Transcendence, sinemada sıkça rastlanan 'teknoloji korkusu' anlatılarından biri gibi görünse de, yüzeyin altında daha karmaşık ve huzursuz edici sorularla ilgilenmeye çalışan bir film. Christopher Nolan filmlerinin görüntü yönetmeni olarak tanınan Wally Pfister’ın ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi olan film, insan bilincinin dijital ortama aktarılması fikrini merkeze alarak yapay zeka, tanrısallık, yas ve kontrol temalarını aynı potada eritmeye çalışıyor.
Transcendence (Evrim), yapay zeka alanında çalışan ünlü bilim insanı Will Caster’ın (Johnny Depp), insan bilincini makineye aktarmayı hedefleyen çalışmalarıyla başlıyor. Will ve eşi Evelyn (Rebecca Hall), bilinçli bir yapay zeka yaratma fikrine tutkuyla bağlı. Ancak bu çalışmalar, teknolojiyi insanlık için bir tehdit olarak gören radikal bir grubun saldırılarına hedef oluyor. Will, radyasyonlu bir kurşunla vuruluyor ve kısa süre içinde öleceğini öğreniyor.
Ölüm kaçınılmaz hale geldiğinde Evelyn ve Will’in yakın dostu Max (Paul Bettany), Will’in bilincini deneysel bir süper bilgisayara yüklüyor. Fiziksel bedeni ölen Will, dijital bir varlık olarak 'yaşamaya' devam ediyor. Ancak bu yeni varlığın gerçekten Will olup olmadığı, yoksa onun yalnızca bir kopyası mı olduğu sorusu filmin merkezindeki gerilimi oluşturan temel unsur olarak duruyor. Dijital Will giderek daha güçlü hale geliyor, doğayı ve insan bedenini dönüştürebilen nanoteknolojiler geliştiriyor ve küçük bir çöl kasabasında adeta tanrısal bir merkez kuruyor. Bu süreçte film, insanlığın kurtuluşu ile mutlak kontrol arasındaki ince çizgide dolaşıyor.
Puanım: 7/10
(6.2).jpg)

(6.2)-2.jpg)
(6.2)-3.jpg)






































