Süper Kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2026 Çarşamba

Spider-Noir: Alternatif Bir Spider-Man Anlatısı

Amazon Prime'da 8 bölümlük sezonuyla yayına giren Spider-Noir, Marvel evreninde ana akım Spider-Man anlatılarından bilinçli olarak ayrılan, alternatif bir gerçekliğe ait karanlık varyasyonlardan biri. Hem ortaya çıkışı hem de popülerleşmesi, Marvel’ın çoklu evren (multiverse) stratejisinin önemli bir parçası olarak okunabilir. Ancak yapımı ilginç kılan şey ise dizinin, hem siyah beyaz, hem de renkli formatta izlenebiliyor oluşu. 


Spider-Noir, alışıldık Spider-Man serilerinin çok uzağında bir yapım. Onu ayıran en temel şey, karakterin doğasının ve kişiliğinin kökten farklı oluşu. Bu evrende genç, enerjik, neşeli Peter Parker yok, onun yerine daha yaşlı, daha yorgun, daha kara mizahlı bir Ben Reilly (Nicolas Cage) var.

Klasik Spider-Man anlatıları genellikle gençlik, umut ve sorumluluk temaları etrafında şekilleniyor. Oysa Spider-Noir, bu temaları tersine çeviriyor:
  • İdealizm yerine nihilizm
  • Neşeli kahramanlık yerine içsel çöküş
  • Renkli aksiyon yerine karanlık atmosfer
Peter Parker'lı Spider-Man daha gündüz, daha renkli iken, Ben Reilly'li Spider-Noir daha gece, daha renksiz, daha karanlık bir ortamda geçiyor. Tıpkı karakteri gibi. Ben Rielly suçla savaşan bir figür olmaktan çok, suçun içinde kaybolmuş bir tanık gibi duruyor. Özel dedektiflik ofisi işleten Ben Reilly, yer yer kendisini suçun merkezinde bulan Saul Goodman vibe'ı da veriyor bu yüzden. 

Bu yönüyle dizi, süper kahraman türünü film-noir estetiğiyle birleştirerek hibrit bir anlatı kuruyor. Ancak bu birleşim yüzeysel bir stil denemesi değil; karakterin psikolojisine içkin bir yapı haline gelmiş.
Ya bir süper kahraman, kurtardığı şehirden çok kendi kayıplarının ağırlığını taşıyorsa? Ya maskesini takmak, adaleti sağlamak değil de geçmişten kaçmanın bir yoluysa? Spider-Noir, tam da bu soruların peşinden gidiyor. Alışıldık Marvel ihtişamının aksine, ışığın değil gölgenin içinden konuşan bir anlatı kuruyor; kahramanlığın değil, tükenmişliğin estetiğini inşa ediyor. Ve bunu yaparken izleyiciyi iki farklı dünyanın eşiğine bırakıyor: renkli bir illüzyon ile siyah-beyaz bir hakikat arasında.


Dizi, 1930’ların buğulu, suç dolu New York’unda geçiyor. Merkezde, bir zamanlar 'The Spider' olarak bilinen Ben Reilly (Nicolas Cage) var. Ancak hikaye başladığında o artık bir süper kahraman değil; geçmişte sevdiği kadını kurtaramamış, maskesini çıkarmış ve özel dedektifliğe sığınmış bir adam.

Reilly, sıradan bir kayıp vakasını araştırırken kendini giderek büyüyen bir komplonun içinde buluyor. Ve giderek kendisini şehrin suç merkezini oluşturan ve tüm güçleri elinde bulunduran Silvermane (Brendan Gleeson) adlı güçlü bir mafya liderinin yamacında buluyor. Öte yandan, insanüstü yeteneklere sahip yeni figürler (kum adamlar, ateş adamlar) ortaya çıkmaya başlıyor. Ve bu kişilerin The Spider ile karmaşık şekilde ortak bir anısı var. 

Dizi ilerledikçe, bu örümcek ağı yalnızca suçtan değil; travma, kayıp ve kimlik krizinden örülmüş bir yapıya dönüşüyor. Süper Kahraman sandıklarımız birer ucube olarak karşımıza çıkıyor. Ellerindeki gücün arzu edilen bir beceri değil, kendilerine verilmiş birer lanet olduğunu görüyoruz.

Renkli Formatta

Siyah Beyaz Formatta

Renkli mi Siyah-Beyaz mı? 

Dizinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, izleyiciye iki farklı görsel deneyim sunması olduğunu söylemiştim. Şu şekilde sunuluyor: “Authentic Black and White” ve “True Hue Color.”

Bu tercih yalnızca teknik değil, aynı zamanda estetik ve ideolojik bir ayrım yaratıyor. Her iki formatın da kendine has iyi ve kötü yönleri olabilir ama bir formatın diğer formattan bariz bir üstünlüğü, yapımın geneli açısından yok diyebilirim. 

Siyah-Beyaz Versiyon: Gerçek Noir Deneyimi

Siyah-beyaz versiyon, dizinin ruhuna en uygun olanı. Yüksek kontrastlı ışık kullanımı, yoğun gölgeler ve sigara dumanıyla çizilen kadrajlar, klasik film noir atmosferini üretiyor. Bu haliyle yer yer Sin City tadı alıyor, yer yer de hikayeyi bir çizgi roman kıvamında takip ettirmeye olanak sağlıyor. Baş karakterimiz The Spider'ın içsel karanlığını da görselleştiren format oluyor aynı zamanda. Bu versiyonda New York, yalnızca bir şehir değil; bir ruh hali oluyor. Kasveti, daralmışlığı ve kaçma isteğini daha iyi veriyor. 

Renkli Versiyon: Detayları Açığa Çıkarıyor


Renkli versiyon ise daha geniş okuma yapılabilecek bir izleme deneyimi sunuyor. Kostümler, dekorlar ve sanat yönetimi daha görünür hale geliyor zira. Özellikle karakter tasarımları ve dönem detayları daha belirgin şekilde öne çıkıyor. Karamsar ve tükenmiş Ben Reilly ile hayattan tokadı yemiş olmasına rağmen hala hayalleri ve idealleri olan gazeteci arkadaşı Robbie Robertson (Lamorne Morris) aynı renkte giyinmiyor mesela bu formatta. Ben Reilly, iç dünyasını yansıtan koyu renkli ve özensiz kıyafetler seçerken, Robbie daha renkli ve daha alımlı kıyafetler ile karşımıza çıkıyor.

Ancak bu terciğin, bazı izleyiciler tarafından noir estetiğini zayıflattığı düşünülebilir. Çünkü noir, yalnızca bir hikaye türü değil; aynı zamanda bir görme biçimidir. Renk eklendiğinde bu görme biçimi kısmen yumuşuyor ve atmosferin sertliği azalıyor. 


Spider-Noir, çok iyi olsa da kusursuz bir yapım değil. Hikayesi zaman zaman tahmin edilebilir, karakter ilişkileri yer yer yüzeysel kalabiliyor. Dizinin son bölümdeki çözülme çok basit yaşanıyor. Ancak dizi, cesur bir estetik tercih ve türler arası geçiş denemesiyle deneyimlenmesi gereken bir yapım. Süper güçleri olan insanların da acıları, dertleri, başka hayat temennileri olabileceğini bizlere gösteriyor en azından. Alternatif dünya olarak bunu kapıyor olmamız bile kafi diye düşünüyorum.

Dizinin Türkçe seslendirme kadrosu da oldukça iyi, deneyimlenebilecekler arasında bu da var. 

Karakter : Seslendiren

Ben Reilly / The Spider : Murat Aydın
Robbie Robertson : Fatih Özacun
Cat Hardy :  Suzan Acun
Silvermane : Aydoğan Temel
Janet Ruiz : Oya Prosciler
Flint Marko : Ozan Kotra
Winston : Barış Özgenç

25 Temmuz 2012 Çarşamba

The Dark Knight Rises

Gectigimiz Cuma gunu vizyona girisinden itibaren kendisinden cok, Denver'da gerceklesen ve 12 kisinin olumuyle sonuclanan katliam ile konusuldu serinin 3. filmi The Dark Knight Rises. Peki film icin ne denilebilir. Henuz Turkiye'de vizyona girmemis oldugu icin spoilersiz bir yazi olacak. En azindan fiziksel spoilersiz.

- You've given them everything.
- Not everything. Not yet


Oncelikle soylemem gerekirse, Batman Begins ve The Dark Knight'tan sonra serinin 3. filmi olsa da daha cok onceki ikisinin arasinda bir yerde durmasi gerekiyormus tadi veriyor. Yine bu 3 filmi seri olarak kabul eder ve serinin temelini Batman Begins olarak ele alirsak, The Dark Knight Rises serinin ilk filmine daha bagli ve 2. film olan The Dark Knight arada hafiften siritmis gibi durabiliyor. Filmde gerek Bruce Wayne'in Batman Begins'deki ustasi Henri Ducard'i hatirlamasi, gerekse de Bane'in "Ra's Al Ghul'un kaderini tamamlamak icin burdayim" diyerek kendisinin neree ait oldugunu belirtmesi ile seride 1. ve 3. film arasindaki bag kurulmus olunuyor. Ama dedigim gibi bu bag 2. filmde yok denecek kadar azdi. Ve belki de yoktu.

Izleyicinin merakla bekledigi ve filmden sonra cevaplandirmazsa olecegi bir soru var. Hangisi daha iyi? Serinin 2. filmi mi yoksa 3. filmi mi?


Iki filmi karsilastirmadan once iki filmdeki Batman'in bas dusmanlarini karsilastirmak gerek. The Dark Knight'taki efsanelesmis Joker ile The Dark Knight Rises'daki Bane. Iki karakter arasinda ciddi farklar var. Joker hareket ve mizahiyla soytari goruntusu cizerken Bane daha agirbasli duruyor. Joker zeka oyunlariyla rakibini zorlarken, Bane bunun zayif kisilerin kendini avutmasi olarak goruyor ve fiziksel ustunlugunun avantaji ile tanri-tanimaz goruntu sergiliyor. Joker yine isini eglenceli kilmak icin oyunlara, entrikalara girisiyor, fakat Bane'de bu yok. Vakit kaybina tahammulu yok direkt sonuca varmak istiyor. Bu da Bane'i Joker'den daha
acimasiz kiliyor.

'Using the darkness is your ally? I was born in it, molded by it. I didn't see the light until I was already a man. By then it was nothing to me but blinding! The shadows betray you, because they belong to me.'

Yani sonuc olarak Batman'in karsisinda eksine nazaran daha kuvvetli, daha kararli ve daha bir amaci olan bir dusman bulunuyor. Sesindeki Darth Vader havasi ise ayri bir kasvet katiyor. Fiziksel ve mentalite olarak zayif durumdaki Batman'in bu isin ustesinden yalniz gelmesi de bu yuzden imkansiz gozukuyor. Bu yuzden bir 'Catwoman' in yardimi gerekiyor. Ve kendini artik yasli gordugunden gerideki bir cocuga nasihatini de yapiyor;

'If you fight alone, you should wear a mask.'


The Dark Knight serisinin 3.filmi bu cuma Turkiye'de vizyonda. Eski kadroya ek olarak Anne Hattaway, Marion Cotillard ve kotu adam Bane rolunde Tom Hardy var.
Tom Hardy ile Gary Oldman'in beraber oynadigi ve yakinda vizyona girecek olan diger filmi Lawless'a da bir goz atin derim.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

The Dark Knight

Anlamaktan kork beni. İşte o zaman kendinden olması gerektiği üzere nefret edeceksin. Kendine asla olmayacağını bildiğin; her şey düzelecek cümlesini kuracaksın. Bana ne yapmak istersen yap. Kendini istediğin gibi rahatlat. Hepsiyle başa çıkabilirim. Joker asla kazanamayacak.

Jim her şey, biliyor. Ve Gordon da. Onları boşver, Allah her şeyi biliyor. Ben kötülüğümle senin için bir kahramanın da ötesindeyim artık. O virajı aştım. Kötülüklerin karşısında sessiz olamayan bir gardiyanım. Silahı havada, merhametli bir kara şövalyeyim.

Son anlarında herkes aslında nasıl olduklarını ortaya çıkarır. Bana bak Rachel! Filmdeki Rachel gibi aslen yanlış olanı seçtin. Ama bunu çok geç olmadan asla bilemeyeceksin. Ayrıca son anların bana filmdeki Rachel kadar bile cesur olmadığını gösterdi. İkili seçimden beni gökdelenden aşağı atanı seçtin. Uçabilirim, ama bu beni ittiğin gerçeğini değiştirmez.

Şans erdemdir belki de gerçekten. Ama tek erdem asla olamaz. Ben de yalancıyım. Ama yaralayıcı değilim. Öldüreceksem bunu acı vererek yapmak beni sana çevirir. Eğer benim gibi bir yerleri yakmak isteyen birisi olsaydın bunları sadece külleri izlemek için yapardın. Erdemlerimi izlemek bile seni derin üzüntülere boğar. Uçaklar seni bundan uzaklaştırmaz, vicdan geçirmez bir kıyafet bulman lazım.

Kimse seni bağlamadı Rachel. Bana kimse şans sunmadı. Batmotor’um ve siyah kedi kulaklarım da yoktu. Ama bazen insan tıpkı Harvey Dent gibi öldürebilmeli. I believe in Harvey Dent, although he doesn’t. You believe in me, although even my outlooking says Batman is badman.

Birisinin çıkıp ben Batman’im demesine ihtiyaç yok. Batırdıklarını kontrol et. Sonra tıpkı WOW gibi yaşadığın hayatını gözden geçir. Gerçekten bu role playing game için değer mi? Asla gerçekten mutlu olamaycaksın biliyor musun? Eğer mutlu oluyorsan, bu Batman’in, yani benim işimi iyi yapamadığımı gösterir. Kötülerin yaşama şansı olmalı, ama pişman olmak için. Kötüsün ve zorla iyi yapma çabalarımıza acılarına rağmen ilaçları almamakla karşılık verdin. Öl. Şimdi söylüyorum kimliğimi: ben Batman’im.

Yobazları düşünürüm joker çığlıklarından kulaklarım fırsat bulduğunda. Sabit fikirliliğin dayanaksızları yıkılması gereken çete bağlarıdır. Ben, Batman, siyah elbisemin hakkını vereceğim. Hokkabazlıkla yobazlığı harmanlayıp, asla planı olmayan birine oyun oynarsan olacaklardan sen sorumlusundur. Sorumlusun. Ben senin gibi araba kovalayan bir köpek değilim. Kemiklerin güzelini yiyip günde 18 saat uyuyabilmek için başka köpeklere kuyruk da sallayamam. Araba kovalıyorsam, bu başka bir arabada ve öndeki arabada yakalanması herkesin hayırına olan kişiler olduğu için. Yoldan çekil.


Harvey gibi ikiyüzlüsün. Asla gerçeği haykıramazsın. Asla tetiğin ucunda Joker olduğunda tetiğe basamazsın. Harvey gibisin, uçkurun için masum ve kriminal suçlulara hakkın olmadığı halde doğrultursun haktan ayrılmış kılıcını. Haktan ayrılmakla ölüme gitmekten ayrılan bir sapağa mı saptın sanırsın? Zevklerinin seni götürdüğü yerde bekleyeceğim. Ak şövalyen Harvey, ve Atatürk olmanın hesabına düşmüş Batman ile orada tekrar karşılaşacaksın. O zaman adaletin tecellisi çabuk ve tartışmasız olacak. Zevklerimin beni götüreceği yerde de senin için üzüleceğim.

Şimdi bir bakalım. Tüm ülkeyi yönetecek ve Wayne holding kadar büyük bir potansiyelin arkasında tevazu savaşı veren birine şantaj yapıyorsun. Mantıktan konuşalım hadi. Ne olacak? Herkes bir plan yaptı. Senin planının tutması için tek bir neden yok elinde. En iyi ihtimalle, ben, Batman, kazanamazsam 50 yıl daha çalışırsın Rachel’in yapmak istediği gibi. Dikkat ettin mi, Rachel gibi, aslında sen de çok güzel değilsin. Normal olmayan hayatı sen seçtin, birisinin “psikopat eski sevgilisi var mı?” diye soran Harvey’e Batman psikopat sayılabilir mi diye fikir danışması lazım. Sıradan bir vatandaş gibi aileni korumak için tüm toplumu, tüm benliğini satacaksın. Hasta olan zaten ölmeyecek mi hasta olmayan gibi. Ölmemesi gereken insanlar değil. İnsanlar tıpkı domatesler gibi ölümlüdür. Ama nasıl öldükleri onları bir domatesten farklı hale getirir.

En normaliniz benim. Narsist olduğumu düşünebilirsin ama eğer mitolojik öğelerden kendime bir idol seçmiş olsaydım bu Narkissos değil Zeus olurdu. En akıllınız da, en duyarlınız da, en duygusalınız da, en mütevaziniz de, en sabırlınız da, en eniniz de benim. Rachel olmadan ne işe yararım bilmiyorum, ama maskem asla ağladığımı dışarı göstermez. Yarasalar ağlamaz. Memelidir, ve gülme sesleri çıkarta da, kaderden gelen bir durum bu, gülmemelidir.

Sence Batman Gotham şehrini daha iyi bir yer haline mi getirdi? Buna cevabın kayıtsız şartsız evet olmalıdır. Yoksa içindeki joker çoktan kontrolü ele geçirmiş demektir. İşe yaramaz kopyalarımla hayatını harcayacaksın. Ben hokey vatkaları takmıyorum, benzerlerimden farkım bu. Ben senin iyi haline benziyorum, aynada beraber de baktık. Zamanı bile bükemezler kopyalarım, japonlar gibi acıyı duymayan bir hale bile gelemezler. Ben tekim. Sen varken tamdım, şimdi tekim.

Şu yüze bakın. Bu yüz dünyanın parlak geleceği. Dünya ya gerçekten olması gerektiği gibi insanlarla dolu olduğu için parlayacak, ya da ben bir havai fişek gösterisi yapıp, senin gibi kötü insanların dünyaya daha fazla gelip iyileri incitmesine engel olmak için binlerce seri katilin çocukları dünyanın kötülüklerine atılmadan öldürmesini bekleyemeden, hepimizi temizleyeceğim. Tek ihtiyacım olan biraz içilebilir cesaret.


Bir de senin yüzüne bakalım. Yarısı yanmış, hem de iyilik için savaşırken kötüler tarafından düşürüldüğün bir oyunda değil. Kocaman japon gözlerinin arkasındaki şeytani bakış en ince ruhlu insanı tuba dalı altındaki kevser ırmağından alıp newyork kanalizasyonlarına götürür. Yanmamış kısmı ise zaten umutsuz. Yanan keşke doğru bir şey için yansaydı.

Değerlerinin insanı olmayan Joker ve sen gibi anarşizmin kulları kurallarım karşısında diz çöktüğünde bile ben duraksamayacağım kurallara bir istisna getirip sen ve senin gibileri cezalandırmak için. Cezanın vericisi ben değilim. Hele bir öl.

Yalancılığın meslek olduğu işi yapan avukatlarına müvekkillerinin vekaletini sıkı ver rüzgarım estiğinde senin gibi bağlanma sorunu olan pelerinler asfalttan daha aşağıya düşecekler. Düşene tekme vurmayıp kenara koyacağım, ibret için.

Gördün mü, ben canavar değilim, ben o virajın çok ilerisindeyim. Tüm köpekler peşime takılmış olsa bile, yardımıma ihtiyacı olan Gotham sakinleri bana patlattığın yarasa ışığımın yokluğu dolayısıyla ulaşamayacak bile olsalar beni kötü bilerek, ben canavar değilim. Harvey ise korkak bir canavardı.

Bu dünyada yaşamak için sahip olacağın tek kural kuralsız olmak bir kural değil midir? O halde kurallarıma senin köhne mantığında da yer açıldı.

Ben Batman’im. Ve Rachel, senin arkandan atlayabilecek tek kişi benim. Bunu bir daha yapmayalım dedin, yapmayacağız. Seni tehdit edecek hiçbir şeyim yok. Olanca gücüme rağmen hiçbir şey yapamıyorum. Av sezonuna yarım ömür kaldı. (başlamak, bitirmenin yarısıdır)

Sana Harvey’in sorusunun aynısını sormuştum. Bana cevabın evetti. Şimdi dünyada beni karanlıklarda yalnız bırakıp hayatın anlamını anlamaya çıktın. Sana gitmeden söyleyeyim, cevabı 42. Yanına havlu almazsan yolculuğun çok güzel geçmeyebilir. Bunu bana sen öğretmiştin.

İnsanlara olan umudumu kaybettim. Harvey Dent’in üzerine çok gidildi diye yaptı yaptıklarını, ama umudumu sen kaybettirdin. Vapurda birbirini patlatmayan iki vapur yabancı insandan biri olsaydın çok daha kolay olacaktı bu kara şövalyelik.

Dünyanın daha iyi bir yer olması için telefon hakkınızı kullanın. Korkmayın, hiçbir kelime sizi öldürmez. O uçurumdan da atıldım, biliyorum.

Şimdi şu yüze bir gülücük yerleştirin. Bu kadar ciddiyet gerçekten gereksiz.

KONUK YAZAR: Gökhan Yıldız
http://skykhanstar.blogspot.com/


# Diğer Konuk Yazarlar #

28 Aralık 2008 Pazar

Batman: The Dark Knight

Bu film için uzunca yazmak istediğimden hep sona erteledim ama dayanamıyorum artık, eklenmeli. Film, Batman Begins filminin devamı niteliğinde. ilk filmde sonraya ertelenen, "bir kişi mi yoksa bir çete mi" mantığı ile sonraya ertelenen Joker'in anarşisine karşı savaşıyor bu sefer süper kahraman. Ama nedense o süper kahramandan bahsedesim yok. İyi hoşsun,güzelsin, güçlü,zengin ve karizmatiksin, tüm kızlar senin.. Ama benim burada bahsetmek istediğim Joker, ya da diğer bir deyişle Heath Ledger.

Film vizyona girer girmez büyük bir sükse ile girdi. Bunun sebebi filmin Galası bile yapılmadan -yaklaşık 5 ay önce- ana karakterlerden Joker'i oynayan Heath Ledger'in ölümü ve serinin ilk filminin beğenilmiş olması ki bu diğer nedenin yanında ufak kalır. Ledger'in ölümü onu ve bu filmi efsaneleştirdi adeta. Sinemaseverler, ruhuna şaad olsun diye olsa gerek sinemalara akın etti, anketlerde en beğenilen filmi bu film olarak gösterdi. Sanal ortama da sıçradı bu. IMDb sitesinin üst kısmını karıştırdı. Listeye birinci sıradan girdi. Yıllardır birinciliği kaptırmayan Godfather ve birinciliği yıllardır büyük umutla bekleyen The Shawshank Redemtion 'ı tek bir hamleyle sollayarak hem de. Sırf Ledger'in ölümü yüzünden listenin bu hale geldiğini düşünenler olsa gerek, önceki birincilere tekrardan oylar yağdı ve Dark Knight 4.lüğe geriledi.

Peki olay gerçekten bu muydu? Filmin Box office'de ve beğenilme oranlarında üst sıralara tırmanmasının nedeni Ledger'in ölümü müydü? Filmin güzelliğine ve başarısına yorum getirebilmek için önce bu soru cevap bulmalı bence. Şimdi Joker'i filmden bağımsız tutalım (saçma olacak ama yapalım), onun usta oyunculuğu ve mimiklerini kenara koyup filmin diğer kısmıyla biraz ilgilenelim. Joker'siz alanları bir düşünelim, serinin ilk filmini düşünelim bir de, suçlular ve mahkemeler şeklinde daha adaletli bir ortam sağlama çabası. Joker'siz sahnelerden aldığımız keyfi ayırıp 5 ile çarpalım. Joker'in sadece tek bir repliğinin verdiği tadı veriyor mu?
Evet, haklılar, belki Ledger'in ölümü efsaneleştirdi, onu ve filmi. Ama yapacak bir şey de yok, olanlardan tamamen bağımsız da kılamayız.
( Bir diğer efsane için: The Crow )

Filmin yönetmeni, serinin ilk filmini de yöneten Christopher Nolan, oyuncular arasında ise Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart,Maggie Gyllenhaal, Gary Oldman, Morgan Freeman.
Filmin oscar'daki başarısının sadece 1-2 oscarla olacağını düşünmekte ya da öyle layık görmekteyim kendi fikrimce. En iyi yardımcı oyuncu oscarının Ledger'in almasını bekliyorum. Belki bir oscar da müziklere gelir. Filme ya da yönetmene oscar'ın gitmesi kanımca efsanenin bir getirisidir sadece, güzelliğinin değil.
---------------------
Replik bölümüne tüm Joker'li kısımları dahil etme niyetindeyim. Ama yapmıcam sanırım, bir kısmı da yeter.Batman kusura bakmasın ama replik kısmını Joker'e ayırıyorum. O kasık sesinle, gülmeyen yüzünle pek bir repliğin yok be Batman. Harbi Batman, neden bu kadar ciddisin?
---------------------
The Joker: I believe, that whatever doesn't kill you, simply makes you...Stranger.
---------------------
The Joker: Let's wind the clocks back a year. These cops and lawyers wouldn't dare cross any of you. I mean, what happened? Did your balls drop off?
---------------------
The Joker: [to the mob] I know why you choose to have your little...
The Joker: "Group therapy sessions" in broad daylight. I know why you're afraid to go out at night.
The Joker: The Batman.
---------------------
The Joker: Good evening, ladies and gentlemen. We are tonight's entertainment! I only have one question. Where is Harvey Dent?
The Joker: You know where Harvey is? You know who he is? [grabs a man's face]
The Joker: You know where I can find Harvey? I need to talk to him about something. Just something, a little. [turns the man's face away]
The Joker: No...
--------------------
The Joker: It's a funny world we live in. Speaking of which, do you know how I got these scars?
Batman
: No! But I know how you got these!
--------------------
The Chechen: What are you going to do with all your money?
The Joker: See, I'm a man of simple tastes. I like dynamite, and gunpowder...
The Joker: And gasoline! Do you know what all of these things have in common? They're cheap!
--------------------
The Joker: Harvey, Harvey, Harvey Dent. Ohh, excuse me, I want to drive!
--------------------
The Chechen: What do you propose?
The Joker: It's simple. We, uh, kill the Batman.
Salvatore Maroni: If it's so simple, why haven't you done it already?
The Joker: If you're good at something, never do it for
---------------------
The Joker: I had a vision, of a world without Batman. The mob ground out a little profit and the police tried to shut them down, one block at a time. And it was so... boring. I've had a change of heart. I don't want Mr.Reese spoiling everything, but why should I have all the fun? Let's give someone else a chance. If Coleman Reese isn't dead in sixty minutes then I blow up a hospital.
--------------------
The Joker: I want... my phone call. I want it. I want it! I want my phone call!
Detective Stephens: That's nice.
The Joker: How many of your friends have I killed?
Detective Stephens: I'm a twenty-year man. I can tell the difference between punks who need a little lesson in manners, and the freaks like you who just enjoy it.
Detective Stephens: And you've killed six of my friends.
--------------------
The Joker: Are you the real Batman?
Brian: No.
The Joker: No? Then why do you dress like him?
Brian: He's a symbol... that we don't have to be afraid of scum like you.
The Joker: Yeah, you do, Brian. You *really* do!
--------------------