
Kristal Cüce, 2006 yılına damgasını vurmuş yedi kısa filmden oluşan toplama bir dvd. Ülkemizde kısa filmlere olan ilginin oldukça az olduğunu ve gerekli desteğin yeterince verilmediğini düşünürsek eğer, ilk defa gerçekleştirilen bu oluşum harika bir şey olarak da nitelendirilebilir. Yurtiçi ve dışındaki çeşitli festivallerden ödülle dönen bu yedi filmin hikayesi ise şöyle:
BEYİNSİZ / BRAINLESS (Ayçe Kartal) 7' 14''
" Bir gün gökten bir çocuk düşer ve onu bir aile evlat edinir. Aile çok güzel geçirdikleri günlerden sonra çocukta bazı tuhaf davranışları fark eder. Doktorun tetkiklerinden sonra çocuğun beyni olmadığı ortaya çıkar. Verilen tedavi bol bol beyin yemesidir. Tuhaf olaylar ise bundan sonra başlar. "
Beyinsiz bir çocuğun hikayesini anlatan ve yaratılan sevimli karaktere beyinsiz demeye dilin varmadığı bir animasyon Brainless. Kişisel olarak izlediğim en iyi Türk animasyonu diyebilirim. Yedi dakika içerisine etkileyici ve güzel bir animasyon ile derin mesajları sığdırmak sanıldığı kadar da kolay bir iş değil.
ANNEM SİNEMA ÖĞRENİYOR / MY MOTHER LEARNS CINEMA (Nesimi Yetik) 3' 32''

" Ana ve oğul bir masaya oturup, boş sandalyeye de sinemayı oturturlar. Ve onun hakkında derin, etkileyici bir sohbete koyulurlar. "
57. Berlin Kısa Film Festivali'nden ödülle dönen ve Dudu Yetik'in oyunculuğunun çok konuşulduğu keyifli bir kısa film.
RETRO AŞKLAR BAHANESİ / EXCUSES OF RETRO LOVES (Ümit Olcay) 12' 20''

" Bir dolunay gecesinde saçlarını kesen adam aşka veda için evden çıkar. Aşkla karşılaşır, aşkı yaşar, aşk biter. Her şey geçmişteki aşklar gibidir ve geri sarılabilir. "
Daha çok oyuncu olarak karşımıza çıkan
Ümit Olcay,
Retro Aşklar Bahanesi ile bizi ters köşeye yatırıyor. Kristal Cüce içerisindeki kişisel favorim olan bu filmi, uzun uzadıya anlatmak yerine bir sahnesinden alıntı yapmak daha uygun sanki.
" Bütün gerçekleşen hayalleri ve kırıklıkları dolunaya denk geldi. Bir dolunayda saçlarını kestirmiş sevdiğine rast geldi. Olacak iş değildi ama hangi iş olmuştu ki? Yarı sağlam bir çocuk benliğinde, kendinin fark edilip edilmediğine bu kadar düşkün bir ruh. Oysa umurunda olmasa ne kadar da farkında olunurdu herkes tarafından. Hücrelerine kadar güzeldi adam ve hücrelerine kadar hayatlı. Yani nasıl açıklamalıydı kendisine kendini? Beğenmediği görüntüsünde kendi oldu aslında. Müziklemek lazımdı insanları... "KARŞILAŞMA / CONFRONTATION (Selcen Ergun) 10' 19'' 
" Tesadüfi bir karşılaşmaya dair, sona erdiği anda başlayan bir film... "
Saadet Işıl Aksoy'un sade ve güzel oyunculuğuyla taçlandırılmış bu film, enteresan bir kurmaca. Çekim teknikleri açısından ne kadar zor bir işin altından başarıyla kalkıldığını gösteren ve sondan başa sarıp
tesadüfe inanır mısınız sorusuna yanıt arayan bir film belki de.
POTKAL / MESSAGE FROM THE SEA (Gökçe Pehlivanoğlu) 17' 40''

" Artık bu şehirde aşk yok... "Fotoğrafçılığı ile isminden sıkça bahsettiren Gökçe Pehlivanoğlu'nun dördüncü kısa filmi olan Potkal'da,
İpek Değer ve
Murat Prosçiler'in sessiz ve etkileyici oyunculuklarını izliyoruz. Issız adaya düşenlerin bir şişe içerisine koyarak gönderdikleri yardım mesajı anlamına gelen potkal, anlamını taşıyan bir sahne ile giriş yapıyor bizlere.
AYÇA'YI NEDEN SEVİYORUM / WHY I LOVE AYÇA (Müfit Samık) 7' 45''

"Şiddetten zevk alan iki kişi birbirine aşık olursa... "Mazoşist bir aşkın öyküsünü etkileyici ve yalın bir dille anlatan Ayça'yı Neden Seviyorum, 13. Altın Koza Festivali'nde finalist olmakla beraber, Cannes Film Festivali'nin Türkiye Kısalar bölümünde de gösterilmiş bir kısa film.
2 EYLÜL / SEPT. THE 2ND (Emre Ergül) 20' 05''

" O, on üç yıl bir odada yaşadı. Siz yapabilir miydiniz? "Bir üniversite mezunu askerlik görevi için doğuya gider. Askerliği sırasında en yakın iki arkadaşı şehit düşer ve evine geri döndüğünde odasından on üç yıl boyunca çıkamaz. Sarsıcı bir hikayesi olan
2 Eylül, galası yapılan ilk kısa film ünvanını da taşıyor aynı zamanda.