





-Gümrük Muhafaza nedir? Adı üstünde benim izah etmeme gerek var mı!
-Vardır, varrdırr...
-Demek var! Şimdi Gümrük Muhafaza gümrüğü muhafaza eder. Gümrük Muhafaza olmasaydı mazallah gümrüğü kim muhafaza edecekti.
Peki gümrük nedir? Gümrük muhafaza edildiğine göre önemli bi şeydir. Dikenli tel vatanın kenar süsüdür. Kenar süs deyip geçmeyin. Kenar süs neye yarıyor? Haritada böyle bakınca ülkeni memleketini hemen görüveriyorsun. Sevgili Hisli Hisarlılar, hem hisli hem zekisiniz. Ve söylediklerimi anlıyorsunuz değil mi?...
Kim bilebilirdi ki Kemal Sunal'ı son kez Propaganda'da izleyeceğimizi! Daha çekeceği filmler vardı. Onu Şener Şen gibi olgun döneminde olgun filmlerde de görecektik. Ama nasip değilmiş.
Günümüz açılım tartışmaları için de anlamlı bi filmdir. Ortada yıllarını beraber geçirmiş bi halk vardır. İnsansınızdır siz devlet gibi düşünmezsiniz, düşünemezsiniz. Devlet(ler) aranıza bi çizgi çekmeye karar verir. Sizden de buna uymanız istenir. O çizginin neresinde kaldığınıza göre devletten muamele görürsünüz.. Veya en kötüsü muamele bile görmessiniz... Unutulup gidersiniz.

Hasan:Sana hiç yalan söyledim mi?
Emir:Nereden bileyim!
Hasan:Pislik yemeyi tercih ederim.
Emir:Gerçekten öyle mi?
Hasan:Ne öyle mi?
Emir:Yalanını söylersem yer misin?
Hasan:İstersen yerim.Ama gerçekten böyle bir şey yapmamı isteyecek misin?
Emir:Deli misin? İstemeyeceğimi biliyorsun
Hasan:Biliyorum.
Aynı isimli romandan uyarlanan The Kite Runner filminden.
Sorun istemek veya istememek değildir.Çoğumuz buna benzer cümleleri kullanırız.Gerçek veya abartı.Esasında olay karşındaki insan için herşeyi yapabilicek kadar sevgiye sahip iken,sevdiğinin de senden bunu istemiyeceğini bilmektir.Bir nevi dostluktur,kardeşliktir.Yeri geldiğinde fedakarlıkta yapılır,yapmıştır Hasan.Uçurtmayı Emir'e götürmek uğruna tecavüze de uğramıştır.İşte sorun bunun bir hiç uğruna,değmeyen biri uğruna olmasıdır.




Yeryüzünün Helium-3 adı verilen enerjiye ihtiyacı vardır ve bu enerji sadece ayın yüzeyinden elde edilmektedir.Birilerinin bu enerjiyi temin etmesi gerekmektedir.Lunar Industries bu görevi üstlenir,Sam de bu görev adına uygun kişidir.Ay üssünde yapay zeka sahibi makina Gerty ile 3 yıl yaşayarak,rutin olan görevleri uygulamak kontratında yazan şeyler.Ay'a gitmek fikri cazip gelebilir ama yalnızlığın hüküm süreceği bir yerde 3 yıl yaşamak ne kadar cezbedicidir?Film işte bu 3 yılın son 2 haftasında başlıyor.Bu 2 hafta bize yalnızlık,insani duygular,umut adına Sam olarak tanıdığımız kişinin hissetiklerini sunuyor.
Bu yılın en önemli yapımları bir çoğumuza göre District 9 ile Moon.Ve her iki filminde bilimkurgu ağırlıklı olması türün 2009 yılında iyi işler kazandığını belgeliyor.Genel olarak bilimkurgu klişelerinde esas olan dünya dışı varlıkların veya robotların düşman olduğudur.Bir nevi 'insanın insandan başka dostu yoktur' sendromu.District 9da ki Van de Merwe ile uzaylıların işbirliği ve Moon filminde yapay zeka sahibi Gerty'nin Sam'e yardım etme çabaları ( keşke bir de msn ifadeleri gibi mimiklere sahip olmayaydın be Gerty) klişeyi yıkmak adına ve türün yeniden sevilmesi,ilgi görmesi adına hoş yenilikler.
Teknolojinin gelişimi, savaşların meydan
Gökyüzünde görülen her uçak sığınmak demektir ama Seita'nın kardeşini koruyacağı,sığınıcağı bir yer tam manasıyla yoktur.Harabeyi andıran göl kenarındaki mağaralar yeni evleri olmuştur.4 yaşındaki Setsuko içinse hayat henüz belirsiz birşeydir.Umutsuzlukla çok erken yaşlarda tanışıyor Setsuko.Oysaki tek isteği meyveli şekerlerden yiyebilmek.Hayat dolu bir şekilde 'Seita' demesi bile yüzümüzde tebessüme neden oluyor fakat acı bir tebessüm çünkü hayat gitgide daha zor oluyordur.Savaşın sürmesi,kıtlığın meydana getirdiği yiyecek bulma zorluğu ve paranın olmayışı.Kulübelerinde gece ışığı sağlamak adına bol bol ateşböcekleri topluyorlar.Setsuko her sabah onları toplu bir şekilde gömerken esasında savaşın hüküm sürdüğü topraklardaki insan mezarlığına benziyor gömülmeleri ve burada film adının neden 'ateşböceklerinin mezarı' olduğunu belli ediyor.
Yönetmen metafor kullanarak toplu mezarlar halinde gömülen insanları ve savaşın acıtan yüzünü izleyiciye aktarmaya çalışıyor.Bunu yaparken dram öğelerinin dozajını sıkı tutuyor ki bu da savaşın getirdiği trajedileri izleyiciye daha kolay empoze etme amacı taşıyor.Zorlu hayatlara çevremizde,yakınlarımızda elbette belirli aralıklarla şahit oluyoruz lakin genelde buna sadece sebep-sonuç düzleminde şahit oluyoruz.Yönetmenin vurgulamaya çalıştığı ise son gelmeden önce yaşanılanlar.Seita'nın kardeşi için içi boş şeker kutusuna su doldurarak meyve suyu yapışı,Setsuko'nun oyun oynamak için yaptığı çamur toplarını açlıktan hayal görerek pirinç lapası zannedip bunu yemesi sadece birer örnek.Sonun başlangıcından başlıyor bizim için herşey ve bilinen sona hazırlıyor bizi.Bu son kimine göre dibe varış,kimine göre ise kurtuluş olucaktır ama dibe varış olduğunu düşünenler filmin başına dönüp ateşböcekleri arasındaki iki kardeşin ruhlarına tekrar baksınlar.Ayrıca anime Imdb'nin listesinde an itibariyle kendisine 182.sırada yer bulmuştur.Imdb'nin listesine pek itibar etmem lakin 1988 yapımı bir japon animesi olduğu düşünüldüğünde yapımın hakkını teslim etmek gerek.Çünkü çizgiden oluşan yapımların listede kendilerine zor yer bulduğu ve bulanlarında genel olarak Walt Disney ve Pixar gibi dev Hollywood stüdyolarından çıkan işler olduğu düşünülürse yapımın savaştaki dramı ne derecede anlattığı daha kolay algılanır.
İlk olarak kasım ayında Reha Erdem üzerine yapılan etkinliğin aralık ayındaki konuğu ise Zeki Demirkubuz. Aralık ayı boyunca Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde Zeki Demirkubuz'un 'İtiraf', 'Bekleme Odası', 'Kader' ve 'Masumiyet' filmlerini izlemek mümkün olacak. Bunların yanında 11 Aralık günü Zeki Demirkubuz, Mehmet Demirhan ve Zahit Atam'ın katılacağı bir söyleşide olacak.
1-3 Aralık / 12-13 Aralık - İtiraf
15-20 Aralık - Bekleme Odası
22-27 Aralık - Kader
29 Aralık - 3 Ocak - Masumiyet
Seanslar 14.00, 16.30 , 19.00
Öğrenci 2.50 Tl, Tam 3.50 Tl
Terk-i diyar eyleyenlerin arkasından ne söylense yetersiz kalır gibi geliyor.Yurdun en güzel,bizden diyebiliceğimiz filmlerinden birine imza atmıştı kendisi.Yönetmenliğe kısa filmlerle başladı eğitimi olmadan içindeki sinema aşkını yeterli görerek ki yetmişti esasında.Altın Portakal'dan Uluslarası festivallere kadar bir dolu ödül kazandı yaptığı işler ile.Uzun metrajlı filmi 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' ile de zirvesini yapmıştı.Kendi deyimiyle de ''90 dakikalık da kısa film olur.''Bir nevi kendi çocukluğunu anlatıyordu ve azmi ile sadece karpuz kabuğundan gemi yapmadı o gemiye okyanus aştırdı.İmkanlar elvermiş olsa bizi bakış açısına,hikaye anlatımına hayran bıraktırıcak bir dolu film yapıcağına kuşku yoktu ki sağlık sorunları ve yapımcının çekmiş olduğu maddi zorluklar nedeniyle 'Bozkırda Deniz Kabuğu' 2 yıldır bitirilmeyi bekliyordu.İnsana en çok koyanda Ahmet Uluçay gibi tek derdi sinema olan insanlara gereken ilgi gösterilmez iken ne idüğü belirsiz yapımların gişede gereğinden fazla ilgi görmesi.'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' tadındaki şiiriyle veda etmek gerek.
Ümitsliziğin kıyısında gezinirken umut etmekten bahsetmemek olmaz.Nasıl ki ümitsizlik intihara atılan ilk adım ise umut etmekte hayata bağlanmayı sağlayan halat gibidir.Umut kavramına dair en çok öğeyi bunu bas bas bağıran eserlerde değilde Eşkiya filminde Şener Şen'in oynadığı Baran karakterinde gördüm.Hapiste ölüme direnmesi,dostunun ihanetinden güç almasının tek nedeniydi Keje'yi bir kez daha görebilmek arzusu ve bu nedenle onu öldürmeyen onu güçlü kılmıştı.







Sıradan bir insan 10 dakikalık bir konuşmada en az 3 yalan söyler. Bu, birçoğumuzun bilmediği bir gerçek, Lie To Me dizisi ise bu gerçekler üzerine kurulu. Lost, Shark ve 24 dizilerinin yapımcılarından Davranış Bilimcisi Paul Ekman'ın hayatından esinlenerek yapılmış bir dizi aynı zamanda. İnsanların yüzlerinden, vücut duruşlarından, göz hareketlerinden, yutkunmalarından, konuşma şekillerinden ve ellerini koydukları yerlerden. Kısacası insana dair her hareketten söylediklerinin doğru mu yoksa 'yalan' mı olduklarını analiz eden bir dizi. Ve bu analizleri de FBI'ya, askeri birimlere, hukuk firmalarına ve özel şirketlere en zor vakaların çözülmesinde yardımcı oluyorlar.
Dizide ikinci başrol The Practice dizisinden de tanıdığımız Kelli Williams'ın. Dr. Gillian Foster olarak yetenekli psikolog rolünde karşımıza çıkıyor. Dr. Ligthman ne kadar sinirli ve agresifse, o da bir o kadar sakin ve çözümcü. Lightman Group şirketindeki denge terazisi de denilebilir onun için. Dizinin ilk sezonunda eşi ve sorunları ile karşımıza çıksa da genel olarak günün kurtarılmasında büyük ölçüsü olan güzel ve zeki şirket ortağını izliyoruz.
Korku sineması çoğu zaman görselliğin gücüne yaslanır. Karanlık koridorlar, ani sıçramalar, grotesk imgeler, dini motifler… Ancak Undertone ...