Sevidiğimiz bir kokuyu muhafaza edebilmek mümkün mü? Hazır olan bir kokudan da bahsetmiyorum üstelik, şişede duran parfümden deil, parfümleşmeyi bekleyen bir insandan mesela..
Patrick Süskind' in Das Parfum adlı romanının uyarlaması olan bu filmden önce bence kitabını okuyun. İlk tavsiyemiz bu yöndedir. Yok ille de film diyorsanız o da olabilir. Kitapsız filme gelenlerle, okuyup da gelenler arasındaki farkı söyleyeyim. Beklentiler farklı. Filmin orijinal adı olan "Parfüm:bir katilin hikayesi" ni duyan, filmden olağan üstü ölüm sahneleri beklemektedir. oysa yönetmen bunları gizleyerek tadın başka yönlerden alınmasını istemiştir ki kanımca da başarılı olmuştur. Filmin efsanevi son sahnesi, 16 yaşındaki kızıl güzeli (ben baktım kız valla 16 yaşında:) görmek yeterliydi benim için.
Başroldeki gencimiz Ben Whishaw, kızıl saçlı güzelimiz de Rachel Hurd-Wood, diğerlerini boşverin.
Filmin yönetmeni, Lola rennt ( Run Lola,Run) filminin de yönetmenliğini yapan Tom Tykwer. Yakın tarihte bazı sahnelerinin istanbulda'da geçtiği The International filmi beyazperdede gösterime girecek. başrolde de Closer filminden hayran olduğum Clive Owen ve Eastern Promises deki güzelimiz Naomi Watts oynuyor.

3 serzeniş:

Fatih dedi ki...

Hiçkimseyi sevemeyen ve kendini parfüme adamış bi kalfa neler yapmaz ki...
Kitabını okumamıştım ama eleştirmeni dinleyip ilk fırsatta kitabı okuyacağım;)

simonevde dedi ki...

hayranı ve aşığı oldum kitabın filmini elbet sabırla ve heyecanla bekledim. ama sonuç tam bir sinir gelgitiydi. ama önceden tahmin edilebilirdi. okumasaydım gayet güzeldi. ama içimde kaldı işte being there gibi. hem çok "önemli" şeyler eksikti.. hayla hayal kırıklığını yaşarım : )

Travis dedi ki...

kitabını okuyanların aldıgı hazzı bulamadıgından dolayı, okumayanların ise filmi biraz duragan işlemesinden dolayı nedense biraz itildi film.. Kanımca uyarlanması gereken tarzda ve kıvamda idi. Okumayanların beklentisine yönelik katil sahneleri biraz açıktan olabilirdi ki iyi ki bu yapılmamış diyorum ben de..