- So, I'm gonna try and get in therewith her, so, when I get with her,
I'm not gonna be that comfortablewith you having pictures of my girlfriend,
so, d'you wanna give me them now or...


This is England ve Dead Man's Shoes filmlerinin yönetmeni Shane Meadows' in 2008 yapımı bu filmde 2 genç çocugun birlikte yaşadıkları bir takım olayları ve özellikle de aynı kıza hayran olup onu etkileme çabalarını gösteriyor. Aslında bunlardan pek de bahsetmiyor. Çünkü filmin süresi 70dk ve yönetmen bir çok şeyi yarım bırakıyor. Asıl sorun bu iki çocugun nasıl bir araya geldiğidir ki aha da soruyorum.

Tomo, ailesini terk ederek Londra'ya doğaçlama göç eden bir çocuk. Doğaçlama ise tamamen yerini buluyor, çünkü neden ailesini terk ettiği, neden Londra'ya geldiği, hatta bir ailesinin var olup olmadığı konusunda herhangi bir fikir verilmiyor.

Filmin diğer ufaklığı Marek, babasıyla birlikte Polonyadan göçmüş biri. Babasını her gün işe kadar yolcu eder, iş çıkışlarında ise onu çalıştığı yerden alır. Bu süre zarfında da meraklısı olduğu fotoğraf çekme meşgalesiyle vakit geçirir. Genelde çektiği fotoğraflarda ise hayran olduğu Maria vardır. Platonik bir aşktır Marek'inki. Tomo'nun önceki hayatında bilinmezlikler olduğu gibi Marek'inkinde de vardır. Annesi ile babasının neden ayrı olduğu bilinmez. Oysa bir diyalogta bu hususun geçmesine rağmen.

Maria için böyle bir geçmişi bilinememezlik yok mudur? Var tabi. Onun da ailesi hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Belki de hikayenin öncesine değil de olana odaklanmamızı istiyor yönetmen. Bir soru daha soruyorum o zaman. Olan ne peki ?

Kendi hayatlarında bir takım sorunları olan bu gencin birlikte hoş vakit geçirmeleridir. (Geçirmeler dediğime bakılmasın yine, dediğim gibi yönetmen olabildiğince kısa tutmuş ve az'dan çok anlama yoluna gitmiş.) Her ne kadar birlikte eğlenebilir bir zamana sahip olsalarda filmin o siyah-beyaz rengi değişmemektedir hala. Taa ki o rengi veren şehirden uzaklaşıncaya kadar.

Filmin muhteşem diyebileceğim diyaloglarının yanı sıra müzikleri de oldukça hoştur. Yönetmenin müzik seçimindeki ( ya da her kimi görevlendirmişse bunun için) oldukça yerinde gitmiş. Anlatılamayanı müzik ile anlatıyor adeta. Ki bunu This is England ve Dead Man's Shoes filmlerinde de yapmıştı. This is England kadar çeşitliliğe sahip değildir,çünkü müzikleri hazırlayanlar sadece 2 kişidir, Gavin Clark ve Ted Barnes.


This is England filminin yönetmeni Shane Meadows ile ufak oyuncusu Thomas Turgoose 'u tekrar bir araya getiren bu filme daha fazla değinmek isterdim ama yönetmen pek değinmemiş ki ben değineyim. Sadelik çercevesinde güzelce anlatmış. Ama kısa bitirmiş gibi geldi orası ayrı.

# Diğer Festival Günlükleri #

3 serzeniş:

hacitokankoli dedi ki...

hiç beklenmedik bi yerde ve zamanda bitince ister istemez
-yönetmen filmin sonunu bize bırakmış
-yönetmen filmin son 30 dakikasını bize bırakmış
gibi espriler yapıldı.

ama tomo ve marek'in diyalogları çok eğlenceliydi. özellikle tomoya elbise seçme kısmı ve tomonun maria'ya yalanlar söylerken gülmekten kırıldık. keşke biraz daha uzun ve film gibi olsaymış.

aRiF dedi ki...

ben de istanbul film festivalindeki filmleri çok takdir ediyorum. gerçekten çok ucuz filmler var :))))) asdjhkfdjkhaskhd

Burcu Özsaygı dedi ki...

şahane bir filmdi kanımca. Başrol oyuncusu genç arkadaşımız (Tomo) en iyi erkek oyuncu ödülü almış duyduğuma göre.

Kendisi 15 yaşlarında ama 40 yaşındaki bir adamın yüzüne ve mimiklerine sahip. Hayran olunası ve izlenesi...