













Sıradan bir insan 10 dakikalık bir konuşmada en az 3 yalan söyler. Bu, birçoğumuzun bilmediği bir gerçek, Lie To Me dizisi ise bu gerçekler üzerine kurulu. Lost, Shark ve 24 dizilerinin yapımcılarından Davranış Bilimcisi Paul Ekman'ın hayatından esinlenerek yapılmış bir dizi aynı zamanda. İnsanların yüzlerinden, vücut duruşlarından, göz hareketlerinden, yutkunmalarından, konuşma şekillerinden ve ellerini koydukları yerlerden. Kısacası insana dair her hareketten söylediklerinin doğru mu yoksa 'yalan' mı olduklarını analiz eden bir dizi. Ve bu analizleri de FBI'ya, askeri birimlere, hukuk firmalarına ve özel şirketlere en zor vakaların çözülmesinde yardımcı oluyorlar.
Dizide ikinci başrol The Practice dizisinden de tanıdığımız Kelli Williams'ın. Dr. Gillian Foster olarak yetenekli psikolog rolünde karşımıza çıkıyor. Dr. Ligthman ne kadar sinirli ve agresifse, o da bir o kadar sakin ve çözümcü. Lightman Group şirketindeki denge terazisi de denilebilir onun için. Dizinin ilk sezonunda eşi ve sorunları ile karşımıza çıksa da genel olarak günün kurtarılmasında büyük ölçüsü olan güzel ve zeki şirket ortağını izliyoruz.
-Çıkın gidin burdan. Döverim seni, hepinizi döverim ulen!
-Döversin demek. Biz çok dayak attık senin gibi 'vatan namus natali kambus' diyenlere.
Birisi gelir, diyaloğa giren 'taşşak geçici başı'nın kulağına Cüneyt'in nasıl yıkılmaz biri olduğundan bahseder.
-Burdan gidiyoruz arkadaşlar. Ama bir gün görüşücez.
-Tankla, topla falan beklerim... Uçakla, ağır sanayi hamlenizle falan...

Cüneyt Arkın Kariyeri: 267 filmde oyuncu, 26 filmde yönetmen, 17 filmde senarist, 5 filmde yapımcı. Sözün bittiği yerdeyiz.)









"Kuşlar çığlık atarak kara gökyüzünde uçuşuyor. İnsanlar sessiz, beklemek kanıma acı veriyor." Mesa Selimovic
"Her şey cesarettir. Yapamadığını, yine de yapmak. Kokusu bile yeterdi. Keşfedilmeyi bekleyen bir kıtada henüz keşfedilmemiş bir mevsimin kokusu. Ama kilometrelerce uzaktan alabildiğim bir koku. O, muhteşem boynunu bana doğru çevirip, manzarayı izliyordu. Ve ben dudaklarımı özgürlüğümün bir nişanesi olarak oraya bir bayrak gibi nasıl dikeceğimi hayal ediyordum. Bu şekilde yanında oturup, bedeninin sıcaklığını hissederken, aniden, ansızın, mükemmel bir biçimde... Bir şey yapma zamanıydı. Bir şey söylemeliydim. Ama benim tek söylediğim hiçbir şey zaten. Sadece gidebilirim. Ve gittim..."






Ankara Sinema Derneği’nin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival 15. kez filmlerini yüklenip yollara düşecek.
Gezici Festival’de KARŞI-lık
Kapitalizme KARŞI, farklı eylem biçimleriyle her defasında ne yapacakları merak konusu olan aktivist ve sinemacı ikili Mike Bonanno ile Andy Bichlbaum’dan Evet Efendim (The Yes Men, Chris Smith, Dan Olman, Sarah Price) ve Yes Men Dünyayı Kurtarıyor (The Yes Men Fix the World, Andy Bichlbaum, Mike Bonanno); Savaşa KARŞI, Jean-Pierre Melville’in unutulmaz klasiği Denizin Sessizliği (Le Silence de La Mer); Burjuvaziye KARŞI denilince ilk akla gelen, sinema tarihinin hem en eleştirel hem de en eğlenceli filmlerinden Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (Le Charme Discret de la Bourgeoisie, Luis Bunuel); Eğitime KARŞI, Jean Vigo’nun çarpıcı başyapıtı Hal ve Gidiş Sıfır (Zero de Conduite) ve Daniele Huillet ile Jean-Marie Straub’un kült kısa filmi En Rachachant; Cinsiyetçiliğe KARŞI François Ozon’un en başarılı filmlerinden olan ilk uzun metrajı Sitcom; Milliyetçiliğe KARŞI Shane Meadows’tan, İngiliz sinemasının gerçekçi kanadının son dönemdeki en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilen Burası İngiltere (This is England); Sömürüye KARŞI işçi sınıfının haklarının daimi savunucusu Ken Loach’tan Ekmek ve Güller (Bread and Roses).
Çocuk Filmleri bölümünün her yıl yüzlerce çocuk tarafından izlenmesi ve bu filmlerin gösterimlerinin sürekli dolu geçiyor olması Gezici Festival’in en önemli özelliklerinden biri. Gezici Festival bu yıl çocuklara özel hazırladığı programda Polonya ve Almanya’dan filmlere yer verecek.
- Eskiden bi sosyalizm umudu vardı amına koyayım. Şimdi onu da yaktılar. Yiktılar amina koyayım. Karıları şimdi gelip orospuluk yapayi. Erkekleri de fabrika demirlerini yağmalayi.
Evden dışarı çıkıp karlı dağları süzer, iyice beyninize nakşedersiniz. Rüzgari ölesiye yemek istersiniz ve yersiniz. Sonbaharını yaşayan adamın aşkına şahit olursunuz. Sonbaharınız olduğunu bildiğiniz halde aşkın peşinden gitmek isteyip de gidememenin ne demek olduğunu görürsünüz. Birkaç ay sonra o yolda olacağınızı bildiğinizden cenaze yolundan geri adım atarsınız. Hayata karşı durmak istercesine azgın Karadeniz dalgalarına karşı gelirsiniz. Hayatınızın baharında size sonbaharınızı yaşatanlara karşı çığlık atarsınız…Çığlığı sizden başka duyanın olmadığını da bilirsiniz...

97 senesinde üniversitede okuyan genç Yusuf hapisheneye girer. 10 sene sonra devlet evladına kıyamaz ve bilmemkaçıncı maddeyi kullanarak Yusuf'u hapishaneden çıkarır. Yusuf hastadır. Bir kaç ay ömrü kalmıştır. Sonbahar'ını yaşamak üzere sığınabileceği tek yarinin, ana'sının yanına gider, Artvin'e. Yusuf'la beraber melankolik bir sonbahar havası alırsınız.
Özcan Alper'in ilk sinema deneyimi. Başrollerde Onur Saylak ve Megi Kobaladze var. Uluslararsı festivallerden 28 ödül toplama başarısına sahip. Müzikleri ayrı bi güzel. Hele filmin bitişindeki müzik yok mu! 'Daim Yusuf orti?' Bir müzik, filmin sonunu bu kadar iyi kılabilir ancak. Daha iyisi yapılana kadar en iyi son da budur. Sadece müzik değil tabiki. Filmin sonunda ki kadraj hareketleri de müziği destekler. Ve size mükemmeli sunar.
"Eğer yaşamak için bir gününüz, bir haftanız ya da bir ayınız olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız?" sorusuyla yola çıkan bir film One Week. Bir yol hikayesi. Bazen gerçekten de yolların üzerinde şekillenen, bazen de karakterin kendi iç yolculuğunu anlatan bir film.


t'ın son projesi olan Robin Hood filminin gösterim tarihi belli oldu ve basına yeni fotoğraflar sızdı. Başrollerini Russel Crowe ile Kate Blanchett oynuyor.Türkiye'de 14 Mayıs 2010 tarihinde sinemalarda.
-Aksion filmlerinin ustası Slyvester Stallone'nun yeni filmi The Expandebles'ın fragmanı yayınlandı.Yapımda Stallone ile birlikte rol alan diğer oyuncular Jason Statham,Jet Li,Mickey Rouke.Yönetmenliğini de Sylvester Stallone'un üstelndiği yapım 2010'da gösterime giricek.Trailer için tıkla
at ayında ülkemizde de gösterime girecek olan 'Shutter Island' yönetmenliğini Martin Scorsese'in yapmış olması ve başrolünde Leonardo Di Caprio'yu barındırması ile sezonun iddalı yapımlardan olacaktır.
