türk sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1990 Akademi ödüllerinde en iyi yabancı film oscarı. Türklerin oscarı mı var demeyin, olabilirdi, tek bir farkla...
Senaryosunu Uçurtmayı Vurmasınlar filminin de senaryosunu yazan Feride Çiçekoğlu' nun yazdığı, başrollerinde Necmettin Çobanoğlu, Nur Sürer ve Piyano Piyano Bacaksız filminin bacaksızı Emin Sivas oynadığı filmde, daha refah bir hayat için Maraş'taki varını yoğunu satan bir adamın (karısı ve 7 çocuğunun arasından seçtiği bir oğlu ile), kendi tabiriyle "dağların ardındaki cennete" yani İsviçre'ye olan -bir nevi- göçlerini anlatıyor. Daha doğrusu bu göç süresi müddetince çektikleri zorlukları ve saf aldanışlarını.
Hikaye tanıdık, oyuncular ve senarist de Türk, o zaman oscar da bizim olmalı.. Ama unutulmaması gereken bir şey var. Filmin, bir ülkeye ait olabilmesi için yapımcıların o ülkeden olması gerekiyor. Özel durumlarda dış yapımcılardan destek alınır, o farklı, ama genel kural budur. Senarist Feride Çiçekoğlu belki türk yapımcılara beğendiremedi senaryosunu, belki de kendisi istemedi bunu bilemiyorum. Fakat şu gerçeğin farkındayım, bir oscar ödülünü kazanmamıza belki de ramak kalmıştı.
Aynı film, aynı kalitede, aynı oyuncularla bir türk yönetmen ve yapımcı tarafından çekilseydi, yine oscar kazanılır mıydı? Sanmıyorum. Bu sanmayışımı "Amerikalıların tek bir hedefi var, Türkiye'yi yoketmek" gibi aşırı komplocu bir düşünce ile de söylemiyorum. Filmin ödüller ve festivallerdeki başarısının en önemli nedeninin tanıtım olduğunu düşündüğümden söylüyorum.
İsviçreliler de bu işi iyi yapmışlar olsa gerek ki oscar Türklere değil, onlara sayıldı.

Bir anket yapılsa "2008 'in en önemli olayı nedir?" diye, sanırım ilk sıradaki cevap ABD başkanlık koltuğuna bir siyahi başkanın seçilmiş olması çıkardı. Ama ben 2008'in ekonomik ve siyasi getiri-götürülerini bir kenara koyup sinema alanına yönelmek istiyorum.
2008'in en fazla ses getiren filmi kuşkusuz The Dark Knight filmidir. Filmin başarısındaki etkenleri, filmin adı başlığındaki konumuzda dile getirmiştik. Ama bu ve bu sene çıkan filmler bize şunu gösterdi ki yeni çıkan filmler de yıllanmadan efsaneleşebiliyormuş. IMDb sitesinin kapanış günündeki en iyi 250 film listesine baktığımızda 2008 yılından 9 filmin listede olduğunu görüyoruz. Geçen seneki sayı 9 idi ve şuan yalnızca 6sı bu listede tutunabildi. 2008 de durum ne yönde değişim gösterir bilinmez.
Box office durumuna baktığımızda krizin bu sene sadece sinemaya yaradığını söyleyebiliriz. Tüm zamanların en fazla para getiren filmleri listesinden 2008 için ayıklananlara bir bakalım.

The Dark Knight $994,896,852
Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull $783,011,114
Kung Fu Panda $633,395,021
Hancock $623,546,274
Iron Man $571,827,600
Mamma Mia! $568,704,210
Quantum of Solace $540,902,659
WALL·E $507,269,544
Madagascar: Escape 2 Africa $452,862,381
The Chronicles of Narnia: Prince Caspian $418,814,023
Sex and the City $400,637,269
The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor $388,876,165

Bu liste 2008'in ne kadar kazandırdığını açıklamıyor sadece. Sinema sektöründe nedenli büyük paraların döndüğünü de gösteriyor. Bir şeyi daha gösteriyor. Bazı filmlerin bile oldukça fazla sinema izleyicisi olduğunu (bazı derken?). Ben bu tarz sevenlerin, bu filmleri evlerinde tek başına, kumanda sol eldeyken izlediklerini düşünürdüm hep. Demek ki sinemada ayrı bir keyifmiş. You got it ;)

Türk sineması için de bu bereket söylenebilir. Birden türk sinemasında hareketlilik yaşandı. Yada hep aynıydı üretim ama ilgi arttı. Kalite arttı mı peki? Bu muallak. Hala "ivedik mi - arog mu" tartışmasının yaşandığı bir ülkedeyiz sonuçta. Filmin kalitesini izleme oranları ya da kazandırdığı paralara göre ölçen bir toplumuz ne yazik ki? O zaman derim ki ben de Sex and the City filmi tüm Türk sinemasına bedel (!). Madem öyle, işte böyle..
Bu arada..
AROG $20,000,000 :)