10 Eylül 2013 Salı
Gaudi’nin Şehri: Barcelona
6 Eylül 2013 Cuma
The IT Crowd - Final
14 Ağustos 2013 Çarşamba
Oldboy Yeniden
Filmin başrolünde ise Josh Brolin var. Ki şimdiden filmi güzelleştiren en büyük etken. Yoksa Oldboy gibi bir filmin Amerikan kültürünce uyarlanması hiç çekilmez olabilirdi. Oldboy'u diğer uyarlamalardan ayrı tutmamın sebebi ise üslubu. Sahne çevirisi yapmaya benzemez üslup çevirisi yapmak. Ama bunu da iyi yapan ya da yapmaya çalışan bir Quentin Tarantino örneği de var. Zaten biraz daha beklenseydi ve Oldboy hafızalardan silinmiş olsaydı bu filmi garanti Tarantino çekerdi. Uzaktakini alıp yakına getirmek... Tam Tarantino'nun kalemi.
1 Ağustos 2013 Perşembe
29 Temmuz 2013 Pazartesi
Ölümden Sonra Hayat

İki efsane isim 1983 senesinde bir araya gelip stüdyoya girerler. Fakat albüm çıkarma işlemi başarısızlıkla sonuçlanır. Ama rivayet odur ki ikilinin beraber söylediği 3 şarkı kayıda alınmış ve bu senenin Eylül ayında piyasaya çıkacakmış. Haberi doğrulayan ise Queen grubunun efsanevi gitaristi Brian May.
Merakla bekliyoruz.
12 Temmuz 2013 Cuma
Sinema Dünyasından Haberler #5
* Johnny Depp hayranları buraya! Johnny Depp'in gelecek projesi David Koepp'in yöneteceği, Mortdecai filmi olacak. Bu film, Kyril Bonfiglioli'nin 70'li yıllarda üç cilt halinde yazdığı kitabından uyarlanan bir suç draması olacak. Depp, Andrew Lazar ve Christi Dembrowski ile birlikte filmin yapımcılığını da üstlenecekmiş.
* Spike Lee'nin yeniden çektiği Old Boy'un red band (yetişkinler için) fragmanı yayınlandı.
* İngiliz Sinema ve Televizyon Akademisi'nin Los Angeles bürosu (BAFTA LA), 2013 Stanley Kubrick Britannia Ödülü'nü Zirveye Giden Yol (The Ides of March) yönetmeni ve Avukat (Michael Clayton) oyuncusu ünlü yıldız ve yönetmen George Clooney'e verecek. 'Sinemada Üstünlük'ü kutlayan ve BAFTA LA tarafından her sene verilen ödül, Clooney'e 9 Kasım 2013 tarihinde verilecek.
* Guardians of the Galaxy'nin kötü adamları belli oldu: Benicio Del Toro, Lee Pace ve Karen Gillan.
* Sophia Loren, Jean Cocteau’nun ‘The Human Voice’ adlı tiyatro eserinin sinema uyarlamasıyla oyunculuk günlerine geri dönüyor. Hayranlarına duyurulur.
* Christian Bale, bundan kelli Batman filmlerinde yer almayacağın belirtmiş. Üzücü bir haber.
kaynak: imdb.com, beyazperde.com, ntvmsnbc.com
20 Haziran 2013 Perşembe
Rest in Peace
Tony Soprano ( The Sopranos )
James Gandolfini (1961–2013)
8 Mayıs 2013 Çarşamba
Yeni Bir Simon Pegg Filmi :
Filmde, çocukluklarını beraber geçirmiş 4 kişinin, yıllar sonra tekrar bir araya gelip " twelve pubs, twelve pints" mottasıyla eski mahallelerine yaptıkları 'sıla-ı rahim' anlatılıyor. Ama işte senaryo Simon Pegg'ten çıktığı için bu küçük kasaba eski halinden çıkmış, zombili, 'alien'lı bir kasabaya dönüşmüş. Aynı pilavı farklı sunumlarla bize sunsa da Simon Pegg komedisi henüz sıkmış değil. Takipçileri için film 19 Temmuz'da İngiltere'de, 23 Agustos'ta Amerika'da gösterime giriyor, Türkiye'de girer mi bilmem.
Şimdilik fragmanı ile idare edin
19 Nisan 2013 Cuma
Flickering Lights (Blinkende Lygter)
Danimarkalı yönetmen Anders Thomas Jensen anlatmaya devam edelim. Geçen hafta The Green Butchers filmini yazmıştım. Bugün ise yönetmenin ilk uzun metraj filmi olan Flickering Lights filmini konuk ediyoruz. Buralara, bu yönetmen, bu filmlere nereden gelmiştik peki? Tabi ki Ademin Elmaları filminden.
Flickering Lights (orijinal ismi bakmadan yazamadığım için bunu kullanacağım), Anders Thomas Jensen'in Danimarka sinemasına hediye ettiği ilk uzun metraj filmi. Yönetmenin 3 adet uzun metraj filmi var. Flickering Lights (2000), The Green Butchers (2003) ve Adam's Apples (2005). İzlemeye ve yazmaya sonran geri doğru gidiyorum ve şu anda yönetmen için ilk, benim için son olan filmindeyiz.
Yönetmenin ilk uzun metrajlı filminin bu olduğunu söylesem de yönetmeni bu filme kadar pişmemiş görmeyin. Bu filmden önceki 3 kısa filmi ile de Oscar'a aday gösterilmiş ve son kısa filmiyle de (Valgaften) bu heykelciği göğüslemiş bir yönetmen etiketiyle bu filmi çekmiş. Bu yüzden usta bir yönetmen izlemekten bir farkı yok.
Oyuncu kadrosu ise Jansen filmlerini izleyenler için tanıdık. Kadroda Ademin Elmaları filminin başrol oyuncusu Ulrich Thomsen, Hem Ademin Elmaları, hem de The Green Butchers filmlerinde de olan Mads Mikkelsen ve Nikolaj Lie Kaas bulunuyor. Mads Mikkelsen bu filmde de psikopat biri, hem de oldukça.
Yönetmen filmde seyirciyi mutlu etmeyi amaçlamıyor. Küfürlü, kanlı ve çoğu zaman acımasız oluyor. Ama tam da bu yüzden, anlattığı dünyanın sahiciliğini koruyor ve bunu kara mizah ile de süslüyor. Şiddeti kesinlikle parlatmayan, onu bu alem için sıradan ve neredeyse rutin bir alışkanlık gibi sunuyor. Bu da filmden geriye bir soru bırakıyor; bazıları için başka bir hayat mümkün mü? Net bir cevap yok, tıpkı filmin ismi gibi, kısa süreliğine yanar ve tekrar söner. Yanar ve tekrar söner. Yanar ve tekrar söner. Yanar ve tekrar sön...
12 Nisan 2013 Cuma
The Green Butchers: Bir İtibar Meselesi
Her fırsatta sevdiğimi dile getirdiğim filmlerden biri olan Ademin Elmaları filminin yönetmeni Anders Thomas Jensen'in 2003 tarihli bu filmini Ademin Elmaları filmini izledik sonra izlemiştim. Hakkında yazması anca nasip olan bu film, kara mizahın sınırlarında gezinen, seyirciyi hem güldürüp hem de rahatsız eden bir yapım. Tıpkı yönetmenin diğer filmleri gibi.
Kadrosu yine tanıdık isimlerden oluşuyor. Ademin Elmaları filminin rahibi Mads Mikkelsen ve yine daha önce bloga konuk olan Recontruction filminin oyuncu Nicolaj Lie Kaas. Film, kasaplık yapan Svend (Mads Mikkelsen) ve Bjarne'nin (Nikolaj Lie Kaas) kendilerine kasap dükkanı açmalarıyla başlıyor. Büyük hayallere ve tanıtım masraflarına rağmen açılışta ve sonrasında beklenen ilgiyi görmüyor. Her şey, dükkana tamire gelen bir elektrikçinin bir kaza sonucu derin dondurucuda unutulmasıyla başlıyor. Ne yapılacağı konusunda tedirgin olan bu iki ortaktan kafası biraz gidik olan Svend, kendisine gelen ilk büyük siparişe de malzemesiz yakalanınca, donmuş olan adamın bir bacağını önce kıyıp, sonra da marine edip müşterisine yolluyor. İnsan etinden yapılmış olan bu özel soslu ürün çok beğeniliyor ve beklenmedik bir ilgi oluşuyor kasap dükkanına karşı. Önünde yüzlerce kişilik kuyruk, tek almak istedikleri soslu o et. Tabi ki de buzluktaki etin de bir sınırı var, parça parça tüm adamı müşterilere satıyorlar. Hayatında ilk defa takdir gören Svend bu durumun bitiyor oluşuna çok üzülüyor. Çünkü işe yaramaz biri olarak görülmekte ve sırf bu yüzden karısı tarafından da terk ediliyor. Svend kendisine yeni bir kurban arar ve onu da buzluğa alıp hapseder.





























