için zamanın akmasının nasıl hal alacağından dem vuruyor.Diğer yandan aynı işi yapan fakat kendini kısıtlayan en azından sadece orada olduklarına ve sonradan da orada olucaklarına kanaat getirdiğimiz karakterler için zamanın bir değeri yoktur çalışma saatlerini nasıl eğlenceli hale getiriceklerinin peşine düşmüşlerdir.Ben'in hayatında da zamanın parayla ve sonrasında uyku ile takası da kavramın nesnel bir düzeye taşındığına işaret.Ayrıca zamanı durdurup günlerce aynı anı yaşayan Ben Willis'in akan zamanı değiştiremiyeceğini sadece hızlandırıp yavaşlatabiliceğini farketmesi de filmdeki zamanla ilgili en önemli detaylardan.

-Zamanı yavaşlatabilirsiniz yada hızlandırabilirsiniz hatta dondurabilirsiniz bile ama geriye saramazsınız.

Takas etmeyi bir ilişki ardından sevileni unutmak için sarfedilen bir eylem olarak sunan yönetmen Sean Ellis 2004 yılında Cashback'i kısa film olarak çekti.Kısa film dalında Oscar'a aday gösterilmesi sonrası filmin uzun metrajlısın çeken yönetmen kısa filmdeki sahnelere eklemeler yapmış ve uzun metrajlı filmde de başarıya ulaşmıştır.Film Ben Willis karakterinin yaşadıkları ve düşündükleri üzerinde yoğunlaşsaydı tamamen romantik bir drama olucak iken yan karakterlerinde film içinde sık sık öne çıkmaları sonucu komedi filmi özelliklerini de taşıyor.Çekim tekniklerinin hikaye anlatımı kadar öne çıktığı yapımda Ben Wellis karakterini Sean Biggerstaff,Sharon Pintey karakterini ise Emilia Fox canlandırıyor.Zamanın içinde akan yaşamın hangi insanlarda anlam bulacağına dair eğlenceli deneysel bir yapım.

6 serzeniş:

Antipatik Yazar dedi ki...

Emilia Fox çok iyi 1 oyuncu ;)

AmeliePoulain dedi ki...

"zamanı dondurmak istedim. o anın keyfini çıkarmak, o anı hafta boyunca yaşamak istedim...ancak durduramadım...sadece yavaşlatabildim. göz açıp kapayana kadar gitmişti. o an dünyada kalan son kişinin ben olduğum hissine kapıldım." eline sağlık erdalco. bu filmin yorumlanmak için sana ihtiyacı varmış, başkasına değil:)

Atilla Çelik dedi ki...

Şu ana kadar izlediğim filmler arasından en iyilerinden biriydi. Şiirsel yapısının yanında insan ruhunu içine çeken diyaloglarıyla direkt içime girmiş şaheserdir Cashback. Özellikle yazınızın girişinde bahsettiğiniz ilgili motto beni benden almıştı. Bir filme direkt o laf ile girerseniz insan neye uğradığını şaşırır bir an.

İtiraf etmeliyim. Bu filmi izledikten sonra öyle etkilenmiştim ki, film boyunca hangi diyaloglar geçmişse kesintisiz hepsini notepad dosyasına yazmıştım. Böyle bir şeyi hiçbir filme yapmadım ve sinemaya büyük ilgi duyan tüm tanıdıklarıma muhakkak önerdiğim filmlerin başında geliyor.

Elinize sağlık..

hacitokankoli dedi ki...

ya ciddi diyorum ilerde olur da diktatör falan olursam ilk yapacağım iş aşk ile alakalı film, müzik, vs. yapılmasını yasaklamak olucak. arkadaş nasıl yaratıklarız ki biz kendimize bi dert edinmeden yaşayamıyoruz. maslow'un piramidinde iki basamak atlayan herkes aşk acısı çekiyo. tamam, belki aşık olmaya doğamız gereği engel olamıyoruz. ama bu çektiğin acılardan rant sağlamak, acılarıyla hava atmak neyin nesi. geçmişe çapa atmış, "2 yıl oldu unutamıyorum, acaba şimdi kimlerlesin, beni düşünüyo musun böhühü" triplerini herkese ilan edip acizliklerinden avuntu bulmaya çalışanlardan bahsetmiyorum bile. filme bakın; esas oğlan ben willis filmin en ağır ve karizmatik kişisi. çünkü o aşk acısı çekiyo. filmdeki bütün diğer erkek karakterler filme komedi unsuru katmak için türlü şaklabanlık ve maymunluk yapmak için birbirleriyle yarışıyo. neden bütün yönetmenlerin veya sanat insnalarının aklında "aşk acısı çekenlerin diğer insanlara üstünlüğü" gibi bi kavram var merak ediyorum. ve neden filmlerde hep en güzellerle en yakışıklılar arasında aşk yaşanıyo? ben willis ressamdı, kadınların güzelliklerini farkedip onları ön plana çıkarıyodu. sharon da güzeldi, ben willis onun güzelliğini ön plana çıkardığı için en asil duygunun insanı oldular filmin sonunda. güzel olmayanlar, sanatçı olmayanlar nolacak? hayatta onlara da esas insanların yanında şaklabanlık figüranlığı düşüyo filme göre.

Gökhan Yıldız dedi ki...

şu filmi istiyorum lan hacitankoli.
gereğini yaparız baboli:)
yazı filmi izleyin lan kesin der gibi olmuş. yorumlar da eklenince nereden bulurum lan ben bu filmi dedirtiyor.

ligea dedi ki...

bu film iyi bir film. ama arada kaynayıp gitti, pek az insan izledi kanımca