İstanbul Film Festivali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Film Festivali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9-19 Nisan tarihleri arasında sinemaseverleri İstanbul’un her iki yakasındaki 7 salonda buluşturan 45. İstanbul Film Festivali, görkemli bir kapanış töreniyle sona erdi. The Marmara Taksim’de düzenlenen ve Onur Özaydın’ın sunuculuğunu üstlendiği bu gecede, dünya sinemasından yapımlar ve yeni keşifler ödüllendirildi.


Bu yılki seçki, usta yönetmenlerin merakla beklenen son yapımlarından genç yeteneklerin ilk filmlerine kadar geniş bir yelpaze sundu. Ancak festival sadece sanatsal başarılarla değil, programdaki yapısal değişikliklerle de dikkat çekti. Toplamda 39 filmin yarıştığı festivalde; Altın Lale, Kısa Film ve Yeni Bakışlar olmak üzere üç ana yarışma kategorisi yer aldı.

Öte yandan, festivalin son iki yıldır "Musikişinas", "Çiçek İstemez" ve özellikle kuir sinemaya odaklanan "Nerdesin Aşkım?" bölümlerini program dışı bırakması sinemaseverler ve sivil toplum kuruluşları tarafından eleştirildi. Festival yönetimi, bu bölümlerin yeterli film sayısına ulaşılamadığı için açılmadığını ve kuir yapımların diğer kategorilere dağıtıldığını belirtse de, "Nerdesin Aşkım?" bölümünün yer almaması kuir sinemanın görünürlüğü açısından tartışılmasına engel olamadı.

Altın Lale Yarışması, festivalin kalbi olarak yerli ve yabancı 15 filmi bir araya getirdi. Başkanlığını David Mackenzie’nin üstlendiği jürinin tercihiyle gecenin en büyük ödülü olan Altın Lale, Damien Hauser’in yönettiği "Memory of Princess Mumbi / Prenses Mumbi" filmine gitti.

Yeni Bakışlar kategorisi ise yerli sinemanın geleceğine ışık tutan kategorisi. İlk veya ikinci filmini çeken 13 yönetmenin yarıştığı bu bölümde Morteza Atabaki imzalı "32 Metre", hem Seyfi Teoman En İyi Film hem de En İyi Kurgu ödüllerini kucaklayarak büyük bir başarı yakaladı. Ayrıca "En Güzel Cenaze Şarkıları" filmi; senaryo, kadın oyuncu ve yardımcı oyuncu kategorilerinde aldığı ödüllerle törene damga vuran bir diğer yapım oldu.


45. İstanbul Film Festivali Ödül Listesi

Altın Lale Yarışması


En İyi Film: Prenses Mumbi / Memory of Princess Mumbi (Yön. Damien Hauser) 


Jüri Özel Ödülü: Diriliş / Resurrection (Yön. Bi Gan) 


En İyi Yönetmen: Lise Akoka & Romane Gueret (Yaz Kampı / Ma frère


En İyi Senaryo: Markus Schleinzer & Alexander Brom (Rose


En İyi Kadın Oyuncu: İnci Sefa Cingöz (Karanlıkta Islık Çalanlar


En İyi Erkek Oyuncu: Kemal Burak Alper (Ölü Köpekler Isırmaz


Mansiyon: Tavuk / Kota (Yön. György Pálfi) 


Yeni Bakışlar (Ulusal Yarışma)


Seyfi Teoman En İyi Film Ödülü: 32 Metre / 32 Meters (Yön. Morteza Atabaki) 


En İyi Senaryo: Ziya Demirel & Yusuf Tan Demirel (En Güzel Cenaze Şarkıları


En İyi Kadın Oyuncu: Esra Dermancıoğlu (En Güzel Cenaze Şarkıları


En İyi Erkek Oyuncu: Burak Dakak (Annem Hakkında


En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Çağdaş Ekin Şişman (En Güzel Cenaze Şarkıları


En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Özer Keçeci (En Güzel Cenaze Şarkıları


En İyi Görüntü Yönetimi: Reşat Okan Candemir (Keçi501


En İyi Kurgu: Morteza Atabaki (32 Metre / 32 Meters


En İyi Sanat Yönetimi: Elif Öner (İsimsiz Eserler Mezarlığı


En İyi Özgün Müzik: Efe Demiral (İsimsiz Eserler Mezarlığı



Kısa Film Yarışması


En İyi Kısa Film: Yerçekimi (Yön. Dalya Keleş) 


Mansiyon: Aşk ve Diğerleri (Yön. Berna Sitera Değirmen) 


Bağımsız Ödüller


FIPRESCI Ödülü: Rose of Nevada (Yön. Mark Jenkin) 


SİYAD En İyi Film Ödülü: İsimsiz Eserler Mezarlığı (Yön. Melik Kuru) 


Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü: Sunay Terzioğlu (Bağlar, Kökler ve Tutkular


BSB En İyi Belgesel Ödülü: 2m2 (Yön. Volkan Üce)


2020 Tokyo olimpiyatları için dünyanın en önemli mimarlarına yaptırılan 17 umumi tuvaletler pandemi gölgesinde kalınca, Tokyo yönetimi bu tuvaletleri anlatan bir belgesel çekmesi için Alman yönetmen Wim Wenders'in kapısını çalıyor. Belgesel diye çıkılan bu yol, bir filme evriliyor. Ancak öyle bir senaryo ve oyunculuk oluyor ki, tuvalet belgeselinden filme evrilen bu yapım, senaryosuyla adeta yeniden bir insan belgeseline dönüşüyor. Her günü aynı yaşayan Hirayama'nın belgeseline.


Her günü aynı yaşayan derken şakası, mecazı olmayan bir anlamda. Her sabah aynı saatte uyanıp çiçeklerini suluyor, evinin önündeki otomattan kahvesini alıp yola koyuluyor, seyir halindeyken müzik dinleyip binalar arasında süzülen güneş ışınlarını izliyor, işi olan tuvalet temizliğini titizlikle yaptıktan sonra parkta yediği sandviçle öğle yemeğini yiyor, sonrasında hamamda yıkanmaca, akşam yemeği, kitap okuma ve uyku. Dün de bunun aynısıydı, ertesi gün de bunun aynısı olacak.

Hirayama'ya baktığımızda bu minimalliğin karakterine de sirayet ettiğini görüyoruz. Az konuşuyor, az gülüyor, az yiyor, her şeyin azını yapıyor. Casablanca filminde Rick Blaine'in neden ülkesine geri dönmediği konusunda dönen dedikodular içerisinde biri " Bir adamı öldürdüğün için gitmiyor oluşunu düşünmek hoşuma gidiyor. içimdeki romantik şey bu" diyordu. Hirayama için de ben de benzer tahminler yürütmek istiyorum. Benimkisi daha çok bir kadın odaklı olacak ama ona dair pek bir tüyo da yok. sosyal ilişkiler bağlamında sadece kız  kardeşini filmde görmemiz mevzunun ailevi olacağı ihtimalini de barındırıyor. 

Filmin müzik seçimleri Hirayama'nın içsel dünyasını ve ruh halini yansıtan önemli unsurlar arasında yer alıyor. Az konuşan bu karakterimiz izleyiciyle şarkılar aracılığıyla iletişim kuruyor. Van Morrison, The Velvet Underground ve Nina Simone gibi sanatçıların klasik parçaları, karakterin nostaljik ve analog dünyasını tamamlıyor. Özellikle Lou Reed'in "Perfect Day" şarkısı, filmin ana temasını mükemmel bir şekilde özetliyor. Yönetmen Wim Wenders, hayran olduğu bu şarkıları kullanmak istiyor ama Japon filmine ve filmdeki karaktere İngilizce şarkıların uygun olmayacağını düşünse de senaryoda ona eşlik eden Takuma Takasaki "bu müzikleri bizler de dinliyoruz, bizler için de anlamlılar. İngilizce olarak düşünme, bu şarkılar bize de aitler" minvalinde konuşunca şarkılar kalıyor. Yani şarkıların İngilizce seçilmesinin karakter için özel bir anlamı yok.


Hirayama karakterini canlandıran Koji Yokusho'nun performansı filmin en dikkat çekici yönü. Bu başarısı geçen sene Cannes'da En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle de taçlanmıştı. Filmin 16 günde çekilebilmesindeki en büyük başarı Koji Yokusho'nun. İlk günden sonraki çekimlerin tamamı provasız gerçekleşmiş, Koji Yokusho karakteri oynamamış, adeta yaşamış ve yönetmen Wim Wenders da çekmiş. Role kendini kaptırma konusunda " öyle bir noktaya geldi ki, ben Hirayama'nın hayatını olduğu gibi yaşıyordum. Wenders de beni kayda alıyordu. Garipti ama sorunsuz çalışıyordu" diyordu. Karakterinin mesleği olan tuvalet temizlikçiliği hakkında ise " tuvaleti temizlemek, belli bir hijyen standartlarına sahip olmak, çocukluğumuzdan beri bize söylenen bir şey. Ve eğer bunu yaparsak, o zaman harika bir hayatın olacağı öğretildi" diyor. Belki de bu yüzden mutluluğu tuvalet temizliğinden alıyordu Hirayama.

Perfect Days filminde Hirayama üzerinden okuyabileceğimiz görevler de var. Toplumdaki görevimiz ve statümüz ne olursa olsun, layıkıyla yaptığımız ölçüde mutlu olabileceğimiz okuması çıkabilir. Bu okumayı çok romantik buluyorum ve kendimi bu okumadan uzak tutuyorum. Spotify'ı bile bilmiyor olmayı ister miydim bilmiyorum, bilmek beni daha çok mutlu ediyor gibi sanki. En azından spotify ve shazamı versinler bana.


Tokyo Tuvaletleri

Başlıktaki "komorebi" kelimesi film için düşünülen Japonca isim ve "ağaçların arasından sızan güneş ışığı" anlamına geliyor. Hiyarama'nın yıllarca her gün parkta fotoğraını çekip arşivlediği o görüntünün karşılığı işte komorebi.

Filmden bana kalan bir diğer şey ise kendisini ziyarete gelen ve okyanusu görmek istediğini söyleyen yeğenine "daha sonra yaparız" dedikten sonra bunu tekerlemeye dönüştürdüğü kısım oldu. "sonra, sonradır. şimdi ise şimdi" ve bir de bunu Japonca olarak okuyalım "kondo wa kondo, ima wa ima". Tüm bu sonraya ötelemenin bir sebebi olabilir. Ve yahut da bazen doğru cevap en basit olanıdır düsturunca sadece tembelliktir buna sebep. Bir oblomov tembelliği.

Tüm bu sadelik ve olaysızlık içerisinde 2 saatlik filmden keyif almış olmamı kabullenemiyorum ama. Neden sevdim ya da neden sevildi bilmiyorum ama yönetmen Wim Wenders biz insan ırkının bir açığını suistimal etmiş olabilir. Çalışan insanı izlemeyi seviyoruz arkadaş. Sabaha kadar dozerler çalışsın, betonlar dökülsün, tuğlalar dizilsin, biz izleriz. Belki de bize bu filmi sevdiren de budur, ötesi değil.

Bu yıl 43.sü düzenlenen İstanbul Film  Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu. Büyük ödül Altın Lale'yi Nehir Tuna'nın yönettiği ilk uzun metraj filmi olan, ailesi tarafından dini değerler öğrenmesi için yatılı bir yurda yerleştirilen Ahmet'in aidiyet arayışının konu edinildiği Yurt filmi kazandı. En İyi Yönetmen ödülünü ise Tereddüt Çizgisi filmiyle Selman Nacar kazandı.


Ulusal Yarışma
En İyi Film:     Yurt (Yön: Nehir Tuna)
En İyi Yönetmen:     Selman Nacar ( Tereddüt Çizgisi )
En İyi Görüntü Yönetmeni:     Florent Herry ( Yurt )
En İyi Erkek Oyuncu:     Alican Yücesoy ve Serdar Opçin (Bildiğin Gibi Değil)
En İyi Kadın Oyuncu:     Tülin Özen ( Tereddüt Çizgisi )
En İyi Senaryo:     Bildiğin Gibi Değil (Sen: Vuslat Saraçoğlu)
En İyi Kurgu:     Bildiğin Gibi Değil ( Kur: Naim Kanat )
En İyi İlk Film:     Büyük Kuşatma (Yön: Sinan Kesova)
Jüri Özel Ödülü:     Bildiğin Gibi Değil (Yön: Vuslat Saraçoğlu)
Fipresci Ödülü :     Tereddüt Çizgisi

Uluslararası Yarışma
En İyi Film:     Forever-Forever (Yön: Anna Buryachkova )
Jüri Özel Ödülü:     Sweet Dreams (Yön: Ena Sendijarevic)
Fipresci Ödülü:     
Forever-Forever (Yön: Anna Buryachkova )

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)'nın düzenlediği İstanbul Film Festivali'nin 43.sü 17-28 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek. Usta yönetmen Wim Wenders ve bu sene Japonya adına Oscar'a aday gösterilen Perfect Days filminin başrol oyuncusu Koji Yakusho festival konuğu olarak katılımcılarla buluşacak. İstanbul'da 6 farklı sinemada toplamda 132 uzun, 12 kısa metrajlı film gösterilecek. 132 film değilse de notunu aldığım bazı filmler şunlar:


Perfect Days (2023) Wim Wenders, Japonya

Usta Alman yönetmen Wim Wenders imzalı Perfect Days filmi, Japonya'nın bu seneki Oscar adayı olmuştu. Sessiz ve mütevazı bir yaşam süren Hirayama'nın ( Koji Yakusho
günlük rutinini, gününü halka açık tuvaletleri temizleyerek geçirişini ve yaşamı boyunca basitlik ve doğayla olan bağlantısını izleyeceğiz. Festivale katılım yapıp seyircilerle de buluşacak olan Koji Yakusho'nun muhteşem oyunculuk performansına Nina Simone ve Lou Reed'in şarkıları da eşlik ediyor. Henüz izlememiş olanlar için izlemesi en tavsiye edilen filmlerden biri bu, Perfect Days.

Gösterim Seansları:
23 Nisan Salı 13:30 , Kadıköy Sineması
27 Nisan Cumartesi 19:00 , Atlas 1948 (Film Ekibinin Katılımıyla)

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Crossing (2024) Levan Akın, İsveç

Daha önce yönetmenin 2019 yapımlı And Then We Danced filmi Filmekimi'nde gösterilmişti. gürcü asıllı İsveçli yönetmen Levan Akin'in bu filminde Türkiye'den de kesitler bulacağız. Emekli bir öğretmenin, kaybettiği kuzenini bulmak için Gürcistan'dan İstanbul'a yapılan yolculuğu izlerken İstanbul'un kalabalık ve hareketli sokaklarında bol kedi ve bol müzikli anlar da yaşatacak. 

Gösterim Seansları:
19 Nisan Cuma 21:30 , Atlas 1948 (Film Ekibinin Katılımıyla)
20 Nisan Cumartesi 21:30 , Kadıköy Sineması (Film Ekibinin Katılımıyla)
21 Nisan Pazar 21:30 , Cinewam City's 7
27 Nisan Cumartesi 21:30 , Beyoğlu Sineması

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Strangers's Case (I Was a Stranger)(2024) Brandt Andersen, Ürdün

Çeşitli kısa hikayeleri bir araya getirerek oluşturulan uzun bir hikaye sunan bu filmin oyuncuları arasında kendisini Intouchables filmi ve Lupin dizisinden tanıdığımız Omar Sy var. Savaştan kaçıp kendisine güvenli bir hayat arayan insanların hikayelerini farklı açılardan anlatıyor. Özellikle Suriye'deki savaşın yıkıcılığından kaçan insanların yaşadığı trajediler film boyunca biraz yürek burkacak.


Gösterim Seansları:
23 Nisan SAlı 21:30 , Cinewam City's 7
26 Nisan Cuma 11:00 , Atlas 1948
28 Nisan Pazar 16:00 , Kadıköy Sineması


Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



No Other Land (2024) Yuval Abraham - Basel Adra - Hamdan Ballal, Oppupied Palestine

Bu belgeselde Filistinli aktivist Basel Adra'nın İsrailli gazeteci Yuval Abraham ile bir araya gelerek, kendi topraklarından edilmiş olan Filistin halkının umutsuzluğunun kronikleşmesine şahit olacağız. Belgesel, İsrail'in Batı Şeria işgaline karşı açık bir protestoda bulunuyor. Adra özelinde birçok Filistinlinin yaşadıklarını yakından, yerinden ve kendilerinden dinlemiş olacağız.

Gösterim Seansları:
23 Nisan Salı 11:00 , Cinewam City's 7
28 Nisan Pazar 21:30 , Sinematek / Sinema Evi

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



The Promised Land (2023) Nikolaj Arcel, Danimarka

Danimarkanın en sevdiğim yönetmenlerinden Anders Thomas Jensen'in senaryo ekibinde olduğu, yine Danimarkanın en sevilenlerinden Mads Mikkelsen'in başrolde olduğu bir filmi çok da tanıtmaya gerek yok. Ama yine de Thomas Jensen kendi yönettiği filmlerin tadını bu filmde bulamadığımı da eklemek istiyorum. Bu görüşümün çok şahsi olduğunu ve bu filmin festivalin görülmesi gereken filmlerinden biri olduğunu bilmenizi isterim. 

Gösterim Seansları:
19 Nisan Cuma 13:30 , Cinewam City's 7
20 Nisan Cumartesi 19:00 , Kadıköy Sineması
21 Nisan Pazar 11:00 , Atlas 1948

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Goodbye Julia (2023) Mohamed Kordofani, Sudan

Sudan'da 2005-2010 yılları arasında geçen Goodbye Julia, dini zulmün yanı sıra yerleşik ırkçılığın etkisiyle derinleşen trajik bir hikayeyi anlatıyor. Sudanlı yönetmen Mohamed Kordofani'nin ilk uzun metrajlı filmi olmasına rağmen iyi bir iş çıkarmış olacak ki Sudan'ın bu seneki oscar'a aday filmi Goodbye Julia olmuştu. 2023 Cannes Film Festivalinde de gösterilen filmin yönetmeni 3 ödüle aday gösterilmiş, Özgürlük Ödülü'nü kazanmıştı. 

Gösterim Seansları:
18 Nisan Perşembe 19:00 , Kadıköy Sineması
19 Nisan Cuma 11:00 , Cinewam City's 7
23 Nisan Salı 16:00 , Cinewam City's 3

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Suyun Üstü (2023) Aslıhan Ünaldı, Türkiye

Parçalanmış aileleriyle birlikte iki kız kardeşin Ege kıyılarında bir yelken yolculuğuna çıktıklarında, su yüzüne çıkan bazı kırgınlıklar ve sırlar zaten kırılgan olan aile bağlarını koparmakla tehdit eder. Yönetmen Aslıhan Ünaldı'nın izleyeceğim ilk filmi olacakken oyunculardan biri oldukça tanıdık. Reha Erdem'in 2008 yılı yapımı Hayat Var filminde Hayat karakterini oynatan Elit İşcan

Gösterim Seansları:
23 Nisan Salı 19:00 , Atlas 1948
24 Nisan Çarşamba 13:30 , Kadıköy Sineması  (Film Ekibinin Katılımıyla)

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Explanation for Everything (2023) Gabor Reisz, Macaristan

Yönetmen Gabor Reisz'in bu filmi Macaristan'da bir lise öğrencisinin başarısız bir sınavının ardından ortaya çıkan ve skandala dönüşen bir olayı ele alıyor. Başarısızlığına siyasi bir kulp uydurur ve olayı ailesine öyle anlatır. Bu olay aile ile sınırlı kalmayıp tüm okula yayılınca ulusal bir meseleye dönüşür. Yapımına güvendiğim bir yönetmen olduğu için izlemeye değer filmler arasında bunu da koyuyorum.

Gösterim Seansları:
17 Nisan Çarşamba 16:00 , Atlas 1948
23 Nisan Salı 16:00 , Cinewam City's7  (Film Ekibinin Katılımıyla)
25 Nisan Perşembe 21:30 , Sinematek / Sinema Evi

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Yurt (2023) Nehir Tuna, Türkiye

Daha önce kısa filmleri bulunan, Marmara Üniversitesi İşletme bölümü mezunu yönetmen Nehir Tuna'nın ilk uzun metraj filmi Yurt. Ailesi tarafından dini değerler öğrenmesi için yatılı bir yurda yerleştirilen Ahmet, ne çemberin içinde hissedebilmiştir, ne de dışında. Ailevi ve iç dünyasındaki dini sorunların yanında akran zorbalıklarına da maruz kalır. Siyah - Beyaz bir anlatımın olduğu film 1996 yılında geçiyor. Ulusal yarışmada da yarışacak olan bu film de en çok merak ettiklerim arasında. 

Gösterim Seansları:
26 Nisan Cuma 16:00 , Atlas 1948 (Film Ekibinin Katılımıyla)
27 Nisan Cumartesi 13:30 , Kadıköy Sineması (Film Ekibinin Katılımıyla)

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Hit man (2023) Richard Linklater, Amerika

Haziranda Netflix'e gelecek olan bu filmi seçmemdeki sebep yukarıda ismi geçen yönetmen Richard Linklater. Before Sunset film serilerinin 2014 yapımı Boyhood filminin yönetmen ve yapımcısı olan Linklater'in 5 oscar adaylığı olmasına rağmen henüz tekine bile kavuşamadı. Polis adına sahte bir suikastçı olarak çalışan bir profesörün, iş esnasında tanıştığı bir kadından sonra yaşadığı karmaşayı anlatıyor. Yönetmenden tahminle filmde güzel diyalogların geçeceğini ümit ediyorum.

Gösterim Seansları:
17 Nisan Çarşamba 21:30 , Kadıköy Sineması
18 Nisan Perşembe 21:30 , Cinewam City's 7
25 Nisan Perşembe 19:00 , Atlas 1948
26 Nisan Cuma 21:30 , Cinewam City's 7

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın



Tatami (2023) Zar Amir Ebrahimi - Guy Natliv, İran - İsrail

Aslında Gürcistan ve Amerika yapımı bir film. Ama filmi ilginç yapan sebeplerinden birine dikkat çekmek istedim. 2 yönetmenden biri İranlı, diğeri İsrailli. Orta Doğu'da savaşın ve derin bölünmelerin yaşandığı bir dönemde birlikte film yapabilmeleri bile başlı başına bir başarıdır. Uluslararası Judo Turnuvasına katılan İranlı kadın sporcunun şampiyona sürecinde yaşadıklarını konu ediyor ve tüm bu hikayeler Tiflis'te geçiyor. Filmin İranlı yönetmeni Zar Amir Ebrahimi de oyuncu kadrosunda. Daha önce Holy Spider filmindeki oyunculuğuyla Cannes'ta En İyi Kadın Oyuncu ödülünün de sahibi olmuştu. 

Gösterim Seansları:
18 Nisan Perşembe 19:00 , Atlas 1948
20 Nisan Cumartesi 16:00 , Kadıköy Sineması
22 Nisan Pazartesi 13:30 , Cinewam City's 7

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın


La Cocina (2024) Alonso Ruizpalacios, Meksika-Amerika

Mutfak yapımları son senelerde revaçta. Geçtiğimiz senelerde izlediğim ve bloga da yazdığım tek çekimden oluşan muhteşem bir film olan Boiling Point, ödüllerin yeni gözdesi olan The Bear dizisi ve niceleri.  Meksikalı yönetmen Alonso Ruizpalacios un bu filmi de mutfakta geçiyor. Bunu diğerlerine göre ilginç kılan ise New York Times Meydanında bir restoranda geçiyor oluşu ve çalışanların hemen hepsinin göçmenlerden oluşuyor oluşu. Dışardan ülkeye ithal edilen sıkıntıların aynı zamanda bu restorana da ithal edilişi restoran içerisindeki kaosu kaçınılmaz kılıyor. Kayıp bir paranın kayboluşunun yaşatacağı gerilimi The Teachers' Lounge filmi kadar güzel hissettirebilmiş mi izleyip göreceğiz. 

Gösterim Seansları:
20 Nisan Cumartesi 16:00 , Atlas 1948
22 Nisan Pazartesi 21:30 , Kadıköy Sineması
24 Nisan Çarşamba 16:00 , Cinewam City's 7

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın


13 Assassins (2010) Takashi Miike, Japonya

Revaçta olan bir diğer yapım konusu da Edo dönemi Shogun hikayeleri. Netflix'in bana göre şu ana kadarki en iyi yapımı olan Blue Eye Samurai dizisinin ardından Disney platformunun da çıkardığı Shogun dizisinin ardından bu akıma festival yönetimi de sessiz kalmamış ve 2010 yapımı Takashi Miike imzalı 13 Assassins (13 Suikastçı) filmiyle karşılık vermiş. Filmin baş rolünde festival davetlisi olarak İstanbul'a gelen Koji Yokusho var. Şu sıralar samuray filmleriyle hızını almış olanların kaçırmaması gereken bir film. 

Gösterim Seansları:
17 Nisan Çarşamba 16:00 , Cinewam City's 3
28 Nisan Pazar 16:00 , Cinewam City's 7

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın


Under The Open Sky (2020) Miwa Nishikawa, Japonya

Açılışı festivalin misafiri oyuncu Koji Yakusho ile yaptığımız listenin kapanışını da yine kendisiyle yapalım. Japonya yapımı ve yönetmen Miwa Nishikawa nın tezgahından çıkan ve Ryoza Saki'nin "Mibuncho (Kimlik)" adlı romanından uyarlanan bu filmde Koji Yakusho veteran bir Yakuza'yı canlandırıyor. 13 yıllık hapis hayatının ardından salıverilen karakterimiz kendisini çocukken terk eden annesini bulmak için yolculuğa çıkıyor. Koji Yakusho'nun kusursuz performansını, karakterimizin Tokyo'da geçmişinden tövbeli şekilde dürüst bir yaşam kurma çabasını izlemek isteyenler buyursun. 

Gösterim Seansları:
20 Nisan Cumartesi 13:30 , Cinewam City's 3
26 Nisan Cuma 11:00 , Cinewam City's 7

Fragman İçin Tıklayın

Filmin Festival Sayfası ve Bilet Alımı İçin Tıklayın


Festival biletleri 5 Nisan günü genel satışa çıkacak. Diğer filmler ve daha fazlası için festivalin ana sayfasını ziyaret edebilirsiniz. 
İKSV FİLM ANA SAYFASI

31. Istanbul Film Festivali, bu sene 31 Mart - 15 Nisan tarihleri arasinda 200'u askin filme ev sahipligi yapiyor.


Festivalin ana temasinin Sinema ve Muzik oldugunu bastan belirtmekte fayda var. Bu noktada usta yonetmen Martin Scorsese'nin 2 filmi dikkat cekiyor. Birincisi iki muzisyenin ask hikayesinin anlatildigi ve basrollerinde Robert De Niro ve Liza Minelli'nin oynadigi 1977 yapimi muzikali 'New York New York'. Digeri ise dunyanin en fazla dinlenen grubu The Beatles'in uyesi George Harrison'in konu edindigi 'George Harrison: Living In The Material World (George harrison:Fani Dunyaya Karsi)' filmi. Martin Scorsese'nin ustalara olan saygisini ve belgesellerindeki anlatimini Bob Dylan belgeselinde de gormustuk.

Bir diger unlu ingiliz grubunun konu edildigi gosterim ise The Wall. Ismini Pink Floyd grubunun albumunden alinarak hazirlanmis ve Pink Floyd sarkilariyla bezenmis bu gosterimin senaristligini grubun kurucularindan Roger Waters yapti ve yonetmenligini Alan Parker ustlendi. Basrolde ise bu grubu yillar sonra tekrardan toplayacak olan Bob Gendolf var.

Marjane Satrapi ismi bize Persepolis filminden tanidik geliyor. Senaryosunu Persepolis'te beraber calistigi Vincent Parannaud'la yazdigi ve daha sonra yonettigi 'Azraili beklerken (Chicken with Plums)' filmi yine one cikanlardan ve merak edilenler arasinda.

Yine Matthieu Kassowitz'in son filmi ' Isyan (L'ordre et la Morale) filmi, La Haine filmiyle bu yonetmeni sevmis izleyiciler tarafindan keyifle izlenecek bir film. Bu film icin La Haine'i referans almanizi oneririm.
(ek: La Haine)

Festivaldeki Turk filmlerine gelecek olursak Emin Alper'in Berlin'de odul kazanan 'Tepenin Ardi' filmi Turkiye galasini bu festivalde yapacak. Dunya galasini daha once Berlin'de yapmis ve seyircinin buyuk begenisini kazanmisti.
Zeki Demirkubuz'un hayrani oldugu yazar Dostoyevski'nin Yerlatindan Notlar kitabindan uyarladigi 'Yeralti' filmi de bu festivaldeki yerini aldi. Demirkubuz daha once de Albert Camus'un 'Yabanci' kitabindan uyarlama yapmisti. Sanirim begendigi yazarlari birbir perdeye aktarmakta kararli. Bunun yaninda' hali hazirda genis kitlelerce sevilen bu kitaplari secerek kolayciliga kactigini da dusunenler yok degil.


Kisisel zevkinizi yoneltmek gibi durmamasi icin daha fazla konusmayip sizleri direkt film listesine yonlendirmek istiyorum. Ama benim tercihim her zamanki gibi Iskandinav filmleri ve Ingiliz sinemasi olacaktir.

Ya sizin?



3-18 Nisan tarihleri arasında yapılacak olan 29.Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin programı açıklandı.Bu sene 57 ülkeden 243 yönetmenin 200'ün üzerinde filmin gösterimi yapılacak.Festival biletleri ise 20 Mart Cumartesi akşamı satışa çıkıcak.Festival kitapçıkları ise 13 Mart'tan itibaren festival sinemalarından (Atlas, Yeni Rüya, Sinepop, Beyoğlu, Kadıköy) temin edilebilir.Özel ve tematik bölümlerin yanı sıra, canlandırma sineması ve belgesellerin yer aldığı 22 farklı temada gösterilicek olan filmlerle ilgili daha geniş bilgiyi festival yaklaştıkca sizlerle paylaşıcağız.

Geçtiğimiz yıllarda başlayan indirimli bilet uygulaması da bu festivalde devam ediyor.Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30 ve 16.00) bu yıl da 3,50 TL.Ayrıca Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için bilet fiyatı tüm seanslarda yine 3,50 TL.




Tam İndirimli (öğrenci ve 65 yaş üstü) Lale Kart Tam Lale Kart İndirimli
Hafta içi (11.00, 13.30, 16.00) 3,50 TL 3,50 TL 3,50 TL 3,50 TL
Diğer 10 TL 7 TL 8 TL 5,50 TL
Gala 15 TL 15 TL 12 TL 12 TL
Türk Filmleri 3,50 TL 3,50 TL 3,50 TL 3,50 TL

Festivalde gösterimi yapılacak olan filmlerle ulaşmak için buraya , festival çizelgesi içinde buraya tıklarsanız daha fazla bilgi edinebilirsiniz.


Beyoğlu yeniden canlanıyor. Hep canlıydı ama nedense festival günleri ayrı bir heyecanı ve tadı oluyor. İstanbul - Film - Festival kelimelerini bir araya koyup da bize şenlik yaşatan organizasyon olan İstanbul Film Festivalinin 28. si 4-19 Nisan tarihlerinde bizlerle olacak. 200 adet film-belgesel 7 Farklı sinemada gösterilecek. Ve bu sinemalar arasında 2 film birden sloganıyla ün yapmış tarihi erotik film sineması Rüya da var. Geçmişte içine girmeye korkanlar merak ediyorlarsa buyurup artık girebilirler:)
Biraz festivalden bahsedeyim.


Bu sene 23 katogride toplam 202 film gösterilecek. Uluslararası yarışmada 13, ulusal yarışmada 14 film yarışacak. Yeni yarışma olarak da "Sinemada İnsan Hakları" var. Burda da 10 film yarışacak. Bu sene yeni bir kategori olarak "Gümüş Ülke, Altın Sinema: Arjantin" de Arjantin filmleri var.

Festival; film gösterimlerini, festival ödüllerini, yarışmaları ve etkinliklerin tamamını kapsıyor. Etkinlikler içerisinde sinema dersi, söyleşiler, parti ve konserler, kısafilm gösterimleri olacak. Filmlere gelecek olursak, Fransız filmleri diğer ülkelerinkine göre biraz fazla durmakta ve bu da bu ülkenin sinemasını sevenler için iyi bir haber. Filmlerden bahsetmek istemiyorum. Çoğu hakkında da bilgi sahibi değilim açıkcası ama bir kaç tavsiyem de olmayacak değil.

Ama önce BİLET FİYATLARI'nı kontrol ediniz.
Günlerine ve seanlarına bakmak için de FİLM LİSTESİ ve FİLM ÇİZELGESİ.
Şu duyuru da önceden okunmalıdır. O duyuru bu duyuru.



SUMMER ( Yaz): 2008 yapımı ingiliz filmi. Ana karakterin çocukluk döneminin geçtiği yere gidip geçmişiyle yüzleşmesini anlatıyor. ve karakterimizin adı da Shaun olunca direk izlenebilir diyebilirim:)

L'HEURE D'ÉTÉ (Yaz Saati): Demonlever'in yönetmeni Olivier Assayas'ın 2008 yapımı filmi. Karmaşık bir yapıya sahip olsa da Demonlever'in yanında daha bi yumuşak kaçacagını düşünüyorum. Juliette Binoche 'nin de bu filmde oynadığını belirtmeden geçmek istemem.


ALİ'NİN SEKİZ GÜNÜ : Monoton bir hayata sahip bakkal Ali'nin içinde; mahallesine, dolayısıylada hayatına Zeynep'in taşınmasıyla ufak kıpırtılar oluşur ve platonik bir aşka dönüşür. Ve başlar Zeynep'i takip etmeye, ettikçe kendi yalnızlığını anlamaya. Önceki filmlerinde kaybedenleri oynayan Yazgı filminden Serdar Orçin ve Kader filminden Ufuk Bayraktar'ı bir araya getirmesi bile yeterli benim için. izlemeyeliz he Hacito, ne dersin :)

FORASTERS (Yabancılar) : "Morir o no" (ölmek veya ölmemek) filmi daha önce istanbul film festivalinde gösterilen ispanyol yönetmen Ventura Pons' un 2008 yapımı filmi Yabancılar'da bir ailenin iki farklı olaya karşı olan duygularını ve o olaylardan ötürü oluşan yabancılaşmayı anlatıyor.

HAYAT VAR : Reha Erdem 'in son filmi olan Hayat Var önce vizyona girecek ardından da festivalde gösterilecek. Nerede izleyeceğinizin kararını da siz verin.

BOUND FOR GLORY (Şöhret Yolunda) : Sevdiğim ve çokca da seveni bulunan usta şarkıcı Bob Dylan' ın kendisinden etkilendiği hatta onun yolunu takip ettiği efsanevi folk şarkıcısı Woody Guthrie'nin yaşamını konu alan 1977 yapımı bir ABD filmi. Müzik severlere ,özellikle de folk müzik sevenlere, duyrulur.

8.th WONDERLAND (8. Harikalar Diyarı) Dünya çapında sıradan insanların internet üzerinden sanal bir devlet kurmasıyla alakalı ilgi çekici konusu olan bir film. "Kusursuz derecede örgütlü ama var olmayan bir ülkeyle nasıl savaşılır?" sloganı ile verilmiş İKSV sitesinde. Demokrasi ve devlet anlayışımıza farklı bir bakış açısı var sanırım.


9.99 Etgar Keret'in kısa hikâyelerinden uyarlanmış bir stop-motion animasyon filmi. Yaşamın ve mutluluğun post-modern anlamıyla alakalı bir komedi cümlesiyle ilgimi çekti. Belki sizin de ilginizi çeker.


APPALOOSA ( Kanun Benim ) : Sinemada artık western filmi bulmak zorlaştı. Bu ihtiyacımızı giderecek bir film. Oyuncu kadrosunda Viggo Mortensen veRenée Zellweger'in yanısı filmin yönetmenliğini yapan usta oyuncu Ed Harris de bulunuyor.


THEY SHOOT HORSES, DON'T THEY? (Geçen yıl kaybettiğimiz Sydney Pollack anısına yönetmenin 1969 yılında çektiği filmi de festivalde bulabiliriz.



CANKURTARAN İSTANBUL Yeni Türk Sineması segmentinte gösterilen deneysel bir türk filmi. Aynı film içinde 4 farklı film ve her birinin ritmi ve hikaye akışı farklı...



ELDORADO Gerçek bir olaydan yola çıkan absürt-komedi filmi Belçikanın 2009 yılı oscar adayı. Genç bir adamın hırsızlık yaparken yakalanması üzerine soyduğu yerin sahibiyle arasında başlayan dostluktan bahsediyor.



JOHNNY MAD DOG (Kuduz Köpek Johnny) Kara kıtada yaşanan insanlık dramıyla alakalı bir film. Gerçek hayatta askerlik yapmış çocukların canlandırdığı asker-çocuklar üzerinden bir milletin dramını gözler önüne seriyor.



LOS BASTARDOS (Piçler) Amerikadaki göçmenler hakkında bir film. Ağır-aksak ilerleyen çarpıcı filmlerden biri.



SÜT Semih Kaplanoğlunun "Yusuf Üçlemesi"nin Yumurtadan sonra ikinci filmi Süt. Bu sefer yusufun gençliğine tanık oluyoruz. Merakla beklediğimiz filmlerden bir diğeri .



SHIRIN Belki de festivalin en ilginç filmi. Bir İran filmi. Efsanevi Hüsrev ile Şirin'in sinemaya aktarılmış halini izleyen sinemadaki insanların kah gülerken kah ağlarken portrelerine yer verilmiş bir film. Sonuna kadar sadece izleyicilere odaklanan filmde arkadan da hikayeyi dinleyebiliyoruz.

ABSURDISTAN : Antalyanın bir köyündeki olaydan esinlenmiş, masalsı bir anlatıma sahip komedi bezeli bir film. Köye gelen suyun kesilmesinden sonra erkeklerin buna duyarsız kalmasına sinirlenen kadınlar, ellerinde büyük bir silahın oldugunu keşfederler. Bu silahın adı amiyane tabirle sex'tir.

TULPAN Son zamanlarda yükselişe geçen Kazakistan sinemasından bol ödüllü ve konusuna bakıldığnda oldukça eğlenceli görünen bir komedi filmi. Asa, Tulpan'la evlenmek istemektedir. ancak Tulpan, kulakları büyük diye Asa'yı istemez.

LÅT DEN RÄTTE KOMMA IN ( Gir Kanıma ) : isveç yapımı olan bu korku filmini ne kadar aradıysam da bulamamıştım bir türlü. Ben onun ayağına gitmeden o geldi ayağıma. Fantezi-komedi diye kategori edebileceğimiz film IMDB'de de oldukça değer görmekte. istersen sen de bak.

DEN DU FRYGTER ( Korkma Benden) : Favori filmlerimden Ademin Elmaları'nın yönetmeni Thomas Jensen'in senaristliğini yaptığı ve yine Ademin Elmaları filminin başrol oyuncusu Ulrich Thomsen'in oynadığı bir Danimarka filmi. izlenmezse ayıp olur:)

KOLME VIISASTA MIESTÄ (üç Bilge Adam) : "Bir noel gecesi biraraya gelen 3 anti-kahraman erkekliğin yüzkarası olduklarını anlatırlar ve bir yandan da bir Noel mucizesinin gerçekleşmesini umarlar."

LOFT (Çatı Katı) : Evli beş erkeğin, kaçamak yapmak için tuttukları çatı katında buldukları genç bir kadın cesedi ile oluşan şüpheler ve olaylar zinciri. Gece Yarısı kuşağında gösterileceği için öğrenciler tarafından pek bi rağbet görmeyecek sanırım.

GÖLGESİZLER : Ümit Ünal tarafından, Hasan Ali Toptaş'ın romanından uyarlanmış bir film. Sinemada izlenmemişse festival ortamında izlenmesi tavsiye olunabilir.



Burda kıyıda kalmış bir kaç filme değinmek istedik. Siteye ilk girdiğinizde gözümüze çarpan galalardan falan bahsetmedik. Ama 202 film arasında muhakkak gözden kaçırdıklarımız olmuştur. Bu konuda da tavsiyelere açığız.

Altın Portakal ( 45 kez) , İstanbul Film Festivali (27 kez) , İf istanbul ( 8 kez ) gibi biraz daha eskiye dayanan ödüllü festivallerimize geçen sene bir yenisi daha eklenmişti. Aslında festival değil, film gösterimi yapılmıyor, sadece yerli filmlere ödüllerin verilmesinden ibaret. Yeşilçam Ödülleri.

Gelenekselleşmesi düşünülen Yeşilçam Ödülleri' nin 2.si de sahiplerini buldu. Adaylar açıklandığında gözde film olarak Sonbahar gözüküyordu, onu takiben de Üç Maymun ve Issız Adam. Ama ödül dağıtımı kısmında -oscarda da olduğu gibi- en fazla aday olanın bir arkasındaki film öne çıktı. Üç maymun... NBC' nin bu başarısını defalarca dile getirmiştik zaten, hep destek tam destek deyip desteğimizi sürdürmekteyiz.

İsmi Yeşilçam olsa da filmlerde Yeşilçam tadı bulunmamakta. Hemen eski filmleri gözümüzün önüne getirdiğimizde -taklit yahut orijinal- benzeri bir çalışmanın olmadığını da görüyoruz. Issız Adam' da içten konuşmalar Selvi Boylum Al Yazmalım' ı hatırlatmadı değil hani, yeni Selvi Boylum ben olacam demek istedi belki de, ama olamamışa benziyor. Kanımca olamayacak da.

Eski-yeni kıyaslaması yapmıyorum, yapmak da istemiyorum, gerek de görmüyorum hatta. Eski filmlerde konu aralarına aşk, eroin, komedi usulü eleştiri sıkıştırırdık. Günümüzün moda konusu ise hiç şüphesiz 80'ler. Bir darbe almış başını gidiyor. Artık darbe zamanı sinemaya gelmeli, yoksa daha çok konuşuruz biz bu ivedikleri.

Düşündüm de, Ey Halkım! Siz buna gerçekten müstehaksınız :)

Bu arada ;

En İyi Film - Üç Maymun En İyi Yönetmen - Nuri Bilge Ceylan ( Üç Maymun )

En İyi Yönetmen -Nurii Bilge Ceylan ( Üç Maymun )

En İyi Kadın Oyuncu - Hatice Aslan ( Üç Maymun )

En İyi Erkek Oyuncu - Onur Saylak ( Sonbahar )

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu - Yıldız Kültür ( Issız Adam )

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu - Altan Erkekli ( O... Çocukları )

En İyi Senaryo - Ebru Ceylan, Ercan Kesal, Nuri Bilge Ceylan ( Üç Maymun )

En İyi Müzik - Cenk Erdoğan, Bora Ebeoğlu, Cengiz Onural ( Issız Adam )

En İyi Görüntü Yönetmeni - Gökhan Tiryaki ( Üç Maymun )

Genç Yetenek Ödülü - Ahmet Rıfat Şungar ( Üç Maymun )

İlk Film Ödülü - Sonbahar