Önceden hep şu sorunun cevabını vermeye çalışır ama bir türlü veremezdim.
"Al Pacino mu, Robert De Niro mu?" Bu yazıyı yazmaya başlayınca sanırım cevabımı artık keskin bir dille ifade etmek geliyor içimden : Robert De Niro.
77 filmde aktörlük, 2 filmde yönetmenlik, 6 kez oscar adaylığı ve 2 sine de sahip olma. bu ödüllerden biri The Godfather:Part 2 filminden, diğeri ise Raging Bull filminden ki bence sadece bu film için kendisine 2 oscar ödülü birden verilmeliydi. Genç boksör haline bir Oscar, yaşlanmış şişman haline bir oscar. Taxi Driver' daki psikopat rolü,Men of Honor'daki disiplinli komutan rolü, Jackie Brown'daki uyuşmuş rolü, Stardust'daki eşcinsel rolü ve diğerleri.. hepsinde iyisin be abi.. en azından çoğunda:) (aklıma bir filmi geldi de)

The Godfather yönetmeni Francis Ford Coppola' ya "neden daha tecrübeli biri değil de onu seçtin?" diye sorduklarında, o kendinden emin bir şekilde cevaplar " ben doğru karar verdiğime eminim".
haklılardı, sağlam bi senaryoyu teslim edeceğin kişiler de sağlam olmalı. Çin malı gözüktü ama sağlam çıktı Al Pacino:) O filmdeki ve ondan sonraki filmlerdeki performansı nedenli sağlam bir karar verdiğini doğruladı Coppola'nın.

1940 doğumlu olan aktör, 45 filmde oynamış 8 kez oscara aday gösterilmiş ve 1 i ni de almıştır. Scent of a Woman filmindeki kör adam rolüyle.Gerçek hayatta bildiğimiz üzere kör olmayan Al Pacino' nun kör bir adamı canlandırması ve bir sahnede kör bir adamın görüyormuş taklitini" yapması onu bu ödüle götürmüş olsa gerek.
Gönül isterdi ki Scarface filminden de bir oscar kazansın..
( daha iyisi için tıklayın :)
Sitedeki Filmleri :
Heat
The Godfather
Scarface

Charlie Chaplin 'in büyük dişliler arasında dolaşısı...
Sanırım tüm filmi özetleyebilecek sahnesi buydu..
----------
A gamin: What's the use of trying?
A factory worker: Buck up - never say die. We'll get along.
----------
President of the Electro Steel Corp.: Hey you! Get back to work!

---------
Pink Floyd'dan Welcome to the Machine şarkısı gelir aklıma..onu da paylaşayım bari:)
---
Welcome my son, welcome to the machine.
Where have you been?
its alright we know where youve been.
Youve been in the pipeline, filling in time,
provided with toys andscouting for boys.
You bought a guitar to punish your ma,
And you didnt like school, and you know youre nobodys fool,
So welcome to the machine.
.
Welcome my son, welcome to the machine.
What did you dream?
its alright we told you what to dream.
You dreamed of a big star, he played a mean guitar,
He always ate in the steak bar.
he loved to drive in his jaguar.
So welcome to the machine.

bu durumda ne derler? o zamanda bu filmi çekmek güven - özveri - tecrübe ister.. bunun gibi bi şey işte..Charlie Chaplin 'de bunlar oldukça mevcuttu sanırım:)
Ustanın baş ucu eserlerinden..
----------------
Adenoid Hynkel: How wonderful! Tomania, a nation of blue-eyed blondes.
Garbitsch: Why not a blonde Europe, Asia, America?
Adenoid Hynkel: Blonde world...
Garbitsch: And a brunette dictator.
Adenoid Hynkel: Dictator of the world!
---------------
Adenoid Hynkel: Declare war on Napaloni.
Garbitsch: Napaloni?
Adenoid Hynkel: Yes, Napaloni!
Adenoid Hynkel: Listen, you blockhead. Mobilise every division of the army and the air force. Proceed to Bacteria and attack at once.
Garbitsch: But war will be the end of us.
Adenoid Hynkel: Do as I tell you.
Garbitsch: Madness.
Adenoid Hynkel: Shut up!
Garbitsch: Very well. Would you sign this?
Adenoid Hynkel: Yes, I'll... what is it?
Garbitsch: The declaration of war.
Adenoid Hynkel: Then I'll sign it. A pen! Und stratz mit ze uldensackt. I'll sign it! Und stratz mit sei öldensackt, il der, der flutens... , der... , der... , und strippensackt! A pen! I'll sign it. Napaloni, de grosse peanut, de cheesy ravioli. There!

Charlie Chaplin'in ne kadar büyük bir usta olduğunu, eserlerini çektiği yıllara göre kıyaslayınca anlıyoruz. Hatta günümüzdekilerle kıyaslayınca da bu ortaya çok rahat çıkıyor. o yıllardaki imkanlarla bir de konuşmasız anlatması her yiğidin harcı olmasa gerek. bir şuanki bilgisayar teknolojisi elinde olsa napardı diye büyüklüğünü ispata girişenlere kendimce yanıtımı vereyim, bir şey yapmazdı. Sadelikte aradı o ne arayacaksa.
Filmlerindeki ince espriler Türk sinemasınında da kullanılmıştır. Kemal Sunal filmlerinde rastlanırız bir kaçına.
62 senaryo yazmış, 75 film yönetmiş, 87 filmde de oynamış..
52'de çektiği film için 74'de verilmiş bir de oscar ödülü mevcut.

Sitedeki filmleri :

Londra'daki Rus Mafyalarını konu alan bu filmde Vincent Cassel' a ve Viggo Mortensen'e (ki kendisi oscara da aday gösterilmişti) hayran kaldım. Filmin konusu Kurtalar Vadisi'nden dolayı tanıdık gelse de (ki hiç alakası yoktur:) ) bu hikayeyi ruslardan dinlemek ayrı bir güzel. Rus aksanlı ingilizceyle dinlemek daha da güzel.
Tatiana'nın günlüğünü o iç burkan ses tonuyla seslendirmesi daha daha da güzel.. Zaten film de bu kızın günlüğünü bulan ve kızın hikayesini öğrenmeye çalışan Anna üzerinden gelişir..
yarı akıllı Türk gencin Chelsea'ye küfretmesi de, Londra'da yaşayan Rus petrol zengini Abramovic'e bi göndermedir belki de :p
--------------------
Tatiana's Voice: My name is Tatiana. My father died in the mines in my village, so he was already buried when he died. We were all buried there. Buried under the soil of Russia. That is why I left, to find a better life.
----------------
Anna: Have you ever met a girl named Tatiana?
Nikolai Luzhin: I meet lot of girls named Tatiana.
Anna: She was pregnant.
Nikolai Luzhin: Ah, in that case - no, I've never heard of her.
Anna: She died on my shift.
Nikolai Luzhin: I thought you did birth?
Anna: Sometimes birth and death go together. She came in with needle punches all over both arms. Probably a prostitute, at the age of fourteen. Do you think Semyon's son knew her? Nikolai Luzhin: I am driver. I go left, I go right, I go straight ahead - that's it.
------------------
Kirill : Papa, what business? his business is my business

Her ne kadar IMDB'de korku filmleri başlığında bu filmin adı olsa da zombi temalı bir komedi filmidir. Kanımca da en iyi ingiliz komedisidir.
Zombileşmiş hayatlara göndermeyi de filmin sonunda "zombileri topluma kazandırma" adı altında eklemesi de ayrı bi güzel..
film aşağıdaki eğlencelik repliklerle başlıyor..tabi eğlenebilmeniz için izlemeli ve izletmelisiniz..
Filmin senaryosunu, filmde Shaun karakterini canlandıran Simon Pegg yazmış ve filmi Edgar Wright yönetmiş.. Filmde kullanılan müzikler de hoş olmuş..
( aynı kadronun bir başka güzel filmi olan Hot Fuzz için tıklayın )

------------------
Liz: It's not that I don't like Ed.
Liz: Ed, it's not that I don't like you.
Ed: It's all right.
Liz: It would just be nice if we could...
Ed: [talking to the arcade machine] Fuck!
Liz: ...spend a bit more time together...
Ed: [talking to the arcade machine] Bollocks!
Liz: ...just the two of us. It's just with Ed here, it's no wonder I always bring my flat-mates out and then that only exacerbates things.
Shaun: What do you mean?
Liz: Well you guys hardly get on, do you?
Shaun: No, what does "exacerbate" mean?
Liz: It means um, to make things worse.
Shaun: Right. Well I mean, it's not that I don't like David and Di.
Shaun: Guys, it's not that I don't like you.
David, Dianne: It's all right.
Shaun: And it's not that I don't want to spend time with you cause I do. It's just Ed doesn't have too many friends.
Ed: Can I get... any of you cunts... a drink?
-----------------
Pete: It's four in the fucking morning!
Shaun: It's Saturday!
Pete: No, it's not. It's fucking Sunday. And I've got to go to fucking work in four fucking hours 'cos every other fucker in my fucking department is fucking ill! Now can you see why I'm SO FUCKING ANGRY?
Ed: Fuck, yeah!
-----------------
Ed: You gonna thank me then?
Shaun: For what?
Ed: Tidying up!
Shaun: Doesn't look that tidy.
Ed: Well, I had a few beers when I finished.

2001 yapımı olan bu filmi, yönetmen Richard Kelly çektiğinde henüz 26 yaşındaymış. senaryosu da kendisine ait.. kendisinden beklentiler yüksekti..2006' da çektiği Southland Tales filmi ile de Cannes'da Altın Palmiyeye aday gösterilmiş fakat ödülü alamamıştır..
--------------

Donnie: Where did you come from?
Frank: Do you believe in time travel?
-------------
Frank: 28 days... 6 hours... 42 minutes... 12 seconds. That... is when the world... will end.
------------
Donnie: Why do you wear that stupid bunny suit?
Frank: Why are you wearing that stupid man suit?
------------

Orijinal adıyla "Back to the Future".. Bu filmle yamulmuyorsam StarTv ekranlarında tanıştım. küçüklüğümün bilimkurgusu.. 2ayda bir mutlaka verir dururdu.. elime geçireceğim o zaman makinesi ile neler yapabileceğimin hayallerini kurardım.. Küçükken, eski zamanlara gidip tarihi çağları izlemek, gelecekte acaba nolacak gibi fantastik düşüncelerim varken artık sadece sayısal loto ve iddaa maçları sonuclarını düşünüyorum.. 3-4 defa sayısal tuttursam yeter benim için:)
Yönetmenliğini, çok sevdiğimiz Tom Hanks filmleri olan Forrest Gump ve Cast Away in de yönetmenliğini yapan Robert Zemeckis üstleniyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Michael J. Fox, Christopher Lloyd ve Lea Thompson var..
----------------
Marty McFly: Wait a minute, Doc. Ah... Are you telling me that you built a time machine... out of a DeLorean?
Dr. Emmett Brown: The way I see it, if you're gonna build a time machine into a car, why not do it with some style?
----------------
Marty McFly: Doc, we better back up. We don't have enough road to get up to 88.
Dr. Emmett Brown: Roads? Where we're going we don't need roads.
----------------
Marty McFly: Do you know where Riverside Drive is?
Sam Baines: It's on the other end of town, a block past Maple. East end of town.
Marty McFly: A block past Maple? That's, uh, that's John F. Kennedy Drive.
Sam Baines: Who the hell is John F. Kennedy?

Her bakışın bir aldatmayla sonuçlandığı, 4 kişinin arasında dönen bir aşk oyunu. Bu dördünden başkasını aramayın, çünkü filmde yoklar.. Cast seçimi bu yüzden iyi yapılmalı ki yapılmış da..
Jude Law, Natalie Portman, Julia Roberts ve bi önceki konuda geçen Sin City' nin oyuncularından Clive Owen...
film diyaloglarını yazarken en fazla eğleneceğim film olacak herhalde.. Larry karakterinin o soğukkanlılıkla sex konularını sorgulaması kendisine hayranlıkla bakmamıza neden olmuştur:)
Buyrun size bir kaç kuple..
( film afişindeki italyanca notu sizin için ingilizceye çevirdim:"those who love at first sight betrays every glance.." daha fazlasını beklemeyin..)
-----------------
Anna: We do everything that people who have sex do!
Larry: Do you enjoy sucking him off?
Anna: Yes!
Larry: You like his cock?
Anna: I love it!
Larry: You like him coming in your face?
Anna: Yes!
Larry: What does it taste like?
Anna: It tastes like you but sweeter!
Larry: That's the spirit. Thank you. Thank you for your honesty. Now fuck off and die, you fucked up slag.
-----------------
Anna: Why is the sex so important?
Larry: Because I'm a fucking caveman!
----------------
Dan: Didn't fancy my sandwiches?
Alice: Don't eat fish.
Dan: Why not?
Alice: Fish piss in the sea.
Dan: So do children.
Alice: Don't eat children either.
----------------
Larry: Is he a good fuck?
Anna: Don't do this.
Larry: Just answer the question! Is he good?
Anna: Yes.
Larry: Better than me?
Anna: Different.
Larry: Better?
Anna: Gentler.
Larry: What does that mean?
Anna: You know what it means.
Larry: Tell me!
Anna: No.
Larry: I treat you like a whore?
Anna: Sometimes.
Larry: Why would that be?

Bruce Willis, Benicio Del Toro, Josh Hartnett, Michael Madsen,Clive Owen ve niceleri.. bu kadroyu al, kamera karşısına 90 dakika oturt, yine de ortaya güzel bir şeyler çıkacağını sanıyorum.. ki filmde hareket de mevcut:)
filmin çizgi romansı görüntüsü ayrı bi güzellik vermiş.. filmdeki tüm karakterleri ayrı ayrı inceleyebilirim..ha dur bak filmi tekrar izleyesim geldi..
bu arada hayran kitlesi fazla olan Jessica Alba'nın da cast'te oldugunu eklemeden geçmeyeyim..dayak yeriz alimallah..
-------------------------------
Gail: We'll fight the cops, the mob, and anybody else who tries to move in on us. We'll go to war. Dwight: Don't be stupid, Gail. Get me a car.
Gail: Who do you think you are? You got what you wanted out of us. [Gail puts the gun to his face]
Gail: You got what you wanted out of me.
Dwight: If I don't make it back, you can have your war. [Dwight and Gail kiss]
Dwight: [to Miho] Get me a hardtop with a decent engine and make sure it's got a big trunk. [to Gail]
Dwight: I'll always love ya, baby.
Gail: Always and never.
--------------------------
Marv: Wait a second. Why'd she call you Wendy?
Wendy: Because that's my name, you ape. Goldie was my sister. My twin sister.
Marv: I guess she was the nice one.
--------------------------
Bob: It's a lotta miles into town, Hartigan. You care for a ride?
John Hartigan: Long as you stay in front of me.
Bob: Prison's made you paranoid. Talk about water under the bridge. Christ. [he takes a drag on his cigarette]
Bob: Eight years.
John Hartigan: Yeah. Eight years.
Bob: Well, if it's any consolation to ya... [he takes another drag]
Bob: ... you made me hate myself.

Amadeus, Man on the Moon filmlerinin yönetmeni Milos Forman' ın kanımca en iyi filmi One Flew Over the Cuckoo's Nest..
suçundan sıyırmak için deli rolü yapan birinin deliler hastanesindeki Don kişotluğunu anlatıyor film. "film bir şey anlatmaz gerçi, anlaşılır" diye de bi aforizmayla karizma da yapasım geldi şimdi.. Jack Nicholson' ın delileri harekete geçirmek isteyişi ama onların moronlaşmış beyinlerinin bunları kavrayamayışı.. sistem,makine,koyunlar..vs bu sözcükler sıralanabilir ama yapmıcam..
neden guguk kuşu? kendi yumurtalarını başka guguk kuşlarının yuvasına yumurlayıp onları üvey ana-babada büyüttükleri için mi, yoksa saat başı ötüp durdukları için mi? buna siz karar verin..
----------------------
Night Nurse: Mr. Turkle?
McMurphy: Where the fuck is he, why doesn't he answer her?
Taber: He's jerkin' off somewhere.
Orderly Turkle: Ain't no one jerkin' off nowhere muthafucker!
McMurphy: Turkle what the fuck are you doing in here? Go out and talk to her.
Orderly Turkle: I'm doin' the same fuckin' thing your doin'- hidin'!
----------------------
McMurphy: I can't take it no more. I gotta get outta here.
Chief Bromden: I can't. I just can't.
McMurphy: It's easier than you think, Chief.
Chief Bromden: For you, maybe. You're a lot bigger than me

the shining
Jack Nicholson... bu adam psikopat rolleriyle bir üstad.. The Shining ve Batman filmdeki oyunculuğunu da beğenirim.. The Daparted a lafım yok zaten...

batman

One Flew Over the Cuckoo's Nest

As Good as It Gets , Chinatown ve Reds filmleri de izlenilmesi gereken bir diğer filmleridir kanımca.

bölgedeki içsavaş yalnız o bölgedekiler yüzünden çıkmaz..

-----------------------
Colonel Oliver: We're here as peace keepers, not peace makers.
---------------------
Tatiana Rusesabagina: [while watching a neighbor get beaten] Do something.
Tatiana Rusesabagina: Call someone.
Paul Rusesabagina: [after shutting the gate] There is nothing we can do.

İkinci dünya savaşı dönemi yahudilerini anlatan bir başka film. ama bunu diğerlerinden ayrı kılan bi özelliği var. yaşama sevinci aşılıyor olması.
Yahudi ırkına olan baskıcı rejimin olumsuzluklarını çocuğuna hissettirmemeye çalışan oğulsever bir baba.. her olumsuzluğu oğluna ayrı bir kılıfla anlatan, onun olayları farketmemesi için çabalayan bir baba.
Yönetmenliğini Roberto Benigni'nin yaptığı bu filmde yine baba rölünde Roberto Benigni, anne rolünde Nicoletta Braschi ( ki bu 2 sinin birlikte bir de Kar ve Kaplan filmi vardır ) çocuk rolünde bu filmden 3 sene sonra Gladiator'un de oğlu olmuş olan Giorgio Cantarini..
3 de oscarı vardır bu filmin..

------------------------------
Giosué Orefice: I didn't like the train.
Guido: [to his son] Me, neither. We'll take the bus back, okay?
Guido: [to the Nazis] Did you hear that? We're taking the bus back!
----------------------------
Guido: The prize is... the prize is...
Eliseo Orefice: A tank.
Guido: Yes! Yes, the prize is a tank.
Giosué Orefice: I already have one.
Guido: No, a real one.
Giosué Orefice: A real tank?

harabeye dönmüş kentte yalnız bir piyanist...


33 sene, 17 yönetmenlik.. tamamı da film yönetmenliği değil bir de, aralarında dizi ve TV programları da var. 3 filmi aralarından ayırsak da diğerlerini sallasak ne kaybeder acaba James Cameron? bence pek fazla bi şey değil. Bu 3 film Aliens, Terminator 1 -2 ve ona 3 oscar birden kazandıran, tüm zamanların en fazla kazandıran filmi Titanic. Titanic' e lafım yok ama o kadar oscar hakedip de alamayanların yanında tek bir filmden 3 oscar almış bir yönetmen gördüğümde içim burkulmuyor da değil hani.

Ama bu 3 filme bakıldığında ne kadar da büyük biri olduğunu da gösteriyor bize. Terminator filmi hayranı olaraktan kendisine ayrı bir sevgim de var. 2009 un sonlarında çıkacağı düşünülen Avatar filmi ise seneye en çok izlemek istediğim filmler arasında ilk sıralarda.

--------------------
Titanic (1997)
Terminator 2: Judgment Day (1991)
The Terminator (1984)
Aliens (1986)

A Space Odyssey filminde makineler ile insanlar arasındaki savaş 2001 olarak gösterilmişti. bu filmde daha ileri bir tarihe atılmış.2025. Önce bu güzel haberle başlayayım:)

insanlar ile makineler arasında bir savaş korkusu teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan bir düşüncedir. İnsanlar bu senaryoyu gözünde canlandırır ve çok da korkarlar.. Fakat bu hazin sonla bizi tanıştırmak için de alabildiğine gayret sarfederler.. "makineye bir beyin yapabilirsek bir insan gibi düşünür ve insandan daha doğru hamleler yapar, hatta insanla savaşsa insanı yener" diye bi düşünce sonrası "o zaman bu beyni yapmalı ve bizi yenmeliler" diyerek mi gelişiyor bu yöndeki teknolojik gelişmeler bilmiyorum. Ama böyle bir sonu ben de beklemiyor değilim:)

Usta yönetmen James Cameron' un yazıp yönettiği gerek bilimkurgu gerekse devam filmleri arasında önemli bir yere sahip bu filmde makine adamı Arnold Schwarzenegger, insanların kurtacılığını da anne rolüyle Linda Hamilton, çocuğu rolünde ve ilerde biz insanların komutanı olacak olan Edward Furlong oynuyor.. Terminator 1ve 2 de makineler ile insanlar arası savaştan bahsedilse de savaş görüntülerine yer verilmemiş. Gelecek serilerde biraz savaş görsek hiç de fena olmaz;)
((Bu filmi begenenlere "Terminator: The Sarah Connor Chronicles" dizisini de önermeden geçemeyeceğim.. ))

----------------------------
The Terminator: I need your clothes, boots and your motorcycle.
Cigar Biker: You forgot to say please...
---------------------------
John Connor: We're not gonna make it, are we? People, I mean.
The Terminator: It's in your nature to destroy yourselves.
John Connor: Yeah. Major drag, huh?
----------------------------
John Connor: You just can't go around killing people.
The Terminator: Why?
John Connor: What do you mean why? 'Cause you can't.
The Terminator: Why?
John Connor: Because you just can't, OK? Trust me on this.

Meşhurdur, hitler dönemi almanyasını film etmek. acı çekmiş yahudi toplumunun acısını tekrar tekrar dünyaya hatırlatmak ve her seferinde bundan beğeni toplamak. Hitler'e ne kadar fazla kin kusarsan o kadar beğenilirsin, yahudiyi ne kadar düşürürsen o kadar sevilirsin.
Ama hakkı var, güzel filmler çıkıyor bu konudan. The Pianist, Vita è bella, La... seyirkeyfi yüksek, insanın içini de burkan hoş filmler..

Schindler's List ' de son zamanlarda Batman Begins ve Taken filmlerinde de gördüğümüz Liam Neeson ; beğendiğim filmler arasında saydığım The End of the Affair ,In Bruges ' da oynayan Ralph Fiennes oynamakta. Liam Neeson, devlet izni ile listesine eklediği yahudileri çalıştıran bir işadamı. bu yaptıkları bir yardım amaçlı mı yoksa ucuza işçi çalıştırıp daha fazla para kazanma amaçlı mı bilinmez.. ama listesine giren yahudilerin bundan memnun kaldıkları garanti. nede olsa işin diğer ucunda ölüm var..
Bu arada bu filmin 7 oscar ödüllü oldugunu da ekleyeyim...
----------------------------------
Amon Goeth: This is very cruel, Oskar. You're giving them hope. You shouldn't do that. *That's* cruel!
----------------------------
Amon Goeth: You want these people?
Oskar Schindler: These people. My people. I want my people.
Amon Goeth: Who are you? Moses?
----------------------------
Reiter: I'm a graduate of Civil Engineering from the University of Milan.
Amon Goeth: Ah, an educated Jew... like Karl Marx himself. Unterscharfuehrer!
Hujar: Jawohl?
Amon Goeth: Shoot her.
Reiter: Herr Kommandant! I'm only trying to do my job!
Amon Goeth: Ja, I'm doing mine.
-----------------------------------

Sen 14 dalda aday ol, 11 ini kazan, sonra gelip ben sana burda laf atayım..olmaz öle bi şey.. bi şey de yazmıcam ama..biliyoruz sizi ve hikayenizi.. hoşsunuz, güzelsiniz..
-------------------
Jack: Goodbye!
Fabrizio: You know somebody?
Jack: Of course not! That's the point! Goodbye, I'll miss you!
Fabrizio: Goodbye! I'm gonna never forget you!
------------------
Rose: Teach me to ride like a man.
Jack: And chew tobacco like a man.
Rose: And spit like a man!
Jack: What, they didn't teach you that in finishing school?