War Pony, iki farklı hayatın kesişmeyen ama birbirini yankılayan çizgilerini takip eden, hırpalanmış bir büyüme hikayesi. Yönetmenler Gina Gammell ve Riley Keough'un Bill Reddy ile Franklin Bob'un gerçek yaşam deneyimlerinden yola çıkarak kurduğu bu hikaye, dışarıdan gelen bakışlardan ziyade içeriden gelen duyguyu ve tınıyı yakalamanın peşinde.
Filmin iki ana karakteri Bill (Jojo Bapteise) ve Matho (LaDainian Crazy Thunder), aynı döngünün farklı duraklarında duruyor gibiler. Bill, genç yaşına sığmayan sorumlulukların ve bitmek bilmeyen yükselme hayallerinin peşinde debelenirken, Matho ise çocukluk ile yetişkinlik arasındaki ince çizgide şiddet ve ihmal arasında bir yaşam sürüyor. Film, bu iki hikayeyi birbirine temas ettirmeden ilerliyor ama aralarında görünmez bir bağ kurarak. Biri geçmişin yaralarını taşırken diğeri şimdinin taze kesiklerine maruz kalıyor.
Ancak bu paralellik, anlatının her zaman uyumlu aktığı anlamına da gelmiyor. Bağdan kopma durumunda yer yer iki farklı film izliyormuş hissi yaratabiliyor. Bu da kopukluğa neden oluyor. Bill ve Matho'nun hikayelerinin sonunda bir araya gelmesi ise duygusal olarak işleniyor olsa da, bu buluşmanın yapısal olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu da filmin sürpriz gücünü azaltan bir unsur.
Yine de War Pony, topluluğun ritüelleri, yas törenleri ve gündelik dayanışma anlarında içten parlaklık yakalıyor. Buffalo'nun neredeyse büyülü bir şekilde sahneye girdiği final sekansı, filmin yorgun gerçekçiliği ile mistik bir ruhu aynı karede buluşturuyor. Öte yandan filmin en tartışmalı denecek yönü, travmanın neredeyse tek estetik malzemeye dönüşmesi olabilir.
Tüm bunlara rağmen War Pony, oyuncu performansları, doğal mekan kullanımı ve yalın görsel diliyle etkileyici bir atmosfer kuruyor. Kamera karakterlerin dünyasına yaklaşırken asla yargılamıyor, öğretmiyor, ahkam kesmiyor, yalnızca tanıklık ediyor. Bu bakımdan film, günümüz Amerikan bağımsız sinemasında ayrı bir yer edinmeli ve bu sebeple belki de daha çok kıymet verilmeli. Kopyala yapıştır olan stüdyo filmlerinin aksine, en azından özgün bir film.

