Hayatttan


Kucukken, henuz daha 5 yasindayken, ustkata amcamin oglu icin bir sunnetci gelmisti. Haberi duydugumda evden, mahalleden kacmak istedim. Ve tabi bunun icin yanimda bir buyuge ihtiyacim vardi. Anneme dedim, beni gotur buralardan, disari cikalim , parka gidelim. 'Tamam' dedi, giyindi. 'Ama dur ustkata bi bakalim'. Hayir anne, yapma, etme, gitmeyelim derken kendimi bi yataga yatirilmis pipisi kesilmis olarak buldum. Gume gitmisti-m. Neyse dedim, bir de diger taraftan bak olaya. Mahalledeki arkadaslardan duymustum, sunnet sonrasinda olacaklar hakkinda da bilgim vardi yani. Simdi eve misafirler dolacak, hediyeler gelecek, tum ilgi benim uzerimde olacak. Yeni bir telli araba, belki de pilli hatta. Ama umdugum gibi olmadi, birak telli arabayi, tel getiren bile olmadi. Sunnetim sonrasinda aldigim tek hediye ise apartmanimizin altinda bakkali olan dedemin, babannem araciligiyla yolladigi cikolatali gofret. Gozumde o kadar buyuttugum pipi anca gofret edivermisti.


1 yil sonra Avusturya'da yasayan halamlar geldi. Cocugunu Istanbul'da sunnet ettirmek icin. Dedemin evinde cocuga bir oda ayrildi, yatak suslendi ve nihayet sunneti de gerceklesti. 'Sen de umitlenme' dedim icimden, ' ayni akrabalara sahibiz, gofretle idare et'. Benim sunnetimde beni sasirtan akraba, kuzenimin sunnetinde yine beni sasirtmisti. Babam da dahil herkes odaya ya hediye ya da ceyrek altinla geldi. Oyuncak trenler, pilli robotlar ve koca koca kamyonlar. Hayalimde bile bir araya getiremedigim onca oyuncak. Simdi hepsine sahipti. Bu hic hos olmamisti ve bunu unutmayacaktim.



Aradan 2 yil gecti, bizim kuzen yeniden geldi Istanbul'a. Bu seferki gelisi iyi kullanmam gerekiyordu. Ufak bir nedenden oturu (sanirim bana ait olan bir celik comak sopami almisti sadece) bununla tartismaya tutustuk. Sopami geri almistim. Ama yok, hala bir seyler eksikti. Tatmin olmamistim. Ondan sopami geri istemiyordum, baska seyler istiyordum. Olayi daha da cirkeflige vurarak kavga cikardim. Bunu bir guzel dovdum. Her vurusumda ondan bir seyler alip kendi bedenime aktariyordum sanki. Yerde serili halde onu birakip eve gittim.


O an neden dovmek istedigimi bilmiyordum ama simdi cok iyi anliyorum. Onda bana ait olan , benim istedigim, benim olmasini gerektigine inandigim bir mutluluk vardi. Onu geri almaliydim ve aldim da.



Sinemadan


Sinema tarihinin en sevdigim sahnelerinden biri Raging Bull filminin bir sahnesidir. Jake La Motta ( Robert de Niro) nun genc rakibi Janiro ile kapistigi sahne. Dovus boyunca rakibinin yuzunden baska hicbir yerini hedef almayan seri kroseleri ile rakibini nakavt ettigi. Ama Jake La Motta nakavt etmek istemiyordu, yere dogru her dususunde rakibi kaldirip ayakta durmasini saglayan yine La Motta idi. Onun dovuse ortak olmasi icin degil elbet, hakem oyunu bitirmeden daha fazla vurabilmek, yuzunu daha fazla dagitabilmek icindi. Neden mi? Cunku sevdigi kadin rakibi sirin ve yakisikli bulmustu. Cunku La Motta kendisi icin duymayi istedigi o sozleri rakibi icin duymustu. Bu sahne bir dovus sahnesi degildir asla, bir intikam sahnesidir.

Sonuc mu? Artik sirinlikten eser kalmamisti.

(he aint pretty no more)





1 serzeniş:

raskolnikow dedi ki...

çocuğun ne günahı vardı bre insafsız??? senin akrabalarda iş yok hacı kuytularda onları kıstır onlardan al intikamını :D paylaştığın sahne de çok güzelmiş.