jack nicholson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jack nicholson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Kısa bir süre sonra öleceğinizi bilseniz, bugün ne yaparsınız ? İşte Bucket List bu konuyu ele almakta,üstelik iki mükemmel oyuncuyla.Morgan Freeman ve Jack Nicholson.Oldukça zengin ama yalnız ve huysuz olan Edward Cole'un yolu,araba tamircisi Carter Chambers ile hastanede aynı odada kesişir.Hayatlarının son deminde birbirlerinin en iyi arkadaşı olurlar ve ölmeden önce yapmaları gereken ya da hayatlarının bu dönemine dek yapamadıkları ama hayatları boyunca yapmak istedikleri şeylerin listesini hazırlarlar.Ve bunları hayatlarının son baharında,kaderlerinin kesiştiği noktada,bu kısa zaman diliminde gerçekleştirmeyi amaçlarlar.İşte bu liste orjinalde "Bucket List" olarak geçiyor.Filmi izlerken aklımdan "Yahu bu konuya benzer konular bizim türk sinemasında daha önceden defalarca işlendi ." gibi düşünceler geçse de , izledikçe Türk sinemasıyla arasındaki farkı anlamak pek zaman almadı. Bizim filmlerden farklı şeyler vardı bu filmde.Yönetmen her sahneyi muazzam titizlikle çekmiş ve konu son derece gerçekçi biçimde ele alınmış.Filmde bir ciddiyet havası var.Bir de yaşayan iki efsane,iki büyük oyuncu,oynadıkları her role olduğu gibi bu role de tam oturunca ,film tadından yenmiyor,hiç bitmesin diyor insan,damakta tat bırakıyor.İnsanı ele alan filmleri her zaman sevmişimdir ve bu film bunun tam örneği...
Replik bölümünde hangisini yazayım kararsızım.Filmin tamamı diyim ve kısa olarak şunları vereyim :
------------------------------------------------------
Edward Cole : Do you hate me?
Carter Chambers : Not yet.
------------------------------------------------------
Carter Chambers : Forty-five years goes by pretty fast.
Edward Cole : Like smoke through a keyhole.
------------------------------------------------------
Edward Cole : We live, we die, and the wheels on the bus go round and round.
------------------------------------------------------

Amadeus, Man on the Moon filmlerinin yönetmeni Milos Forman' ın kanımca en iyi filmi One Flew Over the Cuckoo's Nest..
suçundan sıyırmak için deli rolü yapan birinin deliler hastanesindeki Don kişotluğunu anlatıyor film. "film bir şey anlatmaz gerçi, anlaşılır" diye de bi aforizmayla karizma da yapasım geldi şimdi.. Jack Nicholson' ın delileri harekete geçirmek isteyişi ama onların moronlaşmış beyinlerinin bunları kavrayamayışı.. sistem,makine,koyunlar..vs bu sözcükler sıralanabilir ama yapmıcam..
neden guguk kuşu? kendi yumurtalarını başka guguk kuşlarının yuvasına yumurlayıp onları üvey ana-babada büyüttükleri için mi, yoksa saat başı ötüp durdukları için mi? buna siz karar verin..
----------------------
Night Nurse: Mr. Turkle?
McMurphy: Where the fuck is he, why doesn't he answer her?
Taber: He's jerkin' off somewhere.
Orderly Turkle: Ain't no one jerkin' off nowhere muthafucker!
McMurphy: Turkle what the fuck are you doing in here? Go out and talk to her.
Orderly Turkle: I'm doin' the same fuckin' thing your doin'- hidin'!
----------------------
McMurphy: I can't take it no more. I gotta get outta here.
Chief Bromden: I can't. I just can't.
McMurphy: It's easier than you think, Chief.
Chief Bromden: For you, maybe. You're a lot bigger than me

the shining
Jack Nicholson... bu adam psikopat rolleriyle bir üstad.. The Shining ve Batman filmdeki oyunculuğunu da beğenirim.. The Daparted a lafım yok zaten...

batman

One Flew Over the Cuckoo's Nest

As Good as It Gets , Chinatown ve Reds filmleri de izlenilmesi gereken bir diğer filmleridir kanımca.

Stephen King 'in romanından , Stanley Kubrick tarafından uyarlanan bir senaryo ve yine yonetmenliğinde Stanley Kubrick. Baş rolde, Guguk Kuşu 'n daki deliliği beğenilmiş olsa gerek , Jack Nicholson var. Başroldeki yazarımız, yeni romanını daha sakin bir ortamda yazmak için kışları iş yapmayan ve dağın başında olan bir hotelde ailesiyle nöbet tutmak için iş başvurusu yapmış ve kabul edilmiştir. işten ziyade amacı sakin bir ortam. oturur daktilosunun başına sayfalarca yazar. ama neler yazar bunu izleyince görmüşsünüzdür. baya akıcı bir roman olsa gerek:)
Bizi geren bu film, klostrofobisi bulunanları biraz daha fazla gerecek sanırım.
bu senaryoya benzer bir de türk filmi vardı sanırım.hatırlayamadım şimdi adını ama, hatırlarsam dönerim size tekrar:)
redrum,redrum,redrum,redrum,redrum,redrum,redrum,redrum,redrum........
--------------------------------
Wendy Torrance: Stay away from me.
Jack Torrance: Why?
Wendy Torrance: I just wanna go back to my room!
Jack Torrance: Why?
Wendy Torrance: Well, I'm very confused, and I just need time to think things over!
Jack Torrance: You've had your whole FUCKING LIFE to think things over, what good's a few minutes more gonna do you now?
Wendy Torrance: Please! Don't hurt me!
Wendy Torrance: I'm not gonna hurt you.
Jack Torrance: Stay away from me!
Jack Torrance: Wendy? Darling? Light, of my life. I'm not gonna hurt ya. You didn't let me finish my sentence. I said, I'm not gonna hurt ya. I'm just going to bash your brains in.
-----------------
Danny Torrance: Dad?
Jack Torrance: Yes?
Danny Torrance: Do you like this hotel?
Jack Torrance: Yes. I do. I love it. Don't you?
Danny Torrance: I guess so.
Jack Torrance: Good. I want you to like it here. I wish we could stay here forever... and ever... and ever.