Colin Trevorrow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Colin Trevorrow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2016 Cumartesi

Safety Not Guaranteed: Gazeteye ilan ile Zamanda Yolculuk

Benimle zamanda geriye gidecek birini arıyorum. Bu bir şaka değil.” Bir gazetenin ilan sayfasında bunu görseniz ne yaparsınız? Üstelik ilanın devamında para, silah ve güvenlik konusunda yapılan tuhaf uyarılar, bütün bunların bir şaka mı yoksa gerçekten ciddiye alınması gereken bir çağrı mı olduğu anlaşılamıyorken. Safety Not Guaranteed, bu ilanı yalnızca fantastik bir maceranın çıkış noktası olarak kullanmıyor. Geçen ay bloga konuk olan The One I Love filminin aktörü Mark Duplass'dan yine minimal ama etkileyici bir film.


Derek Connolly'nin senaryosunu yazdığı, Colin Trevorrow'un yönettiği filmde, Seattle merkezli bir dergide çalışan Jeff (Jake Johnson), zaman yolculuğu yapacak bir yol arkadaşı arayan bu gizemli ilanın peşine düşüyor. Yanına genç stajyerler Darius (Aubrey Plaza) ve Arnau'yu (Karan Soni) alarak ilanın sahibini bulmak üzere küçük bir sahil kasabasına gidiyor. Çok geçmeden Kenneth (Mark Duplass) adındaki market çalışanına ulaşıyorlar. Kenneth, zaman makinesi yaptığına inanan, çevresinde olup bitenlerden kuşkulanan ve yaklaşan yolculuğuna büyük bir ciddiyetle hazırlanan sıra dışı bir adam. Jeff başlangıçta olayı, eski bir kız arkadaşına ulaşmak için kullanabileceği bir haber malzemesi olarak görürken Darius, Kenneth'in dünyasına daha fazla yaklaşmaya başlıyor. Bu noktadan sonra film, basit bir araştırma hikayesinden iki yalnız insanın birbirlerine ve birbirlerinin geçmişlerine dokunmaya başladığı bir ilişkiye dönüşüyor.

Filmin güçlü taraflarından biri, zaman yolculuğu fikrini bir gösteri malzemesine çevirmemesi oluyor. Burada bilimkurgu, büyük efektlerin ya da karmaşık zaman paradokslarının taşıyıcısı olmaktan çok karakterlerin ruhsal durumlarını görünür kılan bir araç işlevi görüyor. Kenneth'in gerçekten zamanda yolculuk yapıp yapamayacağı sorusu ortada duruyor ama cevap kolayca verilmek istenmiyor. Seyirciyi kesin bir açıklamaya götürmek yerine belirsizliğin içinde tutuyor. Böylece zaman yolculuğu, filmin 'ne olduğu'ndan çok karakterlerin 'neden buna ihtiyaç duyduğu' sorusunun önüne geçmiyor.

Bu yaklaşım filmin temel meselesini de ortaya çıkarıyor: Geçmişle hesaplaşmak. Zaman yolculuğu hikayelerinde geçmişi değiştirme arzusu çoğu zaman pişmanlıkla bağlantılı oluyor. Safety Not Guaranteed ise pişmanlığın ötesine geçerek daha zor bir ihtimali tartışıyor. Geçmişi değiştiremiyorsak bile onun belirlediği hayatı sürdürmek zorunda mıyız? Belki de zamanda yolculuk yapma isteği, aslında başka bir zamana gitmekten önce mevcut hayattan çıkma arzusunu temsil ediyor.


Bu açıdan Kenneth ile Darius birbirlerine düşündüklerinden daha fazla benziyor. Kenneth geçmişin içinde sıkışmış bir adam gibi görünüyor. Ailesinin ölümünden sonra aynı evde yaşamaya devam eden ve bütün enerjisini zaman makinesi için harcayan yarım akıllı biri givi. Darius ise henüz hayatının nereye gideceğini bulamamış, çevresindeki dünyaya karşı alaycı ve mesafeli genç bir kadın. Biri geçmişe dönmek istiyor, diğeri bugünden uzaklaşmaya çalışıyor. İkisini bir araya getiren şey ise geleceğe dair bir ihtimal aramaları oluyor.

Aubrey Plaza'nın Darius performansı bu nedenle filmin duygusal yapısında önemli. Darius'un alaycı tavrı, ilk bakışta çevresindeki her şeyi küçümseyen bir karakter izlenimi veriyor. Fakat Plaza, bu sert kabuğun altında kırılgan ve incinmiş bir taraf bulunduğunu hissettiriyor. Karakterin duygularını açıklamak yerine onları küçük bakışlar, sessizlikler ve davranış değişiklikleri üzerinden göstermesi, Darius'un giderek açılmasını daha inandırıcı hale getiriyor. Kenneth ile arasındaki ilişki de klasik romantik komedi kalıplarına bütünüyle yaslanmıyor. İki karakter arasındaki yakınlık, birbirlerinin tuhaflıklarını düzeltmelerinden değil, o tuhaflıkların arkasındaki yaraları fark etmelerinden doğuyor.

Mark Duplass ise Kenneth'i canlandırırken filmin en zor işi olabilir. Kenneth aynı anda hem komik, hem paranoyak, hem zeki, hem de savunmasız olabilmeli çünkü. Karakter kolaylıkla bir karikatüre dönüşebilecekken Duplass onu gerçek bir insana dönüştürüyor. Özellikle Kenneth'in söylediklerinin doğru olup olmadığından emin olamadığımız anlarda oyuncunun kontrollü tavrı kritik önem taşıyor. Onun karakterine inanırsak film çalışıyor, inanmazsak bütün hikaye yalnızca eksantrik bir adamın hayallerinden ibaret kalabiliyor. Duplass'ın performansı, bu belirsizliği zayıflık olmaktan çıkarıp filmin temel çekim merkezlerinden birine dönüştürüyor.


Filmin diğer karakterleri de ana hikayenin etrafında farklı kaçış biçimleri oluşturuyor. Jeff, geçmişte bıraktığını sandığı bir ilişkinin peşinden giderken aslında kendi hayatındaki durağanlıkla karşılaşıyor. Başlangıçta hikayeyi yalnızca eski sevgilisine ulaşmak için kullanması onu bencil bir karakter haline getirse de Jake Johnson, Jeff'i bütünüyle itici bir figüre dönüştürmüyor. Arnau ise kolayca klişe bir yan karaktere dönüşebilecekken kendi deneyimleri üzerinden değişim yaşayan bir karakter olarak konumlanıyor. Böylece film, yalnızca Kenneth ve Darius'un değil, hikayedeki herkesin hayatında bir şeyleri geride bırakma ihtiyacı olduğunu hissettiriyor.

Bununla birlikte Safety Not Guaranteed bütün potansiyelini kusursuz biçimde gerçekleştiren bir film değil. Filmin en belirgin problemi, aynı anda birkaç farklı hikaye anlatmaya çalışmasından kaynaklanıyor. Kenneth-Darius ilişkisi, Jeff'in geçmişe dönüşü, Arnau'nun kişisel serüveni ve Kenneth'in gerçekten takip edilip edilmediğine dair yan hikaye zaman zaman birbirlerinin önüne geçiyor. Filmi ‘tamamlanmamış’ hissettiren duygunun altında da bu dağınıklık yatıyor. Bunu, filmin kısalığına verip geçiştiriyorum. 

Filmin ‘farklı’ olma çabası da zaman zaman kendi aleyhine çalışıyor. Bağımsız sinemanın kendine özgü karakterleri, tuhaf diyalogları ve alışılmadık hikayeleri çekicilik yaratıyor; ancak bazı anlarda karakterlerin doğallığından çok ‘tuhaf bir film’ yaratma niyeti içerisinde olduğu hissediliyor. Bu durum özellikle yan hikayelerde belirginleşiyor. Film, en iyi anlarında karakterlerin duygularına yaklaştığında güç kazanırken, yalnızca alışılmışın dışında görünmek istediği anlarda daha yüzeysel kalıyor.


Yine de filmin bu kusurları, finalin yarattığı duygusal etkiyi bütünüyle ortadan kaldırmıyor. Çünkü SafetyNot Guaranteed seyircisini bilimsel bir zaman yolculuğu açıklamasına ulaştırmak gibi bir hedef taşımıyor. Tam tersine, filmin finalindeki belirsizlik onun anlatmak istediği şeyle uyumlu duruyor. Zaman yolculuğunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği kesin biçimde açıklanmadığında, hikayenin anlamı bilimkurgu düzleminden insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye kayıyor.

Bu nedenle ben Safety NotGuaranteedı bir zaman yolculuğu filmi olarak değil, zamanın insan üzerindeki ağırlığı hakkında bir film olarak görüyorum. Kenneth geçmişe dönmek isterken Darius bugünden kaçmaya çalışıyor; Jeff geçmişte bıraktığı bir ilişkiyi yeniden canlandırmanın peşine düşüyor. Her biri farklı bir biçimde zamanla pazarlık yapıyor. Filmin romantik tarafı da burada anlam kazanıyor: Birini sevmek, geçmişini değiştirmek değil; o geçmişle birlikte yeni bir gelecek kurma ihtimalini kabul etmek anlamına geliyor. Filmdeki asıl sıçrama da zaman içinde değil, karakterlerin kendi hayatlarına bakışlarında gerçekleşiyor.


Safety Not Guaranteed, büyük fikirlerini küçük bir hikayenin içine yerleştiren, zaman zaman dağınıklığı ve ‘tuhaflık’ ısrarı nedeniyle tökezleyen ama karakterlerine duyduğu samimiyet sayesinde ayakta kalan bir film.  Bilimkurgu beklentiniz var ise boşa düşebileceğiniz bir film olabilir. Çünkü bilimkurgu vaadiyle başlayıp insan ilişkilerine, yalnızlığa, pişmanlığa ve yeniden başlama cesaretine ulaşması onu tür sınırlarının ötesine taşıyor. İlanın sonunda yazan “Güvenlik garanti edilmez” sözü aslında yalnızca zaman yolculuğuna değil, hayata da uyuyor. Çünkü geçmişten çıkıp başka bir geleceğe adım atmanın hiçbir zaman garantisi bulunmuyor. Bazen yapılabilecek tek şey, bütün riskleri bilerek o adımı atmak oluyor. 

Puanım: 7/10