





Önce yıllardır siyah-beyaz ayrımının yapıldığı ABD'de siyahi bir başkanın seçilmesi, ardından İzlanda'da kurulan geçici hükumetin başbakanı olarak eşcinsel bir kadının seçilmesi. Kişisel tercihlerden dolayı konulan engeller yavaş yavaş kalkıyor. Hatta bazen kişisel olmayan, yaratılıştan gelen özellikler sonucunda da engellerle karşılaşanlar var. Siyahiler bunun başlıca örneği.
Gelelim konu kapağımıza. Sean Penn'in gülümsemeler saçtığı fotoğrafa bakarak bu filmin komedi olduğunu, "Milk" adını almasından dolayı da Semih Kaplanoğlu' nun (yumurta-süt-bal) üçlemesinin abd versiyonu olduğunu düşünmeyin. Neyse, daha fazla saçmalamadan film hakkında bir iki şey söyleyeyim.
Bir anket yapılsa "2008 'in en önemli olayı nedir?" diye, sanırım ilk sıradaki cevap ABD başkanlık koltuğuna bir siyahi başkanın seçilmiş olması çıkardı. Ama ben 2008'in ekonomik ve siyasi getiri-götürülerini bir kenara koyup sinema alanına yönelmek istiyorum.
2008'in en fazla ses getiren filmi kuşkusuz The Dark Knight filmidir. Filmin başarısındaki etkenleri, filmin adı başlığındaki konumuzda dile getirmiştik. Ama bu ve bu sene çıkan filmler bize şunu gösterdi ki yeni çıkan filmler de yıllanmadan efsaneleşebiliyormuş. IMDb sitesinin kapanış günündeki en iyi 250 film listesine baktığımızda 2008 yılından 9 filmin listede olduğunu görüyoruz. Geçen seneki sayı 9 idi ve şuan yalnızca 6sı bu listede tutunabildi. 2008 de durum ne yönde değişim gösterir bilinmez.
Box office durumuna baktığımızda krizin bu sene sadece sinemaya yaradığını söyleyebiliriz. Tüm zamanların en fazla para getiren filmleri listesinden 2008 için ayıklananlara bir bakalım.
The Dark Knight $994,896,852
Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull $783,011,114
Kung Fu Panda $633,395,021
Hancock $623,546,274
Iron Man $571,827,600
Mamma Mia! $568,704,210
Quantum of Solace $540,902,659
WALL·E $507,269,544
Madagascar: Escape 2 Africa $452,862,381
The Chronicles of Narnia: Prince Caspian $418,814,023
Sex and the City $400,637,269
The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor $388,876,165
Bu liste 2008'in ne kadar kazandırdığını açıklamıyor sadece. Sinema sektöründe nedenli büyük paraların döndüğünü de gösteriyor. Bir şeyi daha gösteriyor. Bazı filmlerin bile oldukça fazla sinema izleyicisi olduğunu (bazı derken?). Ben bu tarz sevenlerin, bu filmleri evlerinde tek başına, kumanda sol eldeyken izlediklerini düşünürdüm hep. Demek ki sinemada ayrı bir keyifmiş. You got it ;)
Türk sineması için de bu bereket söylenebilir. Birden türk sinemasında hareketlilik yaşandı. Yada hep aynıydı üretim ama ilgi arttı. Kalite arttı mı peki? Bu muallak. Hala "ivedik mi - arog mu" tartışmasının yaşandığı bir ülkedeyiz sonuçta. Filmin kalitesini izleme oranları ya da kazandırdığı paralara göre ölçen bir toplumuz ne yazik ki? O zaman derim ki ben de Sex and the City filmi tüm Türk sinemasına bedel (!). Madem öyle, işte böyle..
Bu arada..
AROG $20,000,000 :)
Bu film için uzunca yazmak istediğimden hep sona erteledim ama dayanamıyorum artık, eklenmeli. Film, Batman Begins filminin devamı niteliğinde. ilk filmde sonraya ertelenen, "bir kişi mi yoksa bir çete mi" mantığı ile sonraya ertelenen Joker'in anarşisine karşı savaşıyor bu sefer süper kahraman. Ama nedense o süper kahramandan bahsedesim yok. İyi hoşsun,güzelsin, güçlü,zengin ve karizmatiksin, tüm kızlar senin.. Ama benim burada bahsetmek istediğim Joker, ya da diğer bir deyişle Heath Ledger.
Film vizyona girer girmez büyük bir sükse ile girdi. Bunun sebebi filmin Galası bile yapılmadan -yaklaşık 5 ay önce- ana karakterlerden Joker'i oynayan Heath Ledger'in ölümü ve serinin ilk filminin beğenilmiş olması ki bu diğer nedenin yanında ufak kalır. Ledger'in ölümü onu ve bu filmi efsaneleştirdi adeta. Sinemaseverler, ruhuna şaad olsun diye olsa gerek sinemalara akın etti, anketlerde en beğenilen filmi bu film olarak gösterdi. Sanal ortama da sıçradı bu. IMDb sitesinin üst kısmını karıştırdı. Listeye birinci sıradan girdi. Yıllardır birinciliği kaptırmayan Godfather ve birinciliği yıllardır büyük umutla bekleyen The Shawshank Redemtion 'ı tek bir hamleyle sollayarak hem de. Sırf Ledger'in ölümü yüzünden listenin bu hale geldiğini düşünenler olsa gerek, önceki birincilere tekrardan oylar yağdı ve Dark Knight 4.lüğe geriledi.
Peki olay gerçekten bu muydu? Filmin Box office'de ve beğenilme oranlarında üst sıralara tırmanmasının nedeni Ledger'in ölümü müydü? Filmin güzelliğine ve başarısına yorum getirebilmek için önce bu soru cevap bulmalı bence. Şimdi Joker'i filmden bağımsız tutalım (saçma olacak ama yapalım), onun usta oyunculuğu ve mimiklerini kenara koyup filmin diğer kısmıyla biraz ilgilenelim. Joker'siz alanları bir düşünelim, serinin ilk filmini düşünelim bir de, suçlular ve mahkemeler şeklinde daha adaletli bir ortam sağlama çabası. Joker'siz sahnelerden aldığımız keyfi ayırıp 5 ile çarpalım. Joker'in sadece tek bir repliğinin verdiği tadı veriyor mu?
Evet, haklılar, belki Ledger'in ölümü efsaneleştirdi, onu ve filmi. Ama yapacak bir şey de yok, olanlardan tamamen bağımsız da kılamayız.
( Bir diğer efsane için: The Crow )
Filmin yönetmeni, serinin ilk filmini de yöneten Christopher Nolan, oyuncular arasında ise Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart,Maggie Gyllenhaal, Gary Oldman, Morgan Freeman.
Filmin oscar'daki başarısının sadece 1-2 oscarla olacağını düşünmekte ya da öyle layık görmekteyim kendi fikrimce. En iyi yardımcı oyuncu oscarının Ledger'in almasını bekliyorum. Belki bir oscar da müziklere gelir. Filme ya da yönetmene oscar'ın gitmesi kanımca efsanenin bir getirisidir sadece, güzelliğinin değil.
---------------------
Replik bölümüne tüm Joker'li kısımları dahil etme niyetindeyim. Ama yapmıcam sanırım, bir kısmı da yeter.Batman kusura bakmasın ama replik kısmını Joker'e ayırıyorum. O kasık sesinle, gülmeyen yüzünle pek bir repliğin yok be Batman. Harbi Batman, neden bu kadar ciddisin?
---------------------
The Joker: I believe, that whatever doesn't kill you, simply makes you...Stranger.
---------------------
The Joker: Let's wind the clocks back a year. These cops and lawyers wouldn't dare cross any of you. I mean, what happened? Did your balls drop off?
---------------------
The Joker: [to the mob] I know why you choose to have your little...
The Joker: "Group therapy sessions" in broad daylight. I know why you're afraid to go out at night.
The Joker: The Batman.
---------------------
The Joker: Good evening, ladies and gentlemen. We are tonight's entertainment! I only have one question. Where is Harvey Dent?
The Joker: You know where Harvey is? You know who he is? [grabs a man's face]
The Joker: You know where I can find Harvey? I need to talk to him about something. Just something, a little. [turns the man's face away]
The Joker: No...
--------------------
The Joker: It's a funny world we live in. Speaking of which, do you know how I got these scars?
Batman: No! But I know how you got these!
--------------------
The Chechen: What are you going to do with all your money?
The Joker: See, I'm a man of simple tastes. I like dynamite, and gunpowder...
The Joker: And gasoline! Do you know what all of these things have in common? They're cheap!
--------------------
The Joker: Harvey, Harvey, Harvey Dent. Ohh, excuse me, I want to drive!
--------------------
The Chechen: What do you propose?
The Joker: It's simple. We, uh, kill the Batman.
Salvatore Maroni: If it's so simple, why haven't you done it already?
The Joker: If you're good at something, never do it for
---------------------
The Joker: I had a vision, of a world without Batman. The mob ground out a little profit and the police tried to shut them down, one block at a time. And it was so... boring. I've had a change of heart. I don't want Mr.Reese spoiling everything, but why should I have all the fun? Let's give someone else a chance. If Coleman Reese isn't dead in sixty minutes then I blow up a hospital.
--------------------
The Joker: I want... my phone call. I want it. I want it! I want my phone call!
Detective Stephens: That's nice.
The Joker: How many of your friends have I killed?
Detective Stephens: I'm a twenty-year man. I can tell the difference between punks who need a little lesson in manners, and the freaks like you who just enjoy it.
Detective Stephens: And you've killed six of my friends.
--------------------
The Joker: Are you the real Batman?
Brian: No.
The Joker: No? Then why do you dress like him?
Brian: He's a symbol... that we don't have to be afraid of scum like you.
The Joker: Yeah, you do, Brian. You *really* do!
--------------------
Bakmadan ateşlenen silah, ardından gelen suçluluk duygusu ve bazı prensipler.. Bir katil olsanız ve amaçlamadığınız bir başka kişiyi öldürseniz, ne kadar pişman olursunuz?
Yönetmenliğini Martin McDonagh'ın yaptığı, baş rollerde ise ağlayan yüzlü Colin Farrell, sevdiğimiz o ingiliz aksanıyla Ralph Fiennes ve Brendan Gleeson oynuyor. Hem Colin Farrell'ı hem de Ralph Fiennes'ı bu denli zevkli bir filmde görmemiştim. Diyalog akışı ise çok güzel durmuş. Seri konuşmalar ve ince dokundurmalar.
Bu filmde gördüğüm bir diğer güzellik ise, filmin esas kızı,Clémence Poésy. izleyin seveceksiniz.Filmi yani..
Belçikanın Bruges kentinde geçen bu filmi izlerken ölmeden önce oraya gitmek isteyebilirsiniz. Nitekim bu filmin orda geçme nedeni de budur.
-------------------
Ken: Coming up?
Ray: What's up there?
Ken: The view.
Ray: The view of what? The view of down here? I can see that down here.
Ken: Ray, you are about the worst tourist in the whole world.
Ray: Ken, I grew up in Dublin. I love Dublin. If I grew up on a farm, and was retarded, Bruges might impress me but I didn't, so it doesn't.
-------------------
Chlo: So what do you do, Raymond?
Ray: I... shoot people for money.
Chlo: What kinds of people?
Ray: Priests, children... you know, the usual.
Chlo: Is there a lot of money to be made in that business?
Ray: There is for priests. There isn't for children. So what is it you do, Chloe?
Chlo: I sell cocaine and heroin to Belgian film crews.
Ray: Do you?
Chlo: Do I look like I do?
Ray: You do, actually. Do I... look like I shoot people?
Chlo: No. Just children.
-------------------
Eirik: That's my girlfriend, you fucking asshole!
Chlo: Eirik, what are you doing?
Eirik: Where you from, fucker?
Ray: Ireland, originally.
Eirik: And you think it's okay to come over to Belgium and fuck another man's girl?
Ray: I didn't know she had a boyfriend, alright? And I haven't fucked her anyway! Ask her! I only put me hand on it!
Bazı filmler daha ilk sahnesinde izleyiciye tanıdık bir heyecan vadeder. Ama ilerledikçe bu vaat, bir tür deja-vu hissine dönüşür. They Will...